Öğle: İkindi:
4 °C
asd

KÜRESEL TERÖRİZM

  • BEDRETTİN AYBEK
  • 2020-12-23 12:22:05
  • 147 Görüntülenme
  •                                                   

           Şeytanın Hz. Âdem’e ilk saldırısı henüz Hz. Adem’e ruh verilmeden başlamıştı. Hz. Âdem’in hiç bir şeyden haberi yokken Şeytan önce kıskançlık daha sonra düşmanlık ederek tavrını sürdürdü. Hz. Adem’in durumu Habil’in masumiyetine benzer. Sadece ve sadece hak ile batılı açıklayıp insanları kurtuluşa davet ettiği için kindar ehli küfrün nice masum Peygamberi katledildiği gibi… Milyonlarca Afrikalı insanın evlerinden alınıp ABD ve Avrupa’da köle olarak ölümüne çalıştırılması, öldürülmesi kimi zaman pazarlarda alınıp satılması gibi… Afganistan, Irak, Filistin, Cezayir, Libya ve nice Afrika ülkelerini batılı zorbaların sömürmekle kalmayıp milyonlarcasını her türlü vahşi muameleye tabi tutması gibi.

               Özellikle son 200 yıl içinde Batının beyaz adamları Silah yapacak kadar teknolojiyi öğrenir öğrenmez elde ettikleri bu güç ile kendileriyle menfaat ortaklığı yapmayan tüm zayıf devletleri bir bir talan etmeye; karşı çıkanları toplu kıyıma tabi tutmaya başladı. Esasında batı zihniyetinin geçmişinde sürekli zulüm baskı ve vahşet vardı. İlk Haçlı seferinin başladığı 1100’lü yıllarda ellerinde güçlü bir silah teknolojisi olmadığı için küresel ölçekte etkiye sahip olamıyorlardı. Fakat bu medeniyetsiz Batılı yönetimler; ellerine geçirdikleri yıkıcı teknoloji ile buluşunca, adeta tüm Dünyanın başına bela oldular. Sınır tanımaz oldular.

              2000’li yılların başına kadar kendilerini dünyaya insan hakları savunucuları olarak tanıtmayı başardılarsa da günümüzde insanlığa yutturmaya çalıştıkları tüm kriterlerin aslında sadece ABD ve Avrupa’nın doyumsuz isteklerini garanti altına almak için olduğu gün gibi ortaya çıkmıştır. Menfaatleriyle çelişen kriterlerinden bir bir vazgeçmeye başladılar. Tıpkı Arapların İslam öncesinde yaptıkları helvadan putlarını acıkınca yemeleri gibi. Artık demokrasi putu da iş görmez olmaya başlamıştır. Tıpkı Mısır’da Seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammet Mursi ve Yönetiminin batı ve uşaklarının desteğiyle darbeyle lağvedilmesi gibi. Cezayir’de Yapılan iki turlu seçimin 1.sinde iktidarlık için yeterli oyu alan İslami Selamet Cephesinin Hükümeti kurmasına tahammül etmeyen başta Fransa olmak üzere batılıları ikinci turu iptal edip kukla bir yönetim kurması gibi..

    Macron gibi devlet adamları artık içlerindeki kini gizleme ihtiyacı bile hissetmeden düşmanlığını aleni yapmaya başladı. Nitekim en son Charlie hebdo alçağının Peygamberimize hakaret eden karikatürlerini okul kitaplarına işlemeleri; kinlerinin ne kadar büyük olduğunu açıkça gösteriyor. Şeytanın Hz. Adem’e mutlak düşmanlığının tezahürü gibi… 

        Emperyalist zorbaların son iki yüz yılda zayıf Müslüman halklara karşı yaptığı küresel terörizmin kurbanları yüz milyonlarla ancak ifade edilebiliyorken pişkince Müslümanları Hz. Muhammet(SAV)i haşa şiddet ile anmaları akla ziyan bir durumdur. Esasında onlar da böyle olmadığını çok iyi biliyorlar. Fakat yüzyıllarca başka ülkelerin yerüstü ve yer altı zenginliklerini çalmaya alışmış ve bu şekilde yaşadıkları bolluğu, geçen yüzyıldaki gibi rahat elde edemedikleri için kemiğini kaybeden köpek misali kuduruyorlar. İşte bu sebepledir ki kinleri o kadar çok birikmiş ki, artık kusmak zorunda kalıyorlar. Tıpkı kan emen sülüklerin bir süre sonra içtikleri kanı kusmaları gibi…

         Tüm bunlara rağmen Müslümanların etnik, mezhep veya basit görüş ayrılığından dolayı esas zalimleri görmeyip birbirlerine acımasız tutumları anlaşılır gibi değil. Anladığım tek şey; Şeytanın bizi birbirimize kırdırmak için karşı yapığı kışkırtma oyunlarına geldiğimizdir. Yüzyıllarca bizleri ve  tüm ümmeti yok etmek için elinden gelen hiçbir fırsatı kaçırmayan batılılarla çok kolay bir şekilde barışıp müttefik oluyor, bir dizi dostluk ve ticari anlaşmalar yapabiliyoruz. Çünkü Şeytan ve dostlarının hoşuna giden bir durumdur bu. Bu tür dostluklara(!) itirazı ve müdahalesi olmaz olamaz. Fakat basında herhangi bir Müslüman ülkenin, Cemaat, dernek veya camianın kendilerince bir hatasını duyar duymaz haddinden fazla ağır eleştiriler yapılabiliyor. Özellikle Müslüman yazarların yada yetkili şahısların hatta cemaat veya İslami çevrelerin benzer menfi eleştirilerde bulunarak İslam düşmanlarının oyununa geldiğimizi fark edemiyoruz. Bunu sadece bir ülke ,cemaat veya camia için söylemiyorum. Üzülerek ifade edeyim! Biz Ümmetin büyük çoğunluğu, bu hastalık derecesindeki tutumumuzu yüzyıllardır düzeltmiyor, düzeltemiyoruz. Son bir yıldır yaşadığımız virus hastalığından çok daha şiddetli, ölümlü ve bitmez tükenmez bir hastalık gibi…

         Bu yüzdendir ki İslam düşmanları bizim parçalanmışlığımızı kullanarak kolaylıkla fiili veya siyasi olarak bizi birbirimize düşürebiliyor; silahlarını uyduruk düşmanlara(!)karşı bizlere satabiliyorlar. En son ABD’nin Suudi Amerika’ya sattığı 25 milyar dolarlık silahlar gibi. Yine Akabinde Birleşik Arap Emirlikleriyle beraber şimdiye kadar toplam dört Arap devletini İsrail denilen terör şebekesiyle normalleşme karşılığında sattığı milyarlarca dolarlık silahlar gibi...