Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

Başarmak “İNANMAK”la Hâsıl Olur

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2016-04-08 15:04:04
  • 2185 Görüntülenme
  •  

    Başarı; kişinin arzuladığı bir işi istediği şekilde bitirebilmesi, başarmak istediği güzel bir şeyi yapabilmesi ve ulaşmak istediği hedefe varabilmesidir. İstediği hedefe ulaşabilen kişi, elde ettiği netice sonunda huzur ve mutluluk duyabiliyorsa “başarılı” olmuş sayılır.

    Başarılı olmak, her bireyin arzuladığı bir durumdur. Ancak her birey arzuladığı başarıya ulaşamayabilir. Başarıya ulaşmak isteyen birey, öncelikle “başarılı olamam” önyargısını ve başarıya ulaşmasının önünde engel teşkil eden alışkanlıklarını terk etmesi gerekir. Bunlarla beraber, onu başarıya götürecek ilkeleri de alışkanlık haline getirmesi gerekir.

    Başarılı olmak; ulaşmak istenilen hedefe varılacağına yakinen inanmaktır. Başarının sırrının kişinin düşüncesinde yattığını bilmek ve belirlenen hedefi çok düşünmektir. Engelleri aşmak ve aynı kulvarda mücadele ettiği rakiplerini geride bırakmaktır. Başarılı olmak, sürekli bir çaba ve gayret içerisinde olmaktır. Yardıma muhtaç olana yardımcı olmak ve hedefe ulaşıldığında bireyi sevindiren bir duygudur.

    Başarılı olmak için yerine getirilmesi gerekenler vardır. Bunlardan ilki ve önceliklisi, bireyin kendisine inanmasıdır. Çünkü başarmak inanmakla hâsıl olur; inanmak da başarıyı getirir. Tereddüt, inançsızlık, kararsızlık, başarısız olacağım psikolojisi ve gerçekten başarılı olmayı istememe düşüncesi başarısızlığın en temel sebepleridir.

    Söz konusu verilerden de anlaşılmaktadır ki, başarılı olmak için öncelikle düşüncede ne istenildiği iyice bilinmeli ve o düşünceye göre karar verilmelidir.

    İstedikleri hedefe ulaşan başarılı bireyler, başaracaklarına önce inandılar; sonra yaptılar. Başarıya ulaşamayanlar ise, önce yapmayı sonra inanmayı denediler. Unutulmamalıdır ki, başaracağına inanmak belki kesin başarıyı getirmeyebilir; ama başaramayacağına inanmak kesin başarısızlığı getirir.

    Başarılı olmak için yerine getirilmesi gereken konulardan diğer bir tanesi de, bireyin “hedef” belirlemesidir. Birey hedef belirlemeden başarıya ulaşamaz ve yaptığı işten de zevk alamaz; aynı şekilde çalışmaktan da. Erişmek istediği bir hedefi olmayan bireyin yaptığı iş çok verimli de geçmez.

    Başarılı olmak isteyen birey, erişmek istediği hedefleri sıraya koymalıdır. Unutmamak gerekir ki, uzağa gitmek için mutlak surette yakın mesafeleri aşmak gerekir. Sizce de öyle değil mi?

    Birey hedeflerini belirlerken kısa, orta ve uzun dönemli hedefler belirlemeli; günlük, haftalık, aylık ve bazı zamanlarda da yıllık planlar yapmalıdır. Belirlediği hedeflerini sürekli hatırlamak için bir yere not alması da, birey için daha verimli olacaktır.

    Birey hedeflerine varma sürecinde engeller, zorluklar, sıkıntılar ve muhtelif olumsuzluklarla karşılaşabilir. Ancak karşılaştığı olumsuzluklar ona asla hedefine ulaşma konusunda geri adım attırmamalıdır. Derinlerde dolaşmadan ve tehlikeli canlılarla yüz yüze gelmeyi göze almadan denizlerin dibindeki inciye ulaşılabilir mi?

    Birey, yaptığı işlerde istenilen verimi alabilmesi ve belirlediği hedefe ulaşılabilmesi için zamanını da çok iyi bir şekilde değerlendirmesi gerekir. Geçmişte neler yapılmış ise değiştirilemez ancak içinde bulunulan anın değeri bilinirse geçmişte yapılan hata ve yanlışların telafi edilme şansı doğar.

    Farz edin ki, her gün siz daha uyanmadan hesabınıza 86.400 altın yatıran bir bankanız olsun ama bir günden diğerine hiç bakiye devretmesin. Tutarı ne olursa olsun kullandığınız miktarı akşam iptal etsin. Düşünün! Böyle bir durumda neler yapılırdı; o altınlar son kuruşuna kadar çekilir ve kullanılırdı değil mi?

    Aslında her bireyin böyle bir bankası var: ZAMAN! Her sabah hesaba 86.400 saniye kredi vererek yeni bir hesap açmakta; her akşam ise hayırlı işlere yatırım yapılmayan kısmını silip hesaba zarar olarak kaydetmekte ve hiç devretmemektedir. Mutlak surette de, verdiği kredi miktarından bir kuruş bile fazla kullandırtmamaktadır.

    Zaman, herkes için çok önemli bir banka değil mi? Eğer zaman günlük değerlendirilmezse, önceki günün zamanı bir sonraki gün kullanabilir mi? Kesinlikle hayır! O halde yapılması gereken belli değil mi? Birey başarılı olmak istiyorsa zamanı çok iyi değerlendirmeli ve günlük verilen 86.400 saniyenin kıymetini bilmelidir.

    Başarılı olmak için yerine getirilmesi gereken konulardan sonuncusu da, bahanelerden uzak durulması gerçeğidir. Başarılı birey, engellere, zorluklara ve muhtelif olumsuzluklara rağmen çalışmaya, çabalamaya ve emek sarf etmeye devam edendir. Çünkü bireyin kendisine yapabileceği en büyük kötülük, karşılaştığı engellere, zorluklara ve olumsuzluklara teslim olmasıdır.

    Şu bir gerecek ki ilerlemenin ve çalışmanın durdurulduğu yer, engellerin bahaneye dönüştüğü yerdir. Bu kaide hayatın diğer alanlarında geçerli olduğu gibi, İslami hizmetlerde de geçerlidir.

    Allah’ın yüce davasına hizmet ederken karşılaştığı zorlukları, engelleri ve musibetleri bahane etmeden hizmetlerine ve çalışmalarına devam eden bir mümin muhakkak başarıyı yakalar. Allah’a mutmain bir kalple iman eden ve rıza-i ilahiye ulaşmak isteyen mümin, hayatının hiçbir kademesinde bahaneye yer vermemelidir. Çünkü bahanelerin öne sürüldüğü zamanlarda başarı yok olmaya mahkûmdur.

    Sözün özü: Aziz İslam davasının temel dinamikleri olan “Müslüman Gençler” başta olmak üzere, hayatta başarılı olmak isteyen her birey öncelikle başaracağına gerçekten inanmalı, hedef belirlemeli, zamanını iyi değerlendirmeli ve her ne olursa olsun bahanelerden şiddetle uzak durmalıdır. Bu kaideler eksiksiz yerine getirildiğinde başarının nasılda çabuk geldiğini göreceksiniz.