Öğle: İkindi:
4 °C
asd

HASANKEYF KEYF – SİZ-1

  • ZEKİ ÇETİN
  • 2021-02-05 17:28:08
  • 821 Görüntülenme
  •            

        Hasankeyf’ in ılısu baraj gölü sularına gömülmesiyle birlikte şehir insanının tarihi, kültürü ve geçmişte yaşadığı sosyal kalıntıları da sulara gömülmüştür. Bir milletin yaşadığı coğrafya bir kültürdür.  Medeniyettir. Hasankeyf coğrafyası gibi binlerce yıllık kadim geçmişi olan değişik inanç sahipleri, farklı kültürdeki milletlerin yaşadığı bir yer olduğu için çok daha önem arz etmektedir. Hasankeyf ismine gelince; Hısınkeyfa “Kayahisarı “ korunmaya müsait yer olan şehrin adı iken, onu koruyan kaya hisarı olmadığı gibi korumasız ve savunmasız olduğu için ismi de sulara gömülmüştür.

     Şehir İran, Asya, Akdeniz, Mezopotamya, Roma, ve Bizans kültürlerini barındırmış, eski şehrin kalıntılarından tüm medeniyetlerin izlerini görebilirsiniz. Sırasıyla Emeviler, Abbasiler Hamdaniler, Mervaniler ve en parlak dönemini Artuklular zamanında yaşamıştır. Daha sonra Eyyübiler ve son olarak Osmanlıların eline geçmiştir. Eyyübiler ve Osmanlılar döneminde çok yoğun bir şekilde nüfus artışı meydana gelmiş, iktisadi ve ticari anlamda gelişme göstermiştir. Yaklaşık binlerce insanın eliyle oyulmuş altı bine yakın mağara ve binlerin üstünde gün yüzüne çıkmış tarihi ve kültürel değerler bulunmaktadır. .

                 Binlerce yıllık medeniyetin izlerini taşıyan şehrin içinde tarihsel insanla, kültürel insanla iç içe yaşarken, dönüp baktığınızda tarihi çarşılar, hamamlar, köprüler, hanlar, oyulmuş binlerce mağara, onlarca alim ve bilginin yetiştiği bu günün üniversitelerini aratmayan, insan eğitimini, terbiyesini üstlenmiş, İslami ve insani değerlerin gelişmesinde büyük katkısı olan bilimsel ve fenni ilimlerde asırlara hitap eden külliye ve medreselerin etrafa saçtığı maneviyat havasını solarken, Babilin asma bahçeleri gibi ün salmış Salihiye bahçelerinde bölgeye has İncir, Nar ve Üzümle sonbaharı keyif ile  sonlandırırken, her hanenin geçimini sağlamak için İnek, Keçi, Kaz ve Tavuk gibi hayvanlarla vakit geçirirken,  sokağınızdaki evlerde hayatın acısıyla tatlısıyla hayat akıp giderken, evinizden çıkarken herkesle karşılaştığınız ilk durak  ve hiçbir zaman unutulmayan seyrine doyumsuz köprübaşı manzarasını temaşa ederken, geçmişte kaybettiğiniz  her birinin hayat hikayesi bir kitap olan, hüzünle ve rahmetle andığınız insanlar…

                  Medeniyet ve tarih zirvesinde olan, sosyal hayatın kültürel zengini bir milletin mirasını sahiplendiğiniz bir zamanda şehir sakinlerine şöyle bir ültimatom verilmiş olsun. Şu tarih ve güne kadar  herkes evlerini ve işyerlerini boşaltsın. Bu ültimatomdan sonra kalem yazmak istemiyor ve sözün bittiği yerdeyiz. Bu duyuru ile her Hasankeyfli vatandaşın bedeni duyguları devreden çıkıyor, kültürü ve tarihi bir vadide, kendisi başka bir vadide kalıyor, insanlar ağır travmalar geçiriyor, yeni evlerinde anası yok, babası yok, komşusu yoktur. Doğup büyüdüğü ev yoktur. Geçmişteki hayat bir hatıra olarak kalıyor, insanlar sanki bir ülkeden başka bir ülkeye mülteci gibi tarihinden kültüründen uzak, konuştuğu dilin ağız ve şivesini yitirmesinden korkuyor. Asimile olma endişesi, arkasından kaygılar ve korkulan her şey gerçekleşiyor,

              Her şeyden mahrum olan halk, yeri çorak olan yeni yerleşime giderken, aşağıya dönüp baktığınızda tarih ve medeniyet zengini eski şehir coğrafyadan siliniyor, coğrafyanın başka yerinde şehir Hasankeyf adıyla yer buluyor, burada tarih yok, sosyal hayat yoktur, mahrumiyet ve mağduriyet vardır. Şehir hayalete dönüşüyor, şantiye görünümündeki şehir sessiz, bir zamanlar civar köylerden, bölgeden, ülke içinden ve yurt dışından, tüm milletlerden eski şehre akın akın gelerek tarihi ve turistik çarşıda  iğne atsan insanlardan yere düşmezken, her milletten gördüğünüz o renkli kalabalıklar; medeniyetimizin ve kültürümüzün insanları ne kadar cezbettiğini, dünyaya medeniyet ihraç ettiğimizi ve örnek bir nesil olduğumuzu düşündüğümde; yaşadığım coğrafyanın, kültür, tarih ve medeniyetin değerini yeni yeni anlıyor ve kahrolmaktan başka bir şey yapılamıyorum.