Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

YASİN İÇİN ADALET ARAYIŞI

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2015-10-07 06:15:59
  • 1405 Görüntülenme
  •  

    Yasin ve arkadaşlarının katil zanlılarının yargılandığı ilk duruşma dün Ankara'da görüldü. Gözler mahkemedeydi. Adaletin tecelli edip etmeyeceği merak ediliyordu.

    Yasin ve arkadaşları için adalet arayışından istenilen sonuç alınmadı. Mazlumları yıllardır suçsuz yere cezalandıran yargı sisteminden pek de umutlu değildik zaten. 

    Mahkeme, dava avukatlarının tüm taleplerini reddetti ve bir tutuklu sanığı daha serbest bıraktı. Böylece tutuklu sayısı 21'e düştü. Bu gidişle, tutuklu sayısı gittikçe azalacak gibi gözüküyor. 

    6-8 Ekim katliamının sadece bir camiaya yönelik olmadığı, insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğu ve bu kapsamda değerlendirilmesi, özellikle de bu katliamın azmettiricilerinin de mutlak surette hesap vermesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkeme heyeti, bu taleplere olumlu yaklaşmadı, Yasin ve arkadaşlarını savunan 120'ye yakın avukatın talebini kabul etmedi. 

    Yasin Börü davasında, sanıkların insanlığa karşı suçtan yargılanması bekleniliyordu, bunu davayı takip eden ve hazırlanan iddianameyi bilen avukatlar ifade ediyordu. Kamuoyunun büyük bir kesiminde de bu beklenti üst seviyedeydi. Ancak beklenti gerçekleşmedi. 

    Sanıklar daha önce verdikleri ifadeleri bile reddedip çelişkili yeni ifadeler verdiler. Mahkeme heyeti, sanıkların verdiği ifadelere göre duruşmayı değerlendirmiş olmalı ki, sanıklardan birini serbest bıraktı ve duruşmayı 25 Kasım 2015 tarihine erteledi.

    Türkiye'de adalet mekanizmasının kişiye göre değiştiğini daha öncelerde de defaatle ifade etmişizdir. Yasin Börü davası öncesinde de bunu ifade ettik. 

    Niçin bunu söylüyorduk? Yaşadıklarımızdan dolayı bunu ifade ediyorduk. Sırf camide Kuran dersi verdiği için 25 yıldır cezaevinde bulunan yusufilerin yaşadıklarını, duçar kaldıkları zulmü bildiğimizden ve aynılarını birebir yaşadığımızdan dolayı bunları söylüyor ve adil bir sonucun çıkmasının zor olduğunu tahmin ettiğimizi anlatıyorduk. 

    Hiç de haksız çıkmadık. Maalesef, adaletin adil bir biçimde işlemediğine şahit olduk. Elbette bu düşüncelerimizi, nihai karar için dile getirmiyoruz. Zira nihai karar verilmiş değil. Bir sonraki duruşma 50 gün sonra. Neler olacağını, hangi kararlar verileceğini bilemiyoruz. 

    İstediğimiz ve beklentimiz; adaletin tecelli etmesi, insanlığa karşı işlenmiş bu benzersiz vahşi katliamda parmağı bulunanların hesap vermesi ve hak ettikleri cezaya çarptırılmasıdır. 

    Sanıklar ve bu vahşetin işlenmesine müsebbip olanlar, belki beşeri mahkemelerde kendilerini aklayabilecek. Ancak ilahi adaletin hiçbir zaman şaşmayacağını hatırlatmak isteriz. 

    Yasin Börü ve arkadaşlarını canavarca bir hisle katleden piyonlar ve bu katliamın işlenmesine sebep olanlar, mahkeme-i kübra'da hesap verecekler elbette. 

    Yasin Börü davasının ilk duruşmasında istenilen bir sonuç çıkmadı. Ancak birçok olumlu gelişmenin yaşandığına şahit olduk. Toplumun ehl-i vicdan kesiminin Yasin ve arkadaşlarına sahip çıkması, İslami çalışmalar yapan camia ve STK’ların birlikteliğine vesile oldu. Ayrıca, vahşete imza atan katil zanlılarıyla iş tutan kişilerin de gerçek yüzlerinin bir kez daha deşifre olmasına sebep oldu.

     

    Dava öncesinde, farklı kesimleri temsilen yüzlerce avukatın davaya destek vermesi, daha öncelerde aynı platformlarda görmeye alışkın olmadığımız sivil toplum örgütleri temsilcilerinin Ankara adliyesi önünde hep birlikte  “Yasin İçin Adalet Nöbeti” tutmaları kanaatimce davanın en önemli gelişmelerinden biriydi.

    Bu gelişme, Yasin ve arkadaşlarının pak kanlarının bereketidir. Her zaman deriz ya; şehidlerin kanları berekettir, rahmettir, vahdettir, ittifaktır, kenetlenmedir, müslümanların gafletten uyanmalarına vesiledir. Bunu açıkça gördük; şehidlerin kanlarının bereketine aramızdan ayrıldıkları ilk günden bu yana şahit olduk elhamdulillah.

    Yasin ve arkadaşlarının katil zanlılarını savunanlara gelince, aslında onlar için söylenecek pek birşey yok! Herkes hakettiği yerde bulunur, kişi kimi seviyor ve savunuyorsa onunla ve onun sevdikleriyle haşrolunur. 

     

    Allah hepimizi “sevdiklerimiz” ve “savunduklarımız” ile birlikte haşretsin.