Öğle: İkindi:
4 °C
asd

YARINA BIRAKIR YANINA BIRAKMAZ

  • M.Emin Doğru
  • 2021-01-03 16:53:47
  • 591 Görüntülenme

  • Yarına bırakır ama yanına bırakmaz diye bir söz var. Çok yerinde ve çok anlamlı bir tabir olduğuna inanmaktayım.

    Bazen bir deyim bazen bir söz, bir darbı mesel cilt cilt kitapların anlatamadığını anlatmaya, zihinlerde nakşetmeye yetmekte. Edebiyat, icaz dedikleri bu olsa gerek. Herkesin kendine pay, birikim ve yaşadıklarına göre sonuç çıkardığı bu tür edebi incelikler, her dinde, her dilde ve coğrafyada farklı farklı olmakla beraber öz itibariyle aynı sayılır ve aynı amaçla kullanılır.

    Evet karşılık sahibi Allah, cezalandırmayı kimi hikmetlere binaen geciktirebilir ama kesinlikle kimsenin yanına bırakmaz. Eninde sonunda her insan, her sistem, her toplum yaptıklarının karşılığını bulacaktır. Alınan kararlar, verilen zalim hükümler bir şekilde sahiplerinin ayaklarına dolanacak. Ah çektirdiklerinin ahı birgün kendilerini de tutacaktır.

    Tarihin tozlu sayfalarını karıştırmaya, uzak coğrafyalara gidip taşlara kazınmış kitabeleri incelemeye hiç gerek yok. Geçen son yarım asra veya çeyrek asra dönüp bakalım. Devletler, bölgeler, şahıs ve sistemler bazında inceleyelim. Bakalım gözlerimize konuyla ilgili kaç şahit örnek çarpacaktır.

    Bir zamanlar gölgelerine bakılmaya, isimleri zikredilmeye korkulan diktatörler, tiranlar, cellatlar, kimyasal lakaplılar darağaçlarında zelil olmadılar mı?

    Çok gerilere gitmeye gerek yok. Çok su içiyorlar diye çağdaş dünyanın hayvansever halklarının! gözleri önünde katliama tabi tutulan develerin ahı tsunami olup zalim memleketi nasıl da yutuverdi.

    Bin yıllık kararlar aldıklarını söyleyip mazlumlara kankusturan çağdaş firavunlar, şimdi ne hallerdedirler...

    Beytullah'ın yanında parçalanmış, yakılıp dağlanmış ana kuzusunun katillerini Cebbar olan Allah'a şikayet eden Hatice Bacının şikayeti havada kalır mı, katillerinin yaptıklarını yanlarına bırakır mı? Elbette ki bırakmaz, bırakmadı.

    Rabbimizin kainatta cari olan kanunları var. Şükür nimeti celbettiği gibi zulüm cezayı boynunda taşır.

    Hiçkimse elindekine, cebindekine, emrindekine güvenip şımarmasın, azgınlaşmasın. Bu verilenler hepsi birer emanettir. Emanet sahibinin hilafına kullanıldığında karşılığı çetin olacaktır.

    Sözün zalimlere bakan yönü olduğu kadar mazlumlara, mahrumlara bakan bir yönü de vardır. Zamanın uzaması, zahiri imkansızlıklar, umutsuzluğa sebep olmamalı. Allah'a imanın olduğu yerde umut da imkan da var demektir. Zalimlerin, devlet ve sistemlerinin ömürleri insanlık serüveniyle kıyaslanmayacak kadar basittir.

    Rabbimiz, kimin cezasını "gözlerin yerinden fışkırdığı güne" bırakmışsa asıl hüsrana uğrayanın ta kendisi demektir.

    "Sakın zalimlerin yaptıkları şeylerden Allah'ı habersiz sanma. Ancak onları gözlerin bakakalacağı bir güne erteliyor." (İbrahim 42)