Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2015-09-13 07:17:52
  • 1333 Görüntülenme
  •  

     

    Gıybet; bir kimsenin bir ortamda hazır bulunmadığı zaman arkasından hoşlanmayacağı bir şeyi söylemesidir. Gıybet öyle kötü bir günahtır ki, büyük günahlardan bile daha kötüdür. İnsan günah işlediği zaman günahından tevbe eder, Allah ta tevbesini kabul eder ve af olunur. Gıybette ise; gıybet eden kişi, gıybeti edilen kişi ile helalleşmedikçe Allah (cc) tarafından affedilmez. Bu konuda Resulullah (sav) şöyle buyuruyor "Gıybetten kaçınınız. Muhakkak ki gıybet zinadan daha kötüdür. Çünkü kişi bazen zina eder, tevbe eder Allah tevbesini kabul eder. Gıybet yapan bir kimse ise, gıybetini yaptığı kişi kendisini affetmedikçe Allah onu affetmez" Allah (cc), Kur an ı Kerim de, gıybet yapanı ölünün etini yiyen bir kimseye benzeterek şöyle buyurmuştur. "Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölü kardeşinin etini yemek istermi? Bundan tiksindiniz değil mi?" (Hucurat/12)

    Başkasının hakkında konuşup gıybetini yaptığımız durumlarda, konuşulan kusurun o insanda olması gıybettir, birde o kusur onda yok ise hem gıybet ve hem iftiradır. İftira cürümlerin en çirkinidir. Eğer hakkında konuştuğumuz konuyu birebir kendimiz görmemişsek, başkasından veya bir ortamdan duymuşsak muhtemelen değişime uğramıştır ve tam olarak doğru değildir. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde şöyle buyuruyor."Bir kimse kardeşini bir kusuru ile ayıplarsa, o kişi ölmeden o kusuru işler" Bir arkadaşımızın, bir dostumuzun eksik ve kusurlu yönü ile alay edip onu küçük düşürürsek, o eksikliği bizlerinde yaşayacağını çok iyi bilmemiz gerekir.

    Bir kimsenin kusurunu, ayıbını, eksikliğini kendimize söylediğimiz de bile gizli gıybet etmiş oluruz. İmam Gazali bunu "kalp ile gıybet" şeklinde tanımlamıştır. Yani bir kimsenin ayıbını insanın kendi kendine söylemesini bile reddetmiştir. İnsanlar bazen gıybetin konuşulduğu ortamlarda gıybeti edilen kişiyi tanıdığından konuyu kapatmak istediğini ima eder. Aslında konunun kapanmasını istemez ama "Boşver gitsin gıybet oluyor" gibi sözlerle gıybeti gerçekten engellemek istemez. Yine İmam Gazali bu gibi gıybetin en utanç verici gıybet biçimi olduğunu belirtmiştir.

    Laf taşımak, insanların arkalarından onları incitecek hareketler yapmak müslüman şahsiyetlerin hayatlarının hiçbir aşamasında yoktur, olmamalıdır. Çünkü, insanların arkasından kaş göz işaretleri ile yapılan hareketler de gıybet sınıfına girer. Allah (cc) Kuran ı Kerim de bu konu ile ilgili bizleri uyarıyor. "Arkadan çekiştirip duran kaş göz işaretleri ile alay edenlerin vay haline" (Hümeze/1) Yine konu ile ilgili Resulullah (sav) bir hadisinde şöyle buyuruyor."Allah ın kullarının en kötüleri; başkalarının laflarını taşıyanlar, birbirlerini sevenlerin aralarını bozanlar, suçsuz günahsız kimselerin kusurlarını ortaya çıkarmaya çalışanlardır"

    Bir arkadaşının gıybeti kendi yanında yapılan kişi, o konuşmaya müdahale etmesi gerekir. Çünkü gıybet yapan sadece konuşan değildir. Aynı zamanda kendi rızası ile dinleyendir. Gıybet yapıldığı zaman müdahale etmeyen tam olarak o gıybetin ortağı olacaktır. Konuşan kişi ile beraber dinleyende günah kazanacaktır. Peygamber efendimiz (sav) bir hadisinde "Kim ki yanında müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar"diye buyurmuştur. İşte bu hadis gıybeti yapandan çok, yanında gıybet yapıldığı halde müdahale edip kardeşinin onurunu korumayanı tehdit ediyor. Bu yüzden yanımızda yapılan gıybete müdahale etmeliyiz. Müdahale etmezsek günahına ortak olduğumuzu bilmeliyiz. Eğer engelleme şansımız yok ise en kötü ihtimalle o ortamdan derhal kalkmalıyız, uzaklaşmalıyız.

    Gıybet edip farkına vardığımız zaman, ilk önce yapmamız gereken Allah (cc) tan af dilemek olmalıdır. Sonrasında eğer yaşıyorsalar hellalik istemeliyiz veya hellalleşmenin bir yolunu aramalıyız. Çünkü bilmemiz gerekir ki, kul hakkını ne olursa olsun ödemek zorundayız. Eğer vefat etmişseler, kendilerine ömür boyu dua etmekten ve iyilik etmekten başka çaremiz yoktur. Gıybetlerini bilmeden yapabileceğimiz veya yaptığımız ihtimaliyle de, tanıdığımız insanlarla ilk karşılaşmamızda hellallik istemeliyiz.

    İnsan kişisel hakkını affedip, muhattabı için hidayet dilerse elde edeceği mukaffat diğer yolla kazanacağından daha değerli olucaktır. İslam alimlerinden Hasan Basri kendisi hakkında gıybet edene bir tabak taze hurma göndermiş ve şöyle bir not eklemiş"Duydum ki sen ibadetini bana hediye göndermişsin, bende buna karşılık vermek istedim. Kusura bakma tam karşılığını veremedim"

    Allah u Teala Kuran ı Kerim de "Bütün müminler kardeştir"(Hucurat/10) diye buyurarak müminlerin birbirlerinin tamamlayıcısı olduğunu belirtmiştir. Çünkü müslüman müslümandan sorumludur. Eğer bir müslüman bir kardeşinin yanlışını görürse, onu güzel bir şekilde ve nazik bir dille uyarmalıdır. Bu tarz olumlu bir yaklaşım insanların karşılıklı güvenini, saygısını ve sevgisini artıracaktır. Çünkü samimi bir niyetle gıybetin terk edilmesi, sadece insanlar arasındaki sevgi ve muhabbeti artırmakla kalmaz, insanın ahiretine de büyük yarar ve fayda sağlar.

    Sevaplarımızın tamamen eriyip gitmesine sebep olan gıybetten korunmak için, konuşmalarımıza dikkat etmeliyiz. Konuştuğumuzda; övünme, başkalarını küçümseme, kıskanma ve kıskandırma olmamalıdır. İçinde bulunduğumuz zamanın salgın hastalıklarından birinin de, gıybet hastalığı olduğunu bilmeli ve bu yüzden de uzak durmalıyız. Peygamber Efendimiz bir Hadisinde şöyle buyuruyor. "Ateşin kuru odunu yakması, insanın sevaplarını yok etmekte gıybetten daha hızlı değildir"

    Allah u Teala bizleri gıybet ve gıybet gibi kalbi hastalıklarından korusun ve bizleri İslam davasında dosdoğru olanlardan eylesin... (Amin)