Toplantılar, barış ve ateşkes buluşmaları, ittifaklar… Müslüman ülke liderlerinin, dışişleri bakanlarının ve diğer askerî komutanlarının son dönemlerdeki hareketlilikleri dikkatlerden kaçmıyor.

Dileğimiz o ki kendi aramızda şefkat ve merhamet, düşmanlarımıza karşı dimdik ayakta ve hazırlıklı olma perspektifiyle oluyor bütün bu olup bitenler.

Bu birlikteliklerin asıl gayesi bu olmazsa şayet, acıların dinmesinin, zalimlerin saldırılarının son bulmasının imkânı yoktur.

Dün ve bugün İstanbul’da önemli iki toplantı/konferans gerçekleşiyor. Birincisi, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde, dünya genelinden 200’e yakın üst düzey temsilciyi İstanbul’da buluşturan 9’uncu Arabuluculuk Konferansı. Bugün de devam edecek olan konferansın ana temasını “Barış için Ortaklıklar ve Yeni Perspektifler: Değişen Dünyada Arabuluculuk” oluştururken iki günlük programda küresel çatışmaların çözümü ve barış perspektifleri ele alınıyor/alınacak.

Konferansı farklı coğrafyalardan arabuluculuk ve çatışma çözümü alanında uzman diplomatların, akademisyenlerin ve düşünce kuruluşu temsilcilerinin de takip ettiği belirtiliyor.

İkinci toplantı da R4 ve R4+E3 Dışişleri Bakanları Zirvesi’ydi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde, Türkiye’nin girişimleriyle ilk kez ortak bir formatta (R4+E3) üst düzey diplomasi buluşması düzenlendi.

Katılımcı ülkeler: Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan (R4) ile Almanya, İngiltere ve Fransa (E3) dışişleri bakanları İstanbul’da bir araya geldi. Toplantıya ayrıca İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de katıldı. Böylece toplantı, sekiz dışişleri bakanının katılımıyla gerçekleşmiş oldu.

Gündem başlıkları olarak, Filistin meselesi, israilin baskıları, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep’teki durum, Yemen’deki gelişmeler, Karadeniz güvenliği ile Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilmesine yönelik arayışlar ele alındı.

Türkiye’nin bu anlamdaki diplomasi faaliyetleri kayda değerdir; ancak bunun kesinlikle Müslüman ülkelerin kendi aralarındaki ihtilafların çözümüne katkı sunması gibi bir misyonunun olması hayati derecede önemlidir.

İslam ülkelerinin kendi aralarındaki ihtilafları körükleyecek, yeni çatışma zeminleri oluşturacak ve özellikle israili ve ABD’yi rahatlatacak bir hatanın içerisine sürüklenmelerinin vebali çok ama çok ağır olacaktır.

İttifaklar, kendi aramızdaki ihtilafları bitirmenin yanında, asırlar boyu kanımızı emen vampirlerin bu hortumlarının kesilmesi için yapılmalıdır.

İttifaklar, Mescid-i Aksa’nın kurtarılması, mazlum Gazze halkına yönelik katliamların durdurulması için düşünülmelidir.

İttifaklar, siyonist haçlı seferlerini durduracak, Müslüman ahalinin gönlüne su serpecek adımların atılması için tasarlanmalıdır.

Ve ittifaklar, zalimlerin Müslüman ülkelere yönelik saldırılarını artık caydıracak nitelikte olmalıdır.

Sözün özü, ittifakların olması kadar niçin olduğu da önemlidir. Dileğimiz o ki özellikle Türkiye’nin içinde olduğu bu anlamdaki ittifaklar, toplantılar ve birliktelikler, Müslüman ahalinin olmasını istediği gibi olsun.