Öğle: İkindi:
4 °C
asd

ASGARİ DEĞİL İNSANİ ÜCRET

  • Mustafa GÜLTEKiN
  • 2020-12-11 16:53:38
  • 510 Görüntülenme


  • Bilindiği üzere her yılın sonunda asgari ücreti belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanıyor. Günlerce 7 milyon civarı kişi ve ailelerini ilgilendiren kararı vermek üzere toplantı üzerine toplantı yapıyorlar. Dolayısıyla milyonlarca ailenin gözü kulağı bu toplantılardan çıkacak kararda. Tatmin edici bir netice çıkar mı bilinmez ama; gelir adaletsizliğin devam edeceği gün gibi ortada.

     

    Bunun sebebini sadece devlet veya  hükümet olarak görmek, at gözlüğüyle bakmaya benzer. Bu noktada herkese düşen ‘’kendimiz için istediğimizi mümin kardeşimiz içinde istemek’’ düsturunu kendimize rehber edinelim ki gerçek manada iman etmiş olalım.

    Bizim maaşımız dolgun olsun da başkasının ne kadar maaş aldığı umurumuzda olmuyorsa, bu iman zayıflığının göstergesidir. Çevremizde öğretmen, doktor vs mesleklerinde çalışan ve asgari ücretin en az 2 katı maaş alanların, "Aldığım maaş ile geçinemiyorum" dediklerine şahit olmayanımız yoktur sanırsam. Bu serzenişte bulunanlara soruyorum: Siz o parayla geçinemiyorsanız, asgari ücretle geçinmeye çalışan veya bu ücretin daha da altında çalışmak zorunda olan kardeşlerimiz nasıl geçinsin? Bu kardeşlerimizin sesi olmak bizim kulluk vazifemizdir. Yani kendimiz için istediğimiz şeyi mümin kardeşimiz için de istemeliyiz. Asgari ücretle çalışanlar ile devlet dairelerinde çalışan işçi ve memurlar karşılaştırıldığında

    sanki devlet memuru ülkenin öz evladı, asgari ücretle ve altında çalışanlar ise üvey evladı gibi bir sonuç çıkıyor. Böyle olunca da herkes öz evlat olmak için ne gerekiyorsa yapıyor: Adam kayırma, rüşvet, kul hakkına girme… Devlet memurları, kadrolu işçiler ve asgari ücretli vatandaşların gelir düzeyleri ve çalışma saatleri arasındaki fark  azalırsa, bakın eşit olsun demiyorum, azalırsa diyorum, büyük ölçüde memnuniyet sağlanmış olur. O zaman herkes memur olmak için çırpınmaz, ömrünü sınavlara girmeye adamaz.

     

    Hatta devlet dairesi olsun da çaycılık yaparım, tuvalet bile temizlerim diyenlerin sayıları her geçen gün artmaya devam ediyor.  Buna vereceğim örnekler durumun vehametini ortaya koyuyor. Geçenlerde Batman’da İŞKUR üzerinden temizlik işçisi alımı yapılmıştı. Buna çok sayıda ön lisans, lisans ve yüksek lisans muzunu başvurmuştu. Bunların çoğu özel sektörde(sömürü sektörü desek daha doğru olur) çalışan insanlardı. Adamlar özel sektörden, kurtulmak için ‘’devlet dairesi olsun da ne olursa olsun’’ düşüncesine bürünmüşlerdi. Halbuki okul okurken biri onlara ‘’mezun olduktan sonra temizlikçi olup tuvalet temizleyeceksin dese’’gülüp geçerlerdi. Ama şimdi gülecek halleri kalmamış, ağlayacak ve ağlanacak hale düşmüşler.

     

    Devlet memurlarına, kadrolu işçilere ve bürokraside üst düzey maaş alanlardan bir ricam var. Maaşınızı aldığınızda 2324 TL alın ve deneme amaçlı onunla geçinmeye çalışın. Bakın bakalım her istediğinizi alabiliyor musunuz? Çocuğunuz ‘’baba bana şunu al’’ deyince alamadığınızı bir düşünün. Canınız dışarıda bir şey yemek isterken yokluktan yiyememe durumuna bir düşün ve nasılmış görün. Anlaşılması için bunlar sadece birkaç örnek. Daha neler vardır duymadığımız… Burada yazmakta bile zorlandığım birkaç örnekten daha da kötü koşullarda hayat yaşayan insanları düşünün.

    Madem refah düzeyini yükseltmek için adımlar atılıyor, asgari ücretle geçinmeye çalışan 7 milyona yakın insanın ve o ücretin altında çalışmak zorunda kalanların çalışma şartları iyileştirilerek işe başlanabilir. İnsan onuruna yaraşır bir yaşamı, bütün vatandaşlara sunması en önemli görevi olmalıdır devletin. Asgari ücret değil insani ücret verilmelidir. Bizim de yegane temennimiz budur.

    Fi Emanillah…