Öğle: İkindi:
4 °C
asd

RÜŞVET ALAN DA VEREN DE MEL’UNDUR

  • Mustafa GÜLTEKiN
  • 2020-12-25 16:54:23
  • 341 Görüntülenme

  •  Haramların normal, helallerin anormal olduğu bir devirde yaşadığımız, su götürmez bir gerçek. Maalesef her geçen gün bu durum daha da kötüye gitmekte. Sizi biraz eskilere götürelim.  Eski derken asırlar öncesine değil  26 yıl öncesine...

    Batman'ın eski(meyen)  belediye başkanı merhum Salih Gök’ün zamanına... 27 Mart 1994’te Refah Partisinden  Belediye Başkanı seçilmiş ve toplam 3 yıl 8 ay 17 gün görev yapabilmiş. Ama bu kısa süre içerisinde deyim yerindeyse Batman’ı Batman yapmış. Gelir gelmez Belediyenin girişinde, hizmet binası yazısının yerine  “Rüşvet alan da veren de mel’undur” hadis-i şerifini yazdırmış. Yazdırmakla kalmamış resmen rüşvete savaş açmış. Büyük ölçüde başarılı da olmuş. Ne yazık ki daha fazlasına ömrü yetmeden ebediyete irtihal etmiş.

    Mel'unun kelime anlamına bakalım önce:

     - Allah tarafından lanetlenmiş olan, lanetli

    - Lanetlenmiş kimse

    - Nefretle karşılanan, kötü

    Günlük hayatta birine lanetlenmiş, lanetli veya Allah tarafından kovulmuş diye hitap edersek sonucunu az çok tahmin edebiliriz. Ama düşünebiliyor musunuz, insanlar artık bu vasıflarla anılmaktan nerdeyse hiç rahatsızlık duymadan ve pişkin bir şekilde normal yaşantılarına devam ediyorlar. Daha da normal olan çevrelerindeki mütedeyyin geçinen kişilerin bu duruma sessiz kalmaları. Bu acı gerçekler her gün yaşanırken gözden kaçırdığımız bir gerçek var. Rabbimiz bu tür olayların yaşandığı devirlerde bela ve musibetleri sadece sapkınlık yapanlara değil sessiz kalanlara da musallat eder. Lut kavmi örneğinde olduğu gibi. Helak oldukları o meşhur gecede teheccüde kalkan insanlar da helak olmaktan kurtulamamış.

    Rüşvetin yaygınlaştığı ve sıradan hale geldiği toplumlarda devletin verdiği yetkiyi gayri meşru bir şekilde kendi kişisel çıkarları için kullanan memurların sayısı hiç de az değil.  .Bu arada yanlış anlaşılmasın benim kastettiğim kesim, gecesini gündüzüne katmış, emek vererek memur olmuş kişiler değil. Para karşılığı bir yerlere gelip,  geldiği yerde de liyakatsizliğinden dolayı haktan sapan kişilerden bahsediyorum. Çoğumuz da bu tür insan(cık)ların yapıp ettiklerinden ve yedikleri kul hakkından bihaber değiliz. Rabbimiz de kul hakkını, hak sahibinin affı olmadan affetmeyeceğini söylemiştir.

    Şöyle bir düşünelim. Devlet dairesinde memur olanlar en fazla 30-40 yıl çalışabiliyor. Bu kısacık dünya hayatı uğruna sonsuz ahiret hayatını tehlikeye atmak akıl karı mı? Bu makama sahip olabilmek için belki binlerce tanımadığımız insanın hakkını gasp etmişizdir. Bu tür bir durumda helalleşmek istesek dahi bunu başarabilir miyiz?  Hakkını yediğimiz kişi veya kişiler hayatta mı, bu şehirde mi yaşıyor. Teker teker bulsak bile haklarını helal edecekler mi? Kim bilir…

    ‘’Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar ‘’ demiş büyükler. Rüşvet alıp verenlerin olduğu bir yerde insaf ve merhamet sahibi kişiler mumla aranır hale gelir. Şimdiye kadar böyle gelmiş bundan sonra da böyle gider diye bir şey yok. Yapılan yanlışları gördüğümüzde sessiz kalmak yerine uygun bir dille uyarmak birçok şeyi değiştirir. En önemlisi de uyarırken onları tefekküre sevk etmek ve kulluk vazifelerini hatırlatmak. Bunu başarabildiğimiz zaman birçok sorunun kendi kendine hallolduğunu görebiliriz.

    Fi Emanillah…