Öğle: İkindi:
4 °C
asd
Advert

DEVLET BAŞKANI

  • Mehmet Ziya Gümüş
  • 2020-06-30 17:06:14
  • 166 Görüntülenme

  • Devlet Başkanı, hakkında yayılan yolsuzluk-fesat dedikodularıyla ilgili olarak en gözde bakanını görevden aldı. Basına kapalı bir ortamda da bakanına şunları söyledi: “Evet, an itibariyle seni görevden almış bulunmaktayım. Gerçek şu ki, sen çalışkan biriydin. Ülkenin kalkınmasında emek sarf ettin. Görevden aldım, demeyeyim de seni emekliye ayırdım, diyelim. Bölgemizin coğrafyasını biliyorsun, kendine kalkındırdığımız bir köy seç, o köyü sana vereyim. Orada keyfine bak…” “Artık köy ağası olursun” diyerek soğuk bir espri yapmayı da ihmal etmedi.

    Başarılı bakanın gözü toktu. “Allah razı olsun. Şu var ki ben kalkınmış bir köy istemiyorum. Bana teknolojinin ve kalkınmanın uğramadığı, yolunun olmadığı bir köy ver. Nostaljik takılmak istiyorum. Bana böyle bir köy verebilirsen, daha çok memnun olurum” dedi.

    Devlet Başkanı eski bakanının talebini hüsnü kabulle karşıladı.  Yetkilileri çağırarak, onlardan kendisine baykuşların kol gezdiği, yılan çıyanların yuva kurduğu bir köy bulmalarını istedi.

    Bütün kurumlar böyle bir köy bulmak için seferber olmuş, ama nafile. Bakanın istediği standartlarda tek bir köy bulamamışlar. Normalde böyle bir durumun Devlet Başkanını sevindirmesi gerekiyordu, ama işin esprisini anlamadığı için buna üzülmüş. “Nasıl virane köylerimiz yok?! Şu şu mıntıkada, şu dağlar civarında yıkık, virane bir köy yok mu?” diye celallenmiş. “Hayır efendim! Memleketimizde tarife uygun tek bir köy yok. Her yer ma’mur” şeklinde cevap aldıktan sonra eski bakanını çağırmış ve başarısızlık psikolojisiyle: “Kusura bakma! Ülkenin bilmem kaç bin metre karesini didik didik araştırdık, senin istediğin şekilde bir köy bulamadık. Gel vazgeç şu inadından sana modern bir köy verelim…”

    Eski bakan, Devlet Başkanından bunları dinleyince taşı gediğe koymuş: “Ben bu ülkede ma’mur olmayan, yolu olmayan tek bir köyün olmadığını biliyordum. Bu benim emeğim. Yıllarca çalıştım, gecemi gündüzüme kattım. Ülkenin tek kuruşunu zayi etmedim. Her kuruşu yerinde sarf ettim. İmar edilmemiş virane, yıkık dökük tek bir köy bırakmadım. Zaten senden böyle bir köy istememin amacı sana bunları anlatmaktı. Allah’ını seversen yerime gelecek herhangi bir kişi benim yaptığımdan ötesini yapabilir mi? Beni görevden alman uğradığımız komplonun bir neticesidir. Diyeceklerim bu kadar.”

    Bakanın diyecekleri o kadar ise sonrasında bizim diyeceklerimiz vardır:

    1-Devlet başkanlığı en zor görevlerden birisidir. Onun elinde sadece devletin anahtarı değil cennet ve cehennemin anahtarı da vardır.

    2-Devletin üst kademelerinde fitne-fesat hiç eksik olmaz. Çoğu kez de sonuç verir, has adamını harcatabilir. Bu nedenle suflecilere karşı her zaman uyanık olmalı.

    3-Zirveden sana birçok şey görünebilir, ama ayağının dibini görmeyebilirsin.

    4-Devlet başkanı da insandır ve dedikodulardan etkilenir. Etkilenmekle kalmaz tarihi hatalar da yapar. Onun hatası sıradan bir insanın hatası olmadığı gibi, sonuçları da sıradan insanın hatasının doğurduğu sonuçlar gibi olmaz.

    5-Devlet başkanının ekstra iki gözü daha olmalıdır ki, olagelenleri iyi görebilsin.

    6-Devlet başkanı feraset ve basiret ehli değilse, kendi eliyle kendisine bir düşman topluluğu oluşturur. Neticede ona darbe yaparlar.

    7-Ülkenin her yeri ma’mur olsa da Devlet Başkanının adalet terazisi şaşarsa, kendisiyle beraber reaya da vertigo olur.

    8-Zirveye çıkmak için birçok zahmet çekilir. Ama zirve istirahat yeri değildir, çünkü zirvede kalabilmek bile başlı başına bir zorluktur.

    En iyisi Devlet Başkanı olmamak…