Öğle: İkindi:
4 °C
asd

ADRESE DAYALI KAYIT SİSTEMİ İFLASIN EŞİĞİNDE

  • YUNUS ER
  • 2019-09-04 10:22:31
  • 482 Görüntülenme

  •                 Geçen hafta ilkokula kayıt konusuna değinmiştik. Bu hafta da liselerdeki duruma göz atıp lise eğitimi ile ilgili görüşlerimizi yazacağız.

                    TEOG sınav sisteminin kaldırılmasıyla liselere artık öncelikle LGS puanına, LGS puanına göre öğrenci alan okulların kontenjanlarının dolmasından sonra kalan öğrenciler de Ortaokul başarı puanına göre okudukları okula göre en yakın liselerden başlamak üzere yerleştirilirler. Ancak liselerde kontenjan sorunu olduğu için, her isteyen öğrenci en yakın liseye, özellikle Anadolu Liselerine, gitme imkânı bulunmamaktadır. Dolayısıyla mahalle mektebi dediğimiz en yakın liseye yerleşme de herkes için geçerli değildir. Kontenjan kadar öğrenciler başarı puanına göre yerleştirildikleri için ortaokul başarı puanı yüksek olanlar öncelikli olarak istedikleri liselere yerleşebilmektedirler.

                    İşte bu aşamada adres değiştirme hilesi ortaya çıkmaktadır. Özellikle ikamet ettikleri yerde çocuklarını okutmak istemeyen veliler, ki  buna ilçelerde ve ilçelerin köylerinde ikamet edenler dahildir, kayıt esnasında adres değiştirmek suretiyle çocuklarını istedikleri okullara göndermektedirler. Özellikle pansiyonlu okullarda çocuklarını okutmak isteyen veliler bu yola daha çok başvurmaktadırlar. Nedeni de ikamet ettikleri yerdeki liselerde verilen eğitime güvenmemeleri, ya da taşıma yoluyla çocuklarını okutmak istememeleridir. Bu sene kısmen delilen adrese dayalı kayıt sistemi önümüzdeki yıllarda artık su tutmaz hale gelecek, ilçelerdeki okullar boşalacak, merkezdeki okullarda yığılma meydana gelecek. Zaten en iyi sitemi iki yıl içinde içinden çıkılmaz hale getirmekte üstümüze yok.

                    Diyeceksiniz ki, o da çocuk bu da çocuk ne fark eder. Fırsat eşitliği bakımından fark yok ancak, evinin önündeki okulu kıl payı kaçıran öğrenciler de daha uzak okula servisle gitmek zorunda kalmaktadırlar. Bu da ayrı bir haksızlığı ortaya çıkarmaktadır. Ülkemizde okullar arasındaki başarı farkı yüzde 60’lar civarındadır. Bu kadar farkın olduğu bir ortamda fırsat eşitliğinden bahsetmek ne yazık ki mümkün değildir.

                    Ülkemizde zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla liselerdeki eğitim kalitesi de düşmeye başladı. Mesleki eğitimin cazip olmaması nedeniyle velilerin büyük çoğunluğu çocuklarını akademik liselere, yani Anadolu liselerine göndermek için çabalamaktadırlar. Ancak kontenjanların sınırlı olması nedeniyle bu mümkün olmamaktadır. Bu seneki kayıtlarda da Anadolu liseleri tamamen dolmuş olmakla birlikte, meslek liseleri ve imam hatip liselerinde ise kontenjanların bir çoğu boş kalmış durumdadır. 28 Şubat darbesinin açtığı yara maalesef hala devam etmektedir. İmam hatipleri kapatma uğruna ülkede bütün mesleki eğitim felç edildi. Meslek liseleri sadece notu düşük  öğrencilerin gittiği okullar olarak algılanmaya başlandı ve ne yazık ki öğrencilerimiz geleceği tehlikeye atıldı.

                    Peki Anadolu liselerine kayıt yaptırınca sorun bitiyor mu? Yoksa yeni mi başlıyor. Çünkü bu liseleri bitiren yüzbinlerce öğrenci var ve bunların hepsi de bir üniversiteye gitmek istemektedir. Kontenjanlar ve işe yarar bir bölümler de az olduğuna göre ver elini kurs merkezleri. Ne yazık ki üniversite kapısı bir sömürü kapısına dönmüş durumda. Lise eğitimi okulda yeterli verilmediği için veliler ve öğrenciler çareyi dershanelere gitmekte buluyorlar. Bu da büyük bir sermaye ve dönüşümü demektir, ama aynı zamanda ailelerin maddi kaybı demektir. Öyle ki, ailesini zar zor geçindiren aileler bile çocuklarını dershaneye göndermek zorunda kalmaktadırlar. Peki bu da çözüm mü?

                    Lise eğitimi maalesef can çekişmektedir. Ezbere dayalı sistem öğrencilerdeki öğrenme aşkını bitirmiş durumdadır. Öğrendikleri hayatın pratik alanında uygulayamayan bir öğrenci kitlesi ile karşı karşıyayız. Öğrendiklerinin akılda kalma süresi sadece bir sınav süresi kadar olan öğrenciden ne bekleyeceksiniz. Hayattan kopuk hiçbir ders kalıcı olamaz.  Sınav odaklı eğitim sistemi sadece köle yetiştirir. Üretim adına hiçbir şeyin olmadığı bu eğitim sisteminde, tüketim çılgınları yetişmektedir. Gelinen sonuç ise başka ülkeler için iyi bir pazar olmaktan ileri gitmemektedir.

                    Temelleri sağlam olmayan eğitim sisteminin toplumu getirdiği son durum bu. Okumayan, araştırmayan, üretmeyen, sorgulamayan ama tüketmeyi seven, sürekli eleştiren, sürekli şikayet eden bir toplum.

                    

    YUNUS ER
    YUNUS ER
    KÖŞE YAZARI
    BİYOGRAFİ