Sosyal medyada dolaşan ve yeni gördüğüm bir hikâyeden bahsetmek istiyorum. Belki durum değerlendirmesi açısından değerlendirildiğinde gerçekten yaşanmış olduğunu göreceksiniz:

Dubai'de bir milyonerin restoranında öğle yemeği yiyen zengin bir Arap’a, perişan halde bir evsiz adam girer ve yanına oturur. Adam:

"Altın bir çakmağım var. Onu almak isteyeceksiniz, ama sizi uyarmalıyım, fiyatı bir milyon dolar." der. Arap gülerek:

"Aklını mı kaçırdın yaşlı adam? Bir milyon dolar mı? O çakmak bir dolar bile etmez!" diye cevap verir.

Evsiz adam sakince altın çakmağı çakar. Birdenbire bir cin ortaya çıkar ve:

"Efendim, ne dileğiniz var?" der.

Adam cine:

"Bana şekerli bir fincan çay getir" dediğinde bütün restoran sessizliğe bürünür.

Cin ellerini çırpar ve puf diye bir ateşin parlamasıyla tepside şeker ve kaşıkla birlikte bir bardak çay belirir. Arap, gördüklerinin şokuyla gözlerini ovuşturur. Hiç tereddüt etmeden çakmağı kapar ve adama bir milyon dolarlık çek yazar.

"O kadar hızlı değil," der evsiz adam. "Bu çekin geçerli olduğunu nereden bileceğim?"

İkisi de Arap'ın bankasına gidip çeki bozdururlar. Paranın doğrulanmasının ardından el sıkışır ve kendi yollarına giderler.

Arap, heyecanla restorana koşar. Görkemli masasında otururken altın çakmağı çakar. Beklendiği gibi, cin tekrar ortaya çıkar:

"Efendim, ne dileğiniz var?"

Arap gülümseyerek:

"Öncelikle, sizin için ödediğim bir milyon doları geri istiyorum," der. “Sonra yeni bir süper yat istiyorum, kendime ait de bir özel jet. Garajımdaki en yeni Rolls Royce. Ve İran füzelerine karşı bizi koruyacak kusursuz bir demir kubbe."

Cin mahcup bir şekilde:

"Çok üzgünüm efendim... Ben sadece çay veya kahve servis edebilirim. Şeker ister misiniz?" der.

ABD, Araplara tam olarak bunu yaptı.

Yaptı yapmasına da Araplar, ona fazla anlam yüklediler. Önceliği siyonistleri korumak olduğunu unuttular. Hala bu gerçeği anlamamanın zilleti ile yaşıyor ve kurtarıcı olarak Trump ile Netenyahu’yu görüyorlar.

Ne zaman bu yanlış algıdan kurtulup öz benliklerine dönerlerse izzeti o zaman bulacaklar. Lakin kölelik benliklerine işlediğinden bunu anlamıyorlar.

Harriet Tubman adlı siyahi kadın köle, 1849 yılında Amerika’ya ve kurduğu kölelik düzenine karşı kadın köleleri kurtarmak için mücadele etti ve 700 kadını kölelikten kurtardı. Ona köleleri özgürleştirmek için karşılaştığı en zor şeyin ne olduğu sorulur. Derin bir içi çekerek şöyle der:

“Bir köleyi, köle olmadığına ikna etmek.”