Öğle: İkindi:
4 °C
asd

REHBERİ MÜCADELE

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2015-11-03 05:59:44
  • 1442 Görüntülenme
  •  

    İnsanlık tarihi boyunca küfür ehli karşısında mücadele eden iman ehlini görürüz. Küfrün bütün yolları deneyip, iman ehline galip gelmek için yapmadığı desise kalmamıştır. Küfür ehlinin imanı zayıf olan gönüllere galebe çalması çok zor bir durum değildir. Belirli durumlardan sonra imanı zayıf olanın küfrün esiri olduğuna şahit oluruz.

     

    Allah (c.c) iyilik ve kötülük, hayır ile şer seçenekleri arasında seçme özgürlüğünü insanın hür iradesine bırakmıştır. Yapılan mücadelede devamlı hayrı düşünüp, iyilikle muamele eden karşılığnda iyilik bulacaktır. Hayatının her alanında islami kaide ve kurallara riayet etmeklede; Allah (c.c) ve Muhammed aleyhisselatu vesselamın memnuniyetini kazanmış olup, kurtuluşa erenlerden olacaktır.

     

    İnsanoğlu hayatının her evresinde devamlı hak ve batıl uğraşı içerisindedir. Müslüman, hak olan ve doğru olanlarla beraber olandır. İlk insan zamanından başlayıp, günümüze kadar devam eden hak ve batıl mücadelesinde olunması gereken yerde olup; mücadele edilen davanın menfaati için gerekirse bazen istek ve arzularından ferağat edilmesi gerekir.

     

    Allah (c.c) taraftarı olan müslüman; hayrı büyük olan islami mücadeledekaranlığın askerlerine karşı mücadele eden, aydınlığın askeri olduğuna çokça hamd ve şükür etmelidir. Allah (c.c) taraftarı olan müslüman, bugünkü dağınık ümmet içerisinde küfre boyun bükmeyen, kıyamete kadar hak üzerine galip gelecek taifeye tabi olduğu için ve insanlık içerisinde Muhammed aleyhisselatu vesselamın hayırlı ümmetinin bir ferdi olduğu için Allah (c.c) a ne kadar şükür etse azdır.

     

    Allah (c.c) taraftarı olan müslüman, kendisi üzerine yüklenen konum ve sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirip; başkalarını aldatmak, şaşırtmak veya beğendirmek gibi yapılan yapay davranışlardan uzak olandır. İnandığı değerler ve yaşadığı hayat tarzından dolayı; Rabbinin emir ve yasaklarında gevşemeyip üzülmeyen, bu yüzden çekilen çilelerin, yaşanılan sıkıntılarından ötürü şikayet etmeyen ve bu yaşadıkları sebebiyle üstün olandır Allah ın taraftarı olan müslüman..

     

    İslam davası esas alınmış mücadelede verilmesi gereken bazı bedeller vardır. Zulüm ve baskılar nedeniyle İslam ı tamamen yaşayamayan ve bunun için mücadele edemeyen, başkaca çaresi kalmadığından Allah için tüm kurulu düzenini ve yakınlarını terk ederek göç edip muhacir olmakta vardır, tıpkı Muhammed aleyhisselatu vesselam ve ashabının Mekke den, Medine ye hicret ettikleri gibi..

     

    Muhacerat hakkında yerinde bir ispatta bulunmuş olan İslam davası rehberinin dediği gibi "Muhacerat kaçmak değildir. Muhacerat mü minlerin, baş eğmezlerin güç yettiremeyince teslim olmayışlarıdır. Muhacir, yüksek dağlardan geldiği yerin kokusunu teneffüs ederken dağlar kadar büyük zulüm dağını hatırlayandır"

     

    İslam davası mücadelesinin gelişip büyümesinde yusufi mekânların da büyük bir payı vardır. Çünkü, yusufi mekanlar(zindanlar), davaları için mücadele edenlerin savaş meydanlarıdır. Elbette bu davanın yükünü yüklenen veliler, dertleriyle dertlenen rehberler bir çok şeyi göze almışlardır. Bu mücadelede; nasıl yaşanması gerektiğini, nasıl direnmesi gerektiğini, nasıl sabredilmesi gerektiğini ve bir canın Allah yolunda nasıl feda edilmesi gerektiğini gösterenlerdir davanın yükünü yüklenen önder şahsiyetler..

     

     

    Zalimlere karşı Kahhar olan Rabbi Zülcelal, İslam davası mürşidinin"Rabbimiz üzerimize sabır dök, ayaklarımızı sağlam tut ve bize o kafir millete karşı yardım et.. Rabbimiz, bizleri İslam için mücadele eden ve karanlığın askerlerine karşı aydınlığın askerleri eyle." diye ettiği dua ile bizlerinde dularını kabul eyle..(Amin)