Öğle: İkindi:
4 °C
asd
Advert

MÜLAKAT & GÜVENLIK SORUŞTURMASI

  • Abdurrezak Çelik
  • 2021-04-06 14:05:11
  • 101 Görüntülenme
  • Türkiye’deki eğitim sistemi ve bir öğrencinin eğitimin sonunda gösterdiğin başarı tablosu içerisinde büyük boşluklar hep var olmuştur. Var olan boşluklar içerisinde de bazıları bazılarına zulüm etmiş, güçlü ve arkası olan birileri, mazlum ve bürokraside tanıdığı olmayanın hakkına tecavüz etmişlerdir. Bu açık, yasalarda mevcut olduğundan dolayı hükümetler değişmişse de asıl olan sıkıntı devam etmiştir.

    Ülke insanının çoğunun maddi açıdan sıkıntıları herkesin malumudur. Bu sıkıntılara rağmen her aile efradı, zorluklara göğüs gererek evlatlarını okumaya teşvik noktasında canla, başla gayret gösterirler. Bu gayret ve teşvik neticesinde koşu maratonu başlar. Öğrenci için dersleri verme, aile için de para yetiştirme yarışı son sürat devam eder.

    Yarış, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversiteden sonra da devam ediyor. Daha fazla çalışma ile meslek dalı için KPSS’ye giriliyor. Derken eğitim süreci başarılı-başarısız bir şekilde tamamlanıyor. Başarısız olanlar için herkes üzülüyor. Sonuçta 20 yıl okumuş birisinin elinde farklı bir mesleğin olmadığına da hepimiz şahidiz. Ama asıl üzülme başarılı olduğu halde ataması bir türlü olmayan, alım noktasında herhangi bir girişim olmayanadır.

    Önü açık olan bölümlerin ataması olmaya başlanıyor. Kıt kanaat çalışma neticesinde evladını okutmuş aile ve canını dişine takmış öğrenciler için heyecan zirveyi buluyor. Ama o da ne? Önü açık olsa da, puanlardan derece de yapılmışsa (dayısı) olmayanların bekletilme süreci-serüveni başlıyor.

    İşte burada adına “Mülakat ve Güvenlik Soruşturması” dediğimiz mağduriyetler başlıyor. Üniversite ve KPSS,  dereceyle de bitirilmişse sonuç değişmiyor. Çünkü, Oradaki kriter sınavla veya kendi alanlarıyla ilgili bir bilginin veya ilmin kriterleri para etmiyor. Maalesef devletin belirlemiş olduğu sistemi oradaki görevli ve yetkilinin kendisine göre yorumladığı yada önüne gelen dosyadaki kişilerin başarılı sayıldığı bir hak yeme makinasına dönüşmüştür.

    Üzülerek şahit oluyoruz. Günümüz Türkiye’sinde sadece inancından dolayı ve bazen de memleketinden dolayı böyle bir ayrımcılığa tabi tutulma olabiliyor. Aynı zamanda babasının-amcasının-dayısının (kişiler değişse de sonuç aynı) işlemiş olduğu bir suçtan dolayı 20 yıllık eğitim birikim heba edilebilir. Adı konulmamış ve metne dökülmemiş kriterler başlığı altında memur adayının elenmesi doğru olmayan davranış olarak görüyor, bu zulmün biran önce önüne geçilmesi gerektiğinin kanaatini taşıyorum.

    Mülakat ve güvenlik soruşturması başlı başına çarpık bir anlayışın neticesidir. Bu ikisinin sistem olarak komple kaldırılması lazım. Hangi iktidarın elinde olursa olsun sopa haline dönüşebilecek gayri hukuki ve gayri ahlaki bir uygulamalardır bunlar. Derece yapmış bir kimsenin mülakatta elenmesi ya da kan bağıyla bağlı birinin işlemiş olduğu suçtan dolayı güvenlik soruşturmasına takılması izah edilebilir bir durum değildir.

    Durum bundan ibaretken, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen güvenlik soruşturmasının ‘Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’ adıyla yeniden TBMM gündemine getirilmesi, ya önceki hak ihlallerinden ders alınmamışlığın göstergesi ya da vurdum duymaz tavırların neticesidir.

    Yaşanılabilir bir Türkiye için gerek hükümetler, gerek siyasiler ve gerek de halkın kendisi, önceki hak ihlallerinden ders çıkarıp geleceği ona göre şekillendirme çabası içerisine girmelidirler. Aksi takdirde hak ihlallerinin sonucundan doğan zulüm, hükümetler ile beraber halkın kendisini de tepetaklak edecektir. Şu da bir gerçektir ki, “Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur” sözü tam da bu misallerimize örnektir.

    Herkesin liyakat ile görevini sürdürdüğü adaletli günlerde buluşmak ümidiyle, adaletten ayrılmayın.