Öğle: İkindi:
4 °C
asd

MODERN ÇAĞIN İLKEL KORKUSU: KITLIK ENDİŞESİ

  • Mustafa GÜLTEKiN
  • 2021-01-22 17:30:45
  • 334 Görüntülenme

  • İnsanlık var olduğu günden beri  kıtlık korkusu  belirli yerlerde  her dönem yaşanmıştır . Ama tarihin hiçbir döneminde insanları bu denli bir kıtlık korkusunun sardığı  vaki değildir belki de . Bunda sekiz milyara dayanan insan sayısı ve onların resmen doğaya savaş açar gibi yaptıkları eylemlerin sonuçları büyük rol oynuyor. Tabi bunun doğal sonucu olarak kuraklık da kaçınılmaz oluyor. Hele  bir de rızık endişesi eklenince yarına çıkacağı belli olmayan insanoğlunu kıtlık korkusu sarıyor.

     Şimdi eski zamanlarda yaşanmış bir kölenin adeta çağlar ötesine ders veren hikayesine kulak verelim: “Bir zamanlar Belh’de müthiş bir kıtlık vardır. İnsanlar yiyecek bir şey bulamamakta ve bu yüzden hiç kimsenin yüzü gülmemektedir. Herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda Şakîk-i Belhî hazretleri¸ çarşıda neşeli bir köle görür ve ona: “Ey köle¸ herkes üzüntü içindeyken¸ senin neşelenmenin sebebi nedir?” diye sorar. Köle; “Niçin üzüleyim. Benim efendim zengin bir kimsedir. Beni aç¸ açık bırakmaz ki!” der. Şakîk-i Belhî hazretleri¸ kölenin bu sözü karşısında: “Aman ya Rabbi! Az bir dünyalığı olan şu köle böyle neşeli. Hâlbuki sen bütün canlıların rızıklarına kefil oldun. Biz niçin gam ve keder içinde olalım” diyerek dünya meşguliyetlerinden elini çeker. Samimi bir tövbe ile Allah’a (c.c.) yönelir ve maneviyat âleminin seçkin simaları arasındaki yerini alır. İbrahim Edhem hazretlerinin sohbetlerine başlar ve ondan feyiz alarak olgunlaşır…

    Ne güzel demiş Hasan Basri: "Kuran’ın iki kapağı arasındakileri okudum. 90 yerde Allah’ın rızka kefil olduğunu gördüm. Sadece bir yerde ise şeytanın insanı fakirlikle korkutacağını gördüm. Ve insanın, Rabbinin 90 yerdeki vâdini unutup şeytanın sadece bir yerdeki yalanına kandığını da gördüm."  İnsanların rızkı insanlara bağlı olsaydı vay o rızık bekleyenlerin haline! 

    Kıtlık olmasın diye dualar edildi. Duaların neticesi olarak Yüce Allah rahmetini esirgemedi bizden. Evet beklenen yağışlar geç de olsa geldi.  Bir nebze olsun,  insanlar arasında dolaşan kuraklık ve  kıtlık söylentileri  son günlerdeki bereketli yağışlardan sonra daha kısık sesle söylenir oldu. Tabi bu yağışlar kimilerini mutlu etti, kimilerini evsiz barksız bıraktı, kimilerini de canından etti. Mutlu olan taraf; ürün sahipleri ve kıtlıktan korkan insanlar. Mutlu olmayan taraf; başta İdlib olmak üzere bir çok yerdeki  çadır kamplarında yaşam mücadelesi veren kardeşlerimiz ve onlarla aynı kaderi paylaşanlar. Evi barkı olmayıp sokakta kaldıkları için donarak canından olanlar ve basına yansıdığı için gördüğümüz Sami Baba lakaplı yaşlı bir adam. Donarak ölmek…  Kim bilir bu insanların ne hayalleri vardı, bizim kurduğumuz hayaller gibi…   

     Rahmeti sonsuz Yaradan herkesi farklı sınava tabi tutar. 

    Şimdi biraz muhasebe yapalım. Dünya nimetleri için istediğimizi mümin kardeşlerimiz için istiyor muyuz? Onların evsiz kalmaları, aç kalmaları ve en kötüsü de canından olmaları bizi ne kadar rahatsız ediyor. Sıcacık evlerimizde, karnımız tok, yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızdayken, ayak ayak üstüne atıp gerçekle bir ilgisi olmayan dramatik dizi ve filmler izlerken o kardeşlerimizin o sahnelerin gerçeğini yaşıyor olmalarını düşünebiliyor muyuz?  Ama şunu unutmamak lazım: ‘’akıldaki kıtlık, dünya nimetlerindeki kıtlıktan çok daha tehlikeli; çünkü aklın kıtlığı açlık kadar belli etmez kendini.

    Fi Emanillah…