İmsak: Güneş:
4 °C
asd

Gayeleri Rıza-i İlahi Olanlar Ümitsizliğe Düşer mi?

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2015-06-15 13:54:12
  • 1899 Görüntülenme
  •  

    Evvela, geride bıraktığımız seçim döneminde canla başla ve maddi manevi bütün imkânlarını seferber ederek çalışan, çabalayan, gayret sarf eden ve engellere, tehditlere ve muhtelif zorluklara rağmen ev ev, esnaf esnaf dolaşarak yüz binlerce insana ‘YÜCE DAVA’yı götüren genç-yaşlı, kadın-erkek bütün dava arkadaşlarımı can-ı gönülden tebrik ve takdir ediyorum.

    Rabbim, rıza-i ilahiye erişmek hedefiyle gece gündüz demeden çalışan fedakâr, cefakâr ve kadirşinas kardeşlerimden razı ve hoşnut olsun. Dünya ve ahirette de, kendilerine ve ailelerine huzur ve mutluluklar nasip etsin.

    Kısa tutmaya çalışacağım bugünkü yazıma bir soru ile başlamak istiyorum: Allah-u Teâlâ’ya ve Resul-i Ekrem (sav)’e mutmain bir kalp ile iman eden ve yaşamını Kuran ve sünnet doğrultusunda sürdüren müminler için ‘Rıza-i İlahi’ye ulaşmak, dünyevî bütün kazanım ve başarılardan, geçici makam ve mevkilerden daha öncelikli ve daha hayırlı değil mi?

    Evet, muhakkak öyledir. Dayanağı Allah olan ve İslam dairesi dışına çıkmadan yaşamlarını sürdüren müminler için Cenabı Allah’ın rızası her şeyden ve dünyevî bütün kazanç ve kazanımlardan daha evladır. Çünkü rıza-i ilahiye ulaşmak müminlerin hayatlarındaki en büyük hedeftir. İşte bu yüzden de, müminler yaşamlarını daima rıza-i ilahi hedefi doğrultusunda sürdürürler.

    Hedeflerinde şaşma ve sapma olmayan müminler dünya hayatında her ne ile karşılaşırlarsa karşılaşsınlar,hangi engeller önlerine çıkarsa çıksın hiçbir zaman umutsuzluğa ve ümitsizliğe düşmez, inanç ve heyecanı kaybetmez ve rehavete kapılmazlar. Her hal ve durumda ümit ve inançlarını muhafaza ederler. Tavizsiz, kararlı, sabırlı ve sürekli söz birliğiyle hareket eder ve geleceğe umutla bakarlar. Yaptıkları işlerin karşılığını/mükâfatını muhataplarından değil, sadece Allah-u Teâlâ’dan beklerler.

    Dünyevî bir başarıya/makama ulaşılması için yapılması ve yerine getirilmesi gereken her ne varsa muhakkak yerine getirirler. Yapacakları işleri en ince ayrıntısına kadar düşünür ve değerlendirirler. Belirledikleri hedefe ulaşılması için istişare ile bazı önemli kararlar alırlar. İşlerin daha rahat yürümesi ve yapılacakların eksiksiz olması için planlı ve programlı olmaya gayret gösterirler. Daha sonra ise, öncelik sırasına göre gerekli adımları atmaya başlarlar.

    Gayeleri rıza-i ilahi olan hak yolun yolcuları müminler, üzerlerine düşen görev, sorumluluk ve vazifeleri noksansız yerine getirdikten sonra Allah-u Teâlâ’ya tevekkül ederler. Başarının Allah-u Teâlâ’nın takdir etmesiyle gelebileceğinden zerre şüphe duymazlar.

    Hedeflerinde başarıya ulaştıklarında rükû ve secdeyle Rablerine şükrederler. Engeller, zorluklar ve muhtelif sıkıntılar ile karşılaştıklarında da aklıselimle hareket eder ve sabrederler. Bekledikleri gerçekleşmedi diye üzülmez ve kesinlikle işlerinde, hizmetlerinde gevşeklik ve uyuşukluk göstermezler. Gelecek aydınlık günler için hiçbir zaman ümitsiz ve umutsuz olmazlar.

    Aziz İslam dinine hizmet etmeyi dava edinen ve bu doğrultuda rıza-i ilahiye erişmek için yaşamlarını idame ettiren hak yolun yolcuları müminler, yaptıkları işlerin sonucu her ne olursa olsun elde edilen ‘netice’ de muhakkak bir hayır ve hikmet olduğunu mülahaza ederler ve kesinlikle ümitsizliğe düşmez, hizmetteki heyecanlarını kaybetmezler.

    “Bizim vazifemiz hizmettir. Netice Cenab-ı Hakk’a aittir. Biz vazifemizi yapmakla mecbur ve mükellefiz. Vazifemizi yapalım, vazife-i İlahiye’ye karışmayalım” diyen Üstad Said Nursi’nin tespitindeki hakikati hiçbir zaman düşüncelerinden ırak tutmazlar ve bu çizgide yaşamlarını sürdürürler.

    “Üzülmeyin, gevşemeyin. Eğer (mutmain bir kalp ile) inanıyorsanız en üstün olanlar sizlersiniz” ilahi mesajındaki uyarı ve müjdeyi düşünerek büyük bir şevk ve heyecanla yüce davayı insanlara götürmeye, anlatmaya ve gayesi rıza-i ilahi olan ve asla ümitsizliğe düşmeyen müminlerin haykırdığı gibi her platformda en gür seda ile İslam’ın hakikatlerini haykırmaya devam ederler.

     

    Allah-u Teâlâ gayesi rıza-i ilahi olan müminlere dünya ve ahirette saadetler ve muvaffakiyetler nasip etsin ve sayılarını çoğaltsın. Bizleri de, daima hakkı haykıran, çalışmalarda gevşeklik göstermeyen, aziz davaya hizmet aşkıyla dolu olan, ümit, inanç ve heyecanını hiçbir hal ve durumda kaybetmeyen Müslümanlardan eylesin. Ve ayaklarımızı hak olan yüce İslam davası üzerinde sabit kılsın.