İmsak: Güneş:
4 °C
asd

Duyulsun artık yusufların sesi

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2016-09-04 09:30:17
  • 1305 Görüntülenme
  •  

    Yusufîler... Yani, İslamî yaşantıları ve çalışmalarından dolayı hedef tahtasına oturtulmuş ve enva-i çeşit kumpaslar sonucu zindana tıkatılmış mazlumlar... Hürriyetleri yıllardır ellerinden alınmış fedakar ve cefakar Müslümanlar... 

    Bugünlerde gündemimizdeler... 15 Temmuz emperyalist işbirlikçi darbe girişiminden sonra Fesat şebekesi FETÖ'nün mağdur ettikleri konuşulmaya başlanınca, belirli bir süre gündem yapılmayan zindan bahadırlarımız yeniden gündemimizin ilk sırasındalar... 

    Gündem yapmadığımız zamanlarda da unutmamıştık davamızın gonca gülleri aziz Yusufî ağabeylerimizi... Unutmak mümkün mü ki onları? Değildi(r) elbet!

    Zindan bahadırı Yusufîlerimiz haksız yere cezalar aldılar, yıllarca zindanlarda bırakıldılar... Toplum düşmanlarının İslamî kesimlere ve Müslüman şahsiyetlere topyekûn savaş başlattığı karanlık bir dönemde, tüm Müslümanların izzeti ve toplumun geleceği için nefsi müdafaada bulundular...

    Genç nesli cehalet bataklığına sürükleyen İslam düşmanlarının çalışmalarına karşı, genç yaşlı yediden yetmişe herkesi camilere davet edip seferberlik ilan ettiler... Camilere gelen gençlere ilahi kelam Kur’an-ı Kerim’i öğrettiler, İslami eğitimler verdiler, Peygamberleri tanımalarına ve hayatlarını Allah’ın emrettiği şekilde idame ettirmelerine vesile oldular... 

    Binlerce genç bu çalışmalar sayesinde dini değerlerinden haberdar oldu. Ahlaklı, inançlı ve toplumun sorunlara çözüm arayan bir kuşak yetişti Yusufiler ve dava arkadaşlarının öz verili ve bereketli çalışmaları sayesinde...

    Taltif edilmeleri gerekirken derdest edildiler. İftira, kumpas ve baskılarla haksız yere (müebbet) cezalar aldılar; nefsi müdafaa yapmaları suç sayıldı, camide Kur’an dersi vermeleri ve İslami yaşantıları suç kapsamında değerlendirildi.

    Yıllardır cezaevlerindeler bu Müslümanlar... Sadece bir yerde kalmadılar, zindan zindan dolaştırıldılar, ailelerinin bulunduğu memleketlere uzak hapishanelere sürgün edildiler. Daha üç günlük damat olarak girdikleri cezaevlerinde bir ömür tükettiler. 

    Aile ve dostlarının hiçbir mutlu gününde yanlarında bulunamadılar; çift camlar ve demir parmaklıklar engeldi çünkü... Kimi zindanda iken annesini kaybetti, kimi ciğerparesini... Başkalarına izin verilirken, Yusufilere ise güvenlik gerekçesiyle izinler verilmedi. Şairin dediği gibi, “zulüm üstüne zulüm” yaşatıldı bu mazlum ve mustazaf insanlara...

    Yıllardır Yusufilerin haksız yere ve sırf İslami hizmetlerinden dolayı cezalar aldıklarını dile getirenlerin ve bu mazlum insanların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini ifade edenlerin sesine ‘iktidar sahipleri’ kulak vermedi. Ve yusufların sesi duyulmadı kimseler tarafından...

    15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra durumlar farklılaştı. Fesat şebekesinin murdar yüzü ve sebep oldukları zulümler gün yüzüne çıkınca, toplumun ehli iman vicdanlı kesimleri seslerini yükseltti ve mağduriyetlerin giderilmesi için “28 Şubat ve FETÖ Mağdurlarına Özgürlük” kampanyaları başlattı. 

     

    Yusufi diye tabir edilen Müslüman mahkumların Fesat Şebekesi FETÖ tarafından kumpaslar ve iftiralar sonucu tutsak edildiği ve cezalar aldıkları ifade edildi. FETÖ yargısının vermiş olduğu kararların hiçe sayılması ve yıllardır büyük zulümlere uğratılan Yusufilere iade-i itibar verilmesi gerektiği dillendirildi toplumun hakkaniyet sahibi kesimleri tarafından...

    15 Temmuz darbe teşebbüsü sürecinde yaşanan gelişmeler ve Fesat Şebekesi FETÖ’nün sebep olduğu zulümler ile birlikte ortaya çıkan gerçeklerden sonra adım atması gerekenler bellidir artık!.. Elinde yetki olan ehli iman, İslami hizmetlerinden dolayı yıllardır zindanlarda bulunan mazlumları görmezlikten gelmemelidir artık!.. Bu mazlum Yusufilerin ve yıllardır yollarını özlem ve hasretle bekleyen ailelerinin seslerine kulak tıkamamalıdır artık!

     

    15 Temmuz gecesinde meydanlara inerek darbeyi püskürten Müslüman toplum beklenti içerisindedir, mazlum ve mağdur Yusufilerin hür olmasını beklemektedir. Türkiye’de hiçbir dönem bugünkü kadar meşru bir zemin oluşmamışken, iktidar sahipleri, bedeller ödeyerek darbe teşebbüsünü püskürten Müslümanların en yakınlarının mağduriyetlerini gidermek için neden ciddi bir girişimde bulunmamaktadır? İmkânlar müsait olmasına rağmen mazlumların sesine kulak tıkamak büyük bir vebaldir. Ve bu vebalin hesabı elbette El Hasîp olan Allah tarafından sorulacaktır. Bizden, hatırlatması...