Bu savaştan önce ABD kanunlarına göre iki ay sonra Trump’ın Kongre’den savaşın uzatılması sebebiyle onay alması gerektiğini, alamazsa savaşı resmen sürdüremeyeceğini yazmıştık. Dün itibarıyla iki ay dolduğu için izin istemesi gerekiyordu. Lakin iki hafta öncesinden İran ile Ateşkes yapıldığı için Kongre’ye başvurmasına ve izin istemesine gerek olmadığını söyledi. Yani hinlik yapıp hile yolunu seçti. Tıpkı kendinden önceki ABD başkanlarının Vietnam savaşında yaptığı gibi…
Bu arada Kongre’ye de savaşın bittiğini ve iki haftadır İran ile çatışmaların yaşanmadığını dile getirdi. Bu ateşkes sürecinde de BAE, Katar, Kuveyt, Umman gibi körfez ülkelerine habire silah yığması akla başka bir hinliği de düşündüğünü getiriyor.
ABD yasaları iki aylık süreci Başkanlarına tanıyor, ama sonrası için yetkiyi resmileştirmelerini, savaş için bütçe talep etmelerini belirtiyor. Bu da savaşın resmi olacağı anlamına gelir ki Trump iktidara gelirken “Ne işimiz var Irak’ta?” demiş, savaşa karşı çıkan bir profil sergilemişti.
5-6 ay sonra yani ekimde kongre temsilcileri için seçim olacak. Şu anki kongre çoğunluğu elinden çıkarsa kolay kolay bazı konularda kararlar alamaz. Bunu bildiğinden Netenyahu’nun kendisini içine çektiği İran girdabından sessizce kurtulma derdinde olsa da bir B planı da var. Körfez ülkelerini koruyamamaktan dolayı yitirdiği güveni, onları silahlandırmak ile kazanmaya çalışıyor. Silah satmak bir yana onları koruması taahhüdünü gerçekleştirememenin ezikliğini de yaşıyor. B planı olarak silahlandırmaya devam ediyor. Aptal olan o değil; İran’ın süpersonik veya balistik füzelerine karşı kendilerini koruyamamanın, ABD’nin de bunu yapamamanın acziyetini bir defa yaşamanın tecrübesiyle hala ABD’den medet uman aptallar olmalarıdır. Semere gönüllü olanın şikayete hakkı yoktur. Trump da sırtlarına habire semer vurup duruyor.
Buna karşın Sumud filosu yolcuları kadar dahi cesareti olmayanlardan beklenti içine girmenin artık bir anlamı olmasa gerek. Yakın zamanda işgalci terör rejimi ile savunma anlaşması imzalayan BAE, körfez ülkelerinde semere en gönüllü olarak görünüyor. Kısaca BAE, körfezin israilidir. Hinlik ve gönüllü kölelik öyle bir karakterize edilmiş ki ağababası işgalci, ne derse onu yapmaya heveslidir. BAE’nin vatandaşlarını ülkeye geri dönmeleri için çağırması altında yatan hinlik, yakında ortaya çıkacaktır.
Sumud gönüllüleri bile izzeti kuşanmışken, körfezin bu işgalci rejimin kölesi, gerçeği kavramaktan uzak duruyor. Suudi Arabistan’a dahi karşı duran, Sudan’ı mahveden, nerede bir fitne fesat varsa orda olan BAE, sonunu hazırlıyorcasına davranıyor. Ayrıca işgalci terör rejimini koruma ve efendisi ABD’nin kontrolünden çıkmamaya ant içmiş gibi emre amade olması, gözlerden kaçmıyor. Halbuki her şey birkaç füzeye bakıyor…