Akşam: Yatsı:
4 °C
asd

MÜFREDAT SİZE AİT DEĞİLSE NESİLLER DE SİZE AİT DEĞİLDİR

  • YUNUS ER
  • 2020-06-22 15:35:07
  • 111 Görüntülenme

  •                 Bir topluma şekil veren o ülkenin eğitim sistemidir. Eğitim sistemidir ki, bir milleti bağımsız yapabileceği gibi aynı zamanda köleleştirebilir de.

                    Bunun içindir ki, bir milleti içerden yıkmak isteyenler artık bildiğimiz ateşli silahlarla savaş açmıyorlar. Bunun yerine o ülkenin eğitim sistemlerine müdahale ederek nesilleri dönüştürerek istedikleri hedefe ulaşmak istemektedirler. Hatta günümüzde buna ilaveten sosyal medya ve diğer iletişim araçları üzerinden rahatlıkla yapabilmektedirler.

                    Bugün ülke olarak istediğimiz insan tipinin yetişmemesinden yakınıyoruz. Akademik başarıda istediğimiz başarıyı bir türlü yakalayamadığımız bir gerçektir. Öğrencilerin bütün başarısı birkaç soru daha fazla çözmek ve diğerlerinin önüne geçmekten ibarettir. Milyonlarca öğrencimiz, çocuğumuz sınavların peşinden koşturmaya devam ederek gençliğini bitirmektedir. Sonu gelmez sınavlar, umut bağlamalar ve çoğunlukla hayal kırıklıklarıyla biten milyonlarca yaşamdan bahsediyoruz.

                    Akademik olarak yetiştiremediğimiz öğrencilere temel becerileri de kazandıramıyoruz. En basit becerilerde bile başkasına bağımlı bireyler yetiştiriyor okullarımız. Anne –babalar da tek çıkar yolu okul ve akademik başarıda bulduğundan varını yokunu çocuğun eğitimi için harcamaktadır. Bu şekilde hayata atılan gençlerimiz hayata bakış açısı kötümserlikle dolmaktadır. Siz bu gençlere artık haktan, adaletten güzel gelecekten bahsedemiyorsunuz.

                    Meselenin diğer tarafı da ruhi yönü ihmal edilen gençliğin şahsiyet gelişiminin olmamasıdır. Milli ve manevi değerlerden mahrum olarak yetişen gençler bencil, menfaatçı, sorumsuz olarak kaşımıza çıkmaktadır. Gençlerin olumsuz davranışlarından şikâyet etme hakkımızın olmadığını, ne ekersek onu biçmek zorunda kalacağımızı unutmamak gerekir.

                    Peki bütün bunlar neden böyle? Şunu unutmamak gerekir ki, her sistem kendi insanını yetiştirir. Bu sistemi kuran zihniyet, şöyle bir gençlik yetişmesini arzuluyor herhalde: Özgüveni düşük, iş yapma becerisi yetersiz, geçmişini hakkıyla öğrenemediği için tarihinden kopuk ve Batı medeniyetine aşık, Batıda yapılan en ufak bir gelişimi kutsar ülkesindeki her güzel şeye aşağılayıcı gözle bakar. Bununla beraber Batının sömürge tarihini bilir, ama kendi tarihine yabancı. Sahte kahramanların gözbağcılıkla uluslaştırıldığı bu sistemde, gerçek kahramanların adı sanı bilinmez.

                    Bütün bunlar nasıl becerildi de bu hale geldik diye soracak olursanız. Cevap yazının başlığında gizli. Tek kelime ile: Müfredat. Müfredatınızı kim belirliyorsa, nesillerinize istikamet çizen de odur. Hangi derste neyin ne kadar, nasıl öğretileceğini, kimlerin hain kimlerin kahraman olacağına müfredatınız karar verir. Tarihinizi siz yazmıyorsanız, tarih yazan şahsiyetlerinizin kaybolmasına engel olamazsınız. Okuma yazma öğretirken kurduğunuz cümleler neyi anlatıyorsa siz osunuz.

                    Bugünkü eğitim sistemimizin temelinin CHP’nin altı okunun ürünü olduğunu sanırım söylemeye gerek yok. Ne olduğu belirsiz, ufuk ve vizyon önermeyen, dogmacı, hayattan kopuk ilkelerle yetiştireceğiniz nesillerle ne yeni fetihler yapabilirsiniz, ne de elinizdekinin kıymetini bilen nesiller yetiştirişiniz. Eleştirilemeyen, sorgulanamayan dogmalarla icat ve buluş yapacak nesiller yetişmez.

                    Biz daha okullarımızda gerçek tarihimizi bile öğretmeyi başaramadık. Tarih müfredatımız gerçek olmayan bir sürü bilgi ile dolu. Ayaklar baş olmuş, başlar gövdelerden ayrılmış. Gerçek tarih ile öğretilen tarih arasında sıkışıp kalmış bir gençlik yetişiyor. Hangi bilginin doğru olduğunu anlayamayan gençler, neyin muhasebesini yapacak, kendisine nasıl bir vizyon çizecek, ülkesini ve milletini içinde yaşadığı medeniyeti nereye ulaştırmaya çalışacak. Batı dediğimiz muassır medeniyet ise, Batının emperyalist tarihini nereye koyacağız. Batının medeni olmadığını anlamak için daha kaç Kurtuluş Savaşı yaşamamız, ya da kaç Korona virüs salgınının olması gerekir. 

    YUNUS ER
    YUNUS ER
    KÖŞE YAZARI
    BİYOGRAFİ