Günümüzde farklı olmak neredeyse bir yarış hâline geldi. Farklı giyinmek, farklı konuşmak, farklı görünmek, dikkat çekmek… İnsanlar birbirinden ayrışmak için türlü yollar arıyor.
Fakat şunu düşünmeden geçemeyiz: Gerçekten farklı mıyız, yoksa farklı görünmeye çalışan bir kalabalığın parçası mıyız?
Bir Müslüman genç için farklılık, dış görünüşten çok daha derin bir meseledir.
Senin yaşıtların bütün vaktini eğlenceye, boş uğraşlara veya sadece kendi dünyasına ayırırken sen Allah’ın rızasını kazanmak için gayret ediyorsan; Kur’an öğreniyor, ilim peşinde koşuyor, ibadetlerine dikkat ediyor ve insanlara faydalı olmak için çabalıyorsan, işte orada bir farklılık başlar.
Çünkü sen artık sadece “Ben ne istiyorum?” diye düşünmezsin. Hayatına başka bir soru daha girer: “Allah benden ne istiyor?”
Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizlere şöyle sesleniyor: “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En‘âm, 6/162)
İşte mesele tam da burada.
Hayatını Allah’ın rızasına göre şekillendiren bir genç, toplumdan kopmuş değildir. Aksine toplumun içinde daha fazla sorumluluk üstlenen ve sadece Allah’ın rızasını gözeten biri olmuştur. Bir yetimin başını okşar, bir ihtiyaç sahibinin derdine koşar, arkadaşının yanlışına ortak olmak yerine onu güzelce uyarır. Kendisini yetiştirir ki başkasına da faydası dokunsun.
İslami bir çalışmanın içinde olmak da yalnızca bir isim taşımak değildir. Davayı sahiplenmek, önce kendini düzeltme sorumluluğunu kabul etmektir. Çünkü insan, değiştirmek istediği dünyadan önce kendi nefsine bakıp değiştirmelidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: “Müslüman, Müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4; Müslim, Îmân, 64)
Demek ki İslami bir davanın içinde olmak; güzel konuşmaktan önce güzel ahlak, slogan atmaktan önce güzel örneklik, insanları eleştirmekten önce kendini düzeltmektir.
Bir genç düşünün…
Arkadaşları “Hayatını yaşa” derken o “Allah’ın razı olacağı şekilde yaşa” diyor.
Herkes “Ben ne kazanacağım?” diye sorarken o “Ben insanlığa ne fayda sağlayabilirim?” diye düşünüyor.
Herkes görünmek isterken o, Allah tarafından görülmenin yeterli olduğunu biliyor.
İşte bu genç farklıdır.
Ama bu farklılık kibir sebebi değildir. Tam tersine, daha fazla sorumluluk getirir.
Çünkü Allah için farklılaşan insan, insanlardan uzaklaşmaz; insanlara faydalı olmak için kendisini yetiştirir ve insanlarla iç içe olur.
Ve belki de bugün gençlerimize söylememiz gereken en önemli sözlerden biri şudur:
“Farklı olmaya çalışma. Önce doğru olmaya çalış. Doğru olduğunda zaten farkın ortaya çıkacaktır.”
Unutma… Farkının farkındaysan farklısındır.