Öğle: İkindi:
4 °C
asd

Gün, Mescid-i Aksa’ya Sahip Çıkma Günüdür

  • M. ŞERiF DURMAZ
  • 2014-11-11 06:54:23
  • 1431 Görüntülenme
  •  

    İşgal devleti İsrail’in ilk başbakanı David Ben-Gurion tarafından 14 Mayıs 1948 tarihinde bağımsızlığı ilan edilen işgal devleti İsrail’in adı, kuruluşundan günümüze dek yaptığı baskınlar, zulümler, soykırımlar ve işlediği cürümler sebebiyle sıkça duyuldu. Adının geçtiği her haberde, yeni bir katliam haberiyle sarsıldı tüm dünya kamuoyu.

    İslam’a ve Müslümanlara karşı sürekli düşmanlık besleyen emperyalist ülkelerin desteği sonucu 1947’de Birleşmiş Milletler kararı ile Filistin’in ikiye ayrılmasından bir yıl sonra kurulan terör şebekesi katil İsrail, gün geçmiyor ki yeni bir cürüm işlemesin ya da yeni bir katliama imza atmasın!

    Hiç kuşku yok ki; tarihi kara sayfalarla dolu olan işgal devleti İsrail’in zulümlerine en fazla duçar kalan Filistinli mazlum Müslümanlardır. Filistinli Müslümanlar yıllar boyunca işgal devleti İsrail’in yaptığı zulümlerle karşılaştılar, hala da karşılaşıyorlar.Çoğu zaman bu duruma hassasiyet sahibi duyarlı insanlar tepki gösterdiler, yaptıkları protestolarla seslerini duyurmaya çalıştılar. İsrail’in zulümlerini; yürüyüşler, mitingler, basın açıklamaları ve muhtelif eylemlerle lanetlediler. Ancak, zulme ve zalimlere sessiz kalmayan duyarlı insanların bu sesine/tepkisine hiçbir zaman ciddi manada karşılık verilmedi.

    İşgal devleti İsrail’in zulüm ve katliamlarına gösterilen tepkiler, yapılan sert tenkitler, telinler, protestolar sadece halk nezdinde olmadı.Birleşmiş Milletler ve muhtelif devletlerin resmi makamlarınca da,terör şebekesi İsrail’in zulüm ve katliamları tenkit edildi ve bazen de dünyanın en zengin işadamlarının ve tanınmış siyasetçilerinin katıldığı zirvelerde sert bir dille kınandı.

    İşgal devleti İsrail yaptığı zulümlerden sonra küresel çapta kınanmasına ve lanetlenmesine rağmen, çıkar ve menfaati için ve de kadim (!) varlığının idamesi için dünya Müslümanları başta olmak üzere tüm vicdanlı yürekleri derinden yaralayan katliam ve saldırılarına, zulüm ve baskınlarına, işgal ve soykırımlarına ara vermedi ve tüm dünyanın gözleri önünde yüzlerce yeni katliama imza attı. Kadın-erkek, genç-yaşlı demeden binlerce masum ve mazlumu hunharca katletti.

    Zulümlerine, arsızlıklarına ve azgınlıklarına ara vermeden devam eden terör devleti İsrail, son tahlilde de yine kabul edilemez bir alçaklığa ve cürme daha imza attı. Murdar hedeflerini hayata geçirme adına, Müslümanlar için çok kutsal sayılan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’yı ilk önce tamamen ibadete kapattı ve daha sonra barbarca baskın yaptı. İnsanlıktan nasiplenmemiş barbar İsrail askerleri, kirli ve necis postallarıyla Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’ya girdi, sürekli temiz tutulan mihrabı kirletti, kitaplıklarda bulunan Kuran-ı Kerim’leri alçakça yerlere savurdu, ibadet eden ve yaşananlara tepki gösteren onurlu Müslümanlara vahşice saldırdı, kadınlara karşı terbiyesizce hakaretlerde bulundu.

    İsrail’in bu barbarca saldırıları asla kabul edilemez, edilmemelidir! Tüm dünya Müslümanları, terör şebekesi katil İsrail’in bu pervasızlığına ve vurdumduymazlığına karşı mutlak surette en üst seviyede tepki göstermelidir. Müslümanlar, Resul-i Zişan’ın namaz kıldığı ve oradan Sidret-ül Münteha’ya yükseldiği mübarek ve kutlu mekân Mescid-i Aksa’nın terörist devletin işgalinden kurtulup özgürlüğüne kavuşması için tüm imkânlarınıseferber etmelidirler. Bunun için verilecek bedellerden asla çekinilmemelidir. Zira Mescid-i Aksa ümmetin namusudur;ümmetin onurudur.

    Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı savunmak, kesinlikle sadece Filistinli Müslümanların görevi değildir. Mescid-i Aksa’yı azgın ve arsız siyonist işgalcilere karşı savunmak ve özgür kılmak için mücadele etmek, bütün onurlu dünya Müslümanlarının boynunun borcudur. Dünya Müslümanları, Filistin’in, Kudüs’ün, Mescid-i Aksa’nın hürriyeti için direnen ümmetin kahraman evlatlarını kesinlikle yalnız ve yardımsız bırakmamalı, maddi ve manevi desteklerini onlardan esirgememelidirler.

    Siyonistlerin, Mescid-i Aksa üzerindeki kirli planları hayata geçirilmeden ümmetin vahdetini önceleyen Müslümanlar ivedilikle harekete geçmelidirler. Yapılması gerekenler bugün yapılmazsa, yarın çok geç olabilir. Ümmet-i Muhammed; mübarek beldeye, ümmetin ilk kıblesi Aksa’ya, Aksa’nın özgürlüğü için kahramanca direnen ümmetin yüz akları korkusuz direnişçilere ve Aksa’nın kutlu muhafızlarına sahip çıkmalı…

     

    Zira, gün safları netleştirme günüdür. Gün, terör şebekesi İsrail şahsında tüm dünya müstekbirlerine karşı hür ve gür bir sedayla sesleri yükseltme günüdür. Gün, zalim ve işbirlikçileri mahkûm etme ve bugüne kadar yaptığı zulümleri için terör şebekesi İsrail’e hesap sorma günüdür. Gün, ümmet-i Muhammed olarak ihtilafları bir kenara bırakıp birlik olma ve beraberce hareket etme günüdür. Gün, ümmetin geleceği için mücadele eden civanmert direnişçilerine ve yiğit önderlerine sahip çıkma günüdür. Gün, Şeyh İzzeddin el Kassam’a, Yahya Ayyaş’a, Fethi Şikaki’ye, Şeyh Ahmet Yasin’e, Abdulaziz Rantisi’ye, Nizar Reyyan’a, Mahmud el Mabuh’a, Ahmet el Caberi’ye ve direnişin diğer öncü rehberlerine vefa borcunu ödeme günüdür.Evet, gün Filistin’i, Kudüs’ü, ilk kıblegâhımız Mescid-i Aksa’yı tüm imkânlarımızı seferber ederek savunma ve siyonist işgalcilerden temizlemek için acil eylem planlarımızı hayata geçirme günüdür.