Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

NASIL BİR GENÇLİK?

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2015-09-01 06:40:26
  • 1481 Görüntülenme
  •  

    Bütün övgü ve senalar, kerem ve lütuf sahibi Allah Tebareke ve Teâlâ’yadır. Salât ve selam insanların en değerlisi, kâinatın efendisi Hazreti Muhammed (sav)’in üzerine olsun.

    Âlemlere rahmet Hazreti Muhammed (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Allah Teâlâ katında insanların en çok sevileni, genç ve imkân sahibi olmasına rağmen Allah yolundan çıkmayan (doğruluktan sapmayan) ve bu nimeti ilahi yolda (Allah Teâlâ’ya) itaat ve ibadet etmek için kullanan (genç) kimsedir.”

    Şüphesiz insan hayatının en verimli ve en değerli dönemi ‘gençlik dönemi’dir. Gençlik dönemi; heyecanın ve coşkunun en yüksekte olduğu bir dönemdir. Bu dönemde kişi, dinamik, enerjik ve çok hareketlidir. Gençlik döneminde,  kişide birçok değişimin meydana geldiği görülür. Bu değişimin etkileri hayatın her alanına sirayet eder. Tabi bahse konu ettiğimiz değişim, olumlu ya da olumsuz yönden olabilir; bu kişinin kendi elindedir.

    Ebedi hayatın varlığından haberdar olan genç, eğer ki sonsuz güç ve kudret sahibi Allah Teâlâ’nın emirlerini ve sonsuzluk aşkının nur-u ummanı Hazreti Muhammed (sav)’in nasihatlerini hayatının merkezine oturtursa yaşayacağı değişim elbette olumlu yönden olacaktır. Bu durumda hem kişi hem de toplum kazançlı çıkacaktır.

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in birçok ayet-i kerimesinde Allah Teâlâ yolunda mücadele eden, insanlığın ve toplumun huzur ve kazancı için uğraş veren örnek şahsiyetli gençlerden söz edilmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:

    Kur’an- Kerim’de, Hz. Âdem’in iki oğlundan biri olan Habil, olumlu, sorumlu, yaratıcısına ve başkalarına saygılı ve takvalı bir genç olarak anılır.

    Ayrıca Kur’an-ı Kerim;

    Hz. İbrahim’in daha genç yaştayken tek başına kavmine karşı mücadeleye giriştiğinden ve tevhid bayrağını dalgalandırmak için daimi bir uğraş verdiğinden övgüyle bahseder.

    Hz. Yusuf’un bütün olumsuz şartlara rağmen nefsine dur dediğini,  şeytanın hile ve tuzaklarından ve vesveselerinden Allah Teâlâ’nın yardımıyla kurtulduğunu bildirir.

    Hz. Musa’nın nübüvvet görevinden önce sürekli Rabbine sığındığını, tevekkül ettiğini ve hiçbir şekilde nefsinin istek ve arzularına uymadığını anlatır.

    Hz. Yahya’nın çocukluk ve gençlik yıllarında bile hikmet ehli olduğunu, ana ve babasına itaatte kusur etmediğini ve her yönüyle çocuklara ve gençlere örnek olduğunu beyan eder.

    İffet timsali Hz. Meryem’in beşeri bir ilişki olmaksızın mucizevî bir şekilde nasıl anne olduğunu ve suçlamalara karşı kendisini savunduğu açıklar.

    Ashab-ı Kehf olarak bilinen gençlerin, inançlarını yaşama uğruna ülkelerini terk edip bir mağaraya sığınmalarından ve mağarada uzun süre kaldıklarından söz eder.

    Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim, Hz. Lokman’ın genç oğluna yaptığı tavsiyelerden de söz eder. O tavsiyelerden bazıları şunlardır: “Ey oğul! Allah’a şirk koşma! Allah her yaptığını ortaya çıkarır! Namazını dosdoğru kıl! Kasılarak yürüme! Bağırarak konuşma! Takvayı esas al! Tövbeyi geciktirme! Cahille dost olma! Günahlardan ve yalandan sakın! Allah’ın isminin anıldığı meclislere katıl! İyiliği emret ve kötülükten vazgeçir! Tembel olma! Acele etme! Başa gelene sabret…” Aslında bu tavsiyeler, evrensel tavsiyeler olup Hz. Lokman’ın oğlunun şahsında tüm gençliğe yapılmıştır.

    Tabi Kur’an-ı Kerim, gönüller sultanı Hazreti Muhammed (sav)’in yüce ahlakından da söz eder; O’nu yediden yetmişe herkese örnek gösterir.

    En güzel örnek Hazreti Muhammed (sav)’in o nurlu döneminde de, şan ve şeref sahibi Allah Teâlâ’nın kutlu davası için mücadele eden, gayret sarf eden, emek harcayan, gecesini gündüze katıp insanların hak ve hakikati görmelerini sağlayan nice genç sahabe vardı.

    O genç sahabeler, Hazreti Muhammed (sav)’in Peygamberliğinin ilk yıllarından itibaren etrafında pervane olmuşlardı. Yaşlı kodamanların birçoğu sevgili Peygamberimizin ilahi çağrısına şiddetle karşı çıkarlarken, hatta bu ilahi çağrının sahibi Efendimize kastetmeyi düşünmüşlerken, gençler bu çağrıya kulak vererek kâinatın efendisinin davetine icabet etmişler ve aziz İslam dinine destek vermişlerdi.

    Sonsuz güç ve kudret sahibi Allah Teâlâ da bu destek ve yardımlarından ve de ihlâslı ve samimi davranışlarından dolayı onlara hayatları boyunca yardım etmiş, şeref ve izzet vermiştir. Daha bu dünyadayken cennetle müjdelenen sahabeler, sevgili Peygamberimizin etrafında pervane olan ve O’nu her türlü bela ve saldırılardan koruyan genç sahabelerdi. Bedir ve Uhud harbine katılan o kahraman ve korkusuz sahabelerin çoğunluğu genç sahabelerdi.

    Sahabeler arasında Hadis, Fıkıh ve Tefsir alanında öne çıkanlar Peygamberimizin genç sahabeleri, genç âlimleriydi. Medineli Ensar arasında kendilerine Kurra denilenlerin arasında 100’e yakın genç sahabe vardı. Aziz İslam dini için zulümlere ve baskılara cesaretle göğüs gerenlerin ilkleri yine genç sahabelerdi. Hz. Ali, Cafer-i Tayyar, Zübeyr b. Avvam, Talha b. Übeydullah, Sad b. EbiVakkas, Mus’ab b. Umeyr, Abdullah b. Mesud, Abdurrahman b. Avf, Suheyb, Yasir, Bilal ve diğer birçok sahabe İslam’la şereflendiklerinde yaşları çok gençti.

     

    (Devam edecek…)