Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

NASIL BİR GENÇLİK – 2

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2015-09-03 06:24:54
  • 1347 Görüntülenme
  •  

    İlk bölümümüzde söz konusu ettiğimiz o genç sahabeler daima Allah Resulünün yanındaydılar. O’nun dizi dibinde ilk eğitimlerini aldılar. Allah Resulünü hayat merkezlerine alıp, örnek alacakları ve takip edecekleri model olarak gördüler. Aziz İslam dini için nasıl mücadele edilmesi gerekiyorsa, nelerden feragat edilmesi ve ne zaman fedakârlık yapılması gerekiyorsa yaptılar.

    Bir Müslüman’ın yapması ve sakınması gerekenler konusunda tavizsiz oldular. Gün geldi aç susuz kaldılar, işkence, zulüm, baskı, dayatma ve boykotlara maruz kaldılar, ev ve yurtlarını eş ve dostlarını geride bırakıp hicrete zorlandılar, dünyevi çıkar ve makamın köleleri tarafından şehid edildiler… Ancak duçar kaldıkları bunca zulüm ve zorbalıklara rağmen hiçbir zaman şekva eden olmadılar. Sevgili Peygamberimizin emrinden çıkmayıp gelecek nesillere büyük ve çok değerli bir miras bıraktılar. Ve böylece ebedi saadete erişen kutlu insanlardan oldular.

    Günümüzün Müslüman gençleri de ebedi saadete erişen kutlu insanlardan olmak istiyorlarsa, Allah Resulünün ve muhterem sahabelerinin gittiği yoldan gitmeleri; Kur’an, sünnet ve İslam âlimlerinin söz ve tecrübeleri ışığında hayatlarını idame ettirmeleri gerekir. Bununla beraber (özellikle aziz İslam dinine hizmeti dava edinen) Müslüman gençlerin, şu tavsiyelere de kulak vermeleri gerekir.

    Hayatlarının en verimli ve en değerli çağının ve aynı zamanda en dinamik ve en kritik zamanının gençlik olduğunu unutmamalı; geçen her saatin önemini bilerek değerlendirmelidirler. “İki şeyin elden gitmeden, değerini anlamak zordur: Biri sağlık, ötekisi de gençliktir.” (Hz. Ali)

    Yaratılış gayelerinin Allah Teâlâ’ya kulluk olduğunu bilmeli; bu gaye doğrultusunda yaşamaya gayret etmeli ve özellikle dünya hayatının bir imtihan süreci olduğunu unutmamalıdırlar. “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” ayetini sürekli hatırlamalıdırlar.

    Allah'a karşı görev ve sorumluluklarını halisane duygularla ve layıkıyla yerine getirmeli, ibadetlerin kabulünün İhlâs’a bağlı olduğunu ve ihlâs’ın ebedi saadete vesile olduğunu unutmamalıdırlar. Özellikle de, ilim-amel-ihlâs düsturunu rehber edinmelidirler. Çünkü ilimsiz amelin bir anlamı olmayacağı gibi, ihlâs gözetilmeden yapılan bir amel de Allah katında kabul görmez.

    Amellerin boşa gitmesine sebep olan her türlü davranıştan ve özellikle riya ve gösterişten kaçınmalıdırlar. Riya ve gösteriş için yapılan ibadetin kişiye hiçbir fayda vermediğini, sevap kazandırmadığını unutmamalıdırlar.

    İslam’ın hakikatleri ve ilahi düsturlarıyla beraber, güzel ahlak önderi Hz. Muhammed (s.a.v)’in ders dolu örnek yaşam ve yaşantısını öğrenmeli, öğrendikleriyle amel etmeli ve başkalarına da öğretmeye çalışmalıdırlar. İbadet ve itaat, hayâ ve iffet, doğruluk ve dürüstlük, güler yüz ve güzel ahlak gibi davranışlarla örnek olmaya çalışmalıdırlar.

    Zamanı daha verimli değerlendirme adına mutlaka günlük, haftalık ve aylık programlar hazırlamalı ve bu programlara eksiksiz riayet etmeye çalışmalıdırlar. Okumanın, gelişme ve ilerlemenin en önemli aşaması olduğunu bilmeli ve düzenli okuma saatleri belirlemelidirler. Özellikle de, Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çok büyük ehemmiyet göstermeli ve düzenli olarak okumalıdırlar.

    İşlenen cürüm, hata ve yanlışlardan sonra muhakkak tövbe etmeli; tövbeleri çokça kabul buyuran Allah Teâlâ’nın af, mağfiret ve rahmetinden ümit kesmemelidirler. “Allah Teâlâ, çölde devesini kaybedip sonra bulan kimseden çok, kulunun tövbe etmesine sevinir” hadisi üzerinde tefekkür etmelidirler.

    “Bir kimsenin vesilenizle hidayete ermesi yeryüzünde bulunan ve güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” tavsiyesini şiar edinmeli, İslamî davet çalışmalarını (Emr-i bi’lma’ruf, nehy’iani’lmünker sorumluluğunu) aralıksız sürdürmeye çalışmalıdırlar.

    İslam’a uygun bir evlilik yapmalı, özellikle günümüzün en belirgin hastalıklarından biri olan evlilik dışı ilişkilerden ve bu yola götürecek söz ve davranışlardan şiddetle uzak durmalıdırlar.

    Kardeşlerinin dertleriyle dertlenmeli, işleriyle meşgul olmalı ve özellikle de, Din-i Mubin’in selameti yolunda istek ve arzuyla çalışmalıdırlar.

    Her gece yatmadan evvel nefislerini muhasebeye çekmeli; işledikleri cürümlerden tövbe ve yaptıkları iyilikler için de şükür etmelidirler.

    Televizyon ve internetin fayda ve zararlarını iyice bilmeli ve bu bilgiler doğrultusunda, ihtiyaç halinde ekran başına geçmelidirler.

    Gelişmelerden haberdar olmak adına, güncel konuları ve özellikle Ümmet-i Muhammedî ilgilendiren haberleri takip etmelidirler.

    Gittikleri ortamlara uyan değil, ortamları, İslam’ın yön veren ve yol gösteren hakikatlerine uyduran olmalıdırlar.

    Kötülükleri görmezlikten gelmemelidirler. Gördükleri kötülükleri düzeltmeye çalışmalıdırlar.

    Gururlu, kibirli ve inatçı olmamalı; mütevazı, cömert ve yumuşak huylu olmalıdırlar…

    “Her kim Allah’a ve O’nun Resulüne (koydukları hükümlere ve çizdikleri sınırlara) itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları Cennetlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.” [Nisa / 13]

     

    Büyük kurtuluşa erişmek dileğiyle, Allah’a emanet olunuz.