Katil siyonistler ve barbar Amerikalıların, İran’a yönelik başlattıkları saldırılar 15. gününe girdi. Hemen her gün, onlarca sivil bölgeyi bombalamakta, özellikle okullar, hastaneler hedefe konularak vurulmaktadır. Can kaybı, çocuk ve kadın olmak üzere artarak devam etmektedir. Küfür cephesinin bu amansız saldırıları karşısında, İran halkı da kendini savunmak için büyük bir kararlılıkla bu azılı düşmanlara karşı mücadele etmektedir.
‘Karşı çıkılamaz, vurulamaz’ denilen bu küfür cephesinin en barbar çeteleri; İran’ın geliştirdiği füzelerle ve yeni bir strateji anlayışıyla çok rahatlıkla vuruluyor. Bugüne kadar oluşturdukları algılarla, bir korku imparatorluğu oluşturmuşlardı. Kimse bu güce karşı çıkamaz, çıksa ‘saatler içerisinde yok edilir’ algısını fonladıkları ‘yerli beslemeleriyle’ 7/24 ekranlarda ve sosyal medya dehlizlerinde halkın üzerine boca etmeye devam etmektedirler.
Ancak bu karanlık algı, İran füzeleri karşısında hiç tutunamadı, ABD’nin askeri üsleri ile işgal çetesinin askeri karargâhları bu füzelerle yok edilince; yerli beslemeler, siyonist katillerden önce şoka girdi. Ancak bir vakıa gerçekleşiyordu ve İran füzeleri bu karanlık mihrakları birer birer ortadan kaldırıyordu. Katil ABD ve barbar siyonistlerin bütün medya karartmaları ve bilgi akışını yasaklamalarına rağmen büyük bir yıkımın ve can kaybının olduğu görüldü.
80 yıldan fazladır, Filistin’de katliam üstüne katliam yapan katil işgal çetesinin, ABD’den aldığı güç ve askeri yardımlarla nerdeyse saldırmadığı tek bir İslam ülkesi kalmadı. Halen birçok ülke, kısmi olarak işgalleri altında bulunmaktadır. ABD ise askeri üs adı altında, körfez devletçiklerini fiilen işgali altına almıştır. Bununla da yetinmiyor, sistematik olarak buraları haraca bağlayıp trilyonlarca doları alıp siyonist işgalcilerin hizmetine aktarmaktadır.
Son İran’a saldırıyı, bu askeri üslerden kaldırdığı savaş uçakları ve fırlattığı füzelerle gerçekleştiren ABD; buraya yapılacak misillemeyi bahane ederek bu körfez devletçiklerini de İran’a karşı savaşa dâhil etmeyi planlamıştı. ABD, hem bu ülkeleri işgal etmiş, hem bu ülkelerden trilyonlarca doları haraç olarak almış, hem de İran’a karşı ön cephede savaşa dâhil etme hinliğinde bulunmuştur.
Bu askeri üslerdeki hava savunma sistemlerinin kendileri için değil sadece İşgalci siyonistler için konuşlandırıldığını yeni yeni fark eden ‘bu iradesiz piyonlar’ şimdilik İran’a cephe açmada tereddüt yaşamaktadırlar. İran ise sadece ABD üslerini ve işgal askerlerinin saklandığı alanları vuracağını ve bunun dışında bir niyetlerinin olmadığını açıkça ifade edip durmaktadır. Bu üslerden saldırı geldikçe de buraları vurmaktan geri durmayacağını net bir şekilde açıklamıştır.
İşgalci siyonist çeteye karşı misilleme saldırılarını başlatan İran, caydırıcı bir şekilde siyonist katillere zarar vermektedir. Bütün medya karartmalarına rağmen füze saldırılarının, tahminlerin ötesinde hedeflerini vurduklarını, MOSSAD başkanı dahil olmak üzere çok sayıda askeri yetkilinin ve bakanın öldürüldüğü açık kaynakların tamamında ifade edilmektedir. Ve bütün İslam ümmeti, çok rahat bir şekilde bu katil işgalcilerin vurulduğunu gördü.
Ümmetin ayağına büyük bir fırsat gelmiştir. Madem bu işgal çetesi vurulabiliyor -ki biz buna çok önceden inanıyor ve biliyorduk- o halde bütün Müslümanlar mümince ayağa kalkmalı; Kudüs ve Filistin’i bu işgalci sürülerin elinden kurtarmalıdır. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın özgürlüğüne kavuşması için izzetli bir birliktelik ortaya koymalıdırlar. Bu fırsat kaçmamalıdır. Kim bu işten geri durursa, bu dünyada zilleti tadacak öbür tarafta da Kahhar olan Allah’a hesap verecektir.