Altı yıl önce Avustralya, çok su içiyorlar diye 10 bin deveyi silahla tek tek vurarak itlaf etmişti.

Deve eti yenir, şuraya buraya gönderin bari diye sözde gündem yapıldı ama sonuçta deve yemi üretip satan küresel baronlar da olmadığı için adamlar kimseyi umursamadan kısa sürede keskin nişancıların şovlarıyla hepsini hiç kimsenin işine yaramayacak şekilde ortadan kaldırdılar. Hem Avustralya hakkında çok yorum yapmak da abesti sonuçta mevzubahis olan, bir ortadoğu ülkesi(!) değil İngiliz kraliyetinin parçası uygar batılı bir devletti. Yapıyorlarsa illâ ki bilimsel milimsel vardı bir bildikleri dii mi..

Geçen gün CHP’li vekil Nimet Özdemir, emekliler, işsizler ve çocuklar bu haldeyken, devletin hayvan bakım evlerinde yılda 4 milyon köpeğe 176 milyar para harcadığını söylemiş. Tabi önce hayli şaşırıyorsunuz.

Evvela ne eti ne sütü ne yünü ne postu kısaca hiçbir kârı, getirisi, faydası olmayan, ileriye dönük müspet bir hedefle alâkası da bulunmayan üstelik insana da diğer varlıklara da zararlı bir hayvan sürüsüne bu kadar devasa bir parayı boşu boşuna aktaran devletin hesap işlerine, mantığına, gayesine, korkusuna ve arada bir de o barınakların konforunu paylaşıp bununla övünmesine hayret ediyorsunuz, çaresizce susup yutkunuyorsunuz.

Sonra köpekleri besleyip bakmak yerine yaklaşık yüz bin konut üretmeye yetecek olan 176 milyar liradan bahseden kişinin CHP’li olmasına şaşıyorsunuz.

Çünkü memleketin hayrına bir yaraya işaret ediyor. Ve geçen günlerde mehter gibi son derece nötr, tamamen folklorik bir mevzuda dahi arkalarını dönerek kitlelerin en masum nostaljilerine bile ne kadar ters olduklarını göstermiş bir politik aidiyetten bahsediyoruz.

Neyse “şunu bunu boş ver doğru kimden gelirse gelsin alkışlanır” diyecekken bir de bakıyorsunuz söz konusu vekilin niyetinin başka bir şey olduğunu anlıyorsunuz.

Etkinliklerinin ve konuşmalarının tamamına bakınca, meğerse köpeklerin öyle barınakta değil sokaklarda özgür olmaları gerektiğini, aramızda bulunmaları gereken dostlarımızın(!), neredeyse beş yıldız alacak kadar lüks bile olsa öyle hayvan barınaklarında tutulmalarının yanlışlığını savunuyormuş.

Fesubhanallah gerçekten bu nasıl bir galaksidir?

Bu, ne absürt bir karnavaldır?

Bu, zıtlıklar sirkinin kaçıncı levelidir?

Bu, ne abu sabuk bir edğâsü ahlâmdır?

Bu, ne zevksiz bir dada şiiridir ya hu?

Türkiye’de, sadece geçen yıl, 230 civarındaki köpek saldırısında biri anne karnında bebek olmak üzere 12 kişi can vermiş ve çoğu çocuk ve yaşlı 225 yaralı var. Yıllardır benzer rakamlarla bu acı durum sık sık konuşulurken bulunan çözüm; köpeklerin sokaklardan toplanması dendi ve onu da bazı belediyeler yapmamakta diretiyorlar.

Geçen yıl bu aylarda sıradan bir haber vardı. Rutin yol kontrolünde veterinerden belgesi yok denilerek bin tane yerli tavuk itlaf edilmişti. Kimsenin de umurunda olmadı. Altı üstü tavuk, bin tane değil, bir milyon da olsa nakledilirken, ilgili yasalara ve mevzuata göre bir eksiklik varsa itlaf edilir. Eyvallah, çok da hayat memat meselesi değil zaten.

Ama nice saçma sapan takıntılarla halkın itilip kakıldığı bir coğrafyada ittaparların gürültüsü, mama lobilerinin ürküntüsü ve hayvanseverliği tersten anlayan eziklerin dırıltısı yüzünden köpeklerin uzun süredir adeta kutsandığı yetmezmiş gibi şu 176 milyar liranın bir izahı yapılmalı değil mi?

Ne yani birilerinin uyduruk tanrılarını itlaf etmek kolay değil diyerek koskoca halk, kıyamete kadar uğursuz bir lüzumsuzluğa mecbur mu edilecek?

Gerçi üzüldüğümüz şeye bak.

Vergiler biraz daha çeşitlendirilip artırılır, bakılır o hayvanlara.

Emeklinin maaşından, asgari ücretlinin alınterinden kısılır bakılır o hayvanlara.

Düzgün bir gelir umuduyla ömrünün yarısını okul okuyarak geçirip de sonunda işsiz kalan yüz binlerce gencin de hayalleri başka bahara bırakılır yeter ki gül gibi yaşasın o hayvanlar.

Evsizler, bir dahaki Toki kurasını düşlesinler sorun değil, köpekler rahat olsun yeter.

He ya. Bunlar küçük meseleler.

Takılmayın böyle şeylere.

Ne bileyim komik bir şeyler izleyin mesela:

-Şevket senin 7 trilyonun var mı?

-Yok efendim ne gezer bizde 7 trilyon.

-Benim de yok.