Bu hafta sizinle bayram şekeri
tadında hikâyeler, fıkralar paylaşacağız.
Ahiret Bankamatiği
Seyda camide vaaz veriyordu;
“Değerli Müslümanlar! Hayır ve he’senatın meselesi neye benzer biliyor musunuz?
Bankamatiğe benzer. Nasıl mı? Önce paranı bankaya yatırıyorsun sonra şifreli
bir kart alıyorsun, ihtiyaç halinde de kartını makineye vuruyorsun, şifreni
yazıyorsun, makine sana para veriyor. Eğer daha önce bankaya para
yatırmamışsan, önceden yaptığın herhangi bir işlem yoksa ve bankamatikten para
çekmeye çalışırsan bankamatik sana şunu der; ‘Hey dewar! Daha önce para
yatırmış mıydın ki şimdi benden para istiyorsun?’ Evet değerli cemaat, eğer bu
dünyada hayır hesenat yapmışsanız, yani ahiret bankasında hesap açmışsanız,
öbür dünyada ibadet şifreni yazdığında karşılığı karşına çıkacak ve oradan
besleneceksin. Eğer yatırımınız yoksa yolda kalırsınız”
Hızlı Namaza Seyda’nın Yorumu
Adamın birisi bir Seyda’ya gelir;
“Seyda! Falanca bana diyor ki, eğer namazlarını bana satarsan sana yüz lira
vereceğim. Ne dersiniz? Kabul edeyim mi? Seyda hazır cevaptı; “Hemen kabul et.
Ben senin namazlarını görmüşüm. Namazların beş kuruş etmez”
Mezar Taşı Yazısı
Adamın biri Behlul’a; “Oğlum öldü.
Onun mezar taşına ne yazmamı tavsiye edersin?” diye sorar. Behlul’un tavsiyesi
bizi de alakadar edecek cinstendi; “Şunu yaz. Oğlum daha düne kadar senin
altında olan otlar bugün senin üstündedir. Şunu bil ki, bu toprak günah dışında
her şeyi örter”
Hırsız ve Eşek
Adamın biri eşeğiyle yasadışı bir
bostana girer. Kavun karpuzları toplamaya başlar. Bostan sahibi eline bir
sopayı alır ve önce eşeği bir adamakıllı döver. Sonra da eşeğin sahibine
yönelir, onu da öldüresiye döver. “İzinsiz bostanıma girmeye ne hakkın var?”
diye başlayıp ağzına geleni de söyler. Ama hırsızın merak ettiği bir şey vardı;
“Allah’ını seversen neden önce eşeği sonra beni dövdün?” Bostan sahibinin
cevabı o biçim; “Önce seni dövseydim eşek kaçardı”
Hz. Yusuf ve Hz. Yakub
(aleyhimasselam)
Derler ki, Allah Hz. Yakub’a
sorar; “Sana Yusuf’u neden verdiğimi biliyor musun? “Hayır, bilmiyorum ya
Rabbi” der Hz. Yakub. “Bütün umudunu bana bağladığın için” diye buyurur Allah
Teâla.
Avcı
Derler ki “Avcılar dilleriyle de
tüfekleriyle de iyi atarlar” Bir grup arkadaş ava gider. Birisi hemen diliyle
bir tane atar; “Ben en çok uçan avı severim. Bugüne kadar hiç boş atış
yapmamışım” Tam o esnada üzerlerinden bir ördek uçmasın mı? Arkadaşı; “İşte bak
bir ördek uçuyor! Haydi, hünerini görelim” diyerek havada uçan ördeği gösterir.
Bizimkisi tüfeğini doğrultup tetiğe basar. Ördek düşeceğine hızı daha da artar.
Arkadaşlarına döner ve “Subhanellah ben ölü bir ördeğin uçtuğunu ilk kez
görüyorum” der.
Cimri ve Ampul
Cimrinin biri ölüm döşeğindeymiş.
Doktor son kontrollerini yapar ve ailesine yavaşça; “Durumu çok kötü.
Kurtulabileceğini sanmıyorum.” Hasta cimri söylenenleri duyar ve son nefeste
cimriliğinin hakkını verir; “O zaman o ampulü söndürün ziyan olmasın”
Bedevi ve Kaybolan Devesi
Bir bedevinin devesi kaybolur.
Hemen bir ilan çıkarır. “Benim devemi bulana iki deve vereceğim.”
Herkes şaşırmıştı. Bedeviye
sormadan edemediler; “Bu ne biçim ödül? Ne hikmeti ola ki? Deve aynı deve.
Neden bir deveye iki deve?” Bedevi şu antika cevabı verir ki cevabı hâlâ
kıymetlidir; “Siz bulmanın tadını bilmiyorsunuz?”
Daha anlatacaklarım vardı ama
bayram şekeri gibi tadında kalsın. Allah Teâla sizlere sağlık ve afiyet
içerisinde nice bayramlar yaşatsın. Her gününüz bayram tadında geçsin.
Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın