İmsak: Güneş:
4 °C
asd

DÜNYA SEVGİSİ KAYBETTİRİR

  • SADULLAH AYDIN
  • 2019-11-15 16:47:47
  • 670 Görüntülenme

  • Peygamberimizin çok sadık bir dostu vardı. Adı Salabe idi. Peygamberimizi çok seviyordu Salabe. Peygamberimiz için, Allah için, İslam için gözünü kırpmadan canını feda edecek biriydi. Hiç camiden çıkmaz, beş vakit namazını camide, Peygamberimizin arkasında kılardı.

    Salabe çok yoksuldu. Ailesini geçindirmekte zorlanıyordu. Salabe bir gün utana sıkıla Peygamberimizin yanına geldi.

    --- Ya Resulullah! Dedi. Çok yoksulum, çocuklarımı geçindiremiyorum. Bana dua et de Allah bana helal ve geniş bir rızık versin.

    Peygamberimiz gülümseyerek:

    --- Ya Salabe! Dedi. Bu halin senin için daha hayırlı. Sabredersen Allah sana cennetini nasip eder.

    Salabe boynunu bükerek Peygamberimizin yanından ayrıldı. Birkaç gün sonra yine Peygamberimizden dua istedi. Salabe isteğinde ısrar edince Peygamberimiz ellerini göğe kaldırıp dua etti.

    --- Ya Rabbi! Dedi. Salabe’nin rızkını genişlet, ona mal mülk nasip et!

    Peygamberimizin bu duasından sonra Salabe’nin durumu düzeldi. Eline geçen bir miktar parayla birkaç koyun aldı. Allah, Salabe’nin koyunlarına bereket verdi. Birkaç ay içinde koyunlar doğurup çoğaldılar. Bir iki yıl içinde Salabe’nin küçük bir koyun sürüsü oldu.

    Salabe koyunlarına öyle dört elle sarılmıştı ki bütün vaktini onlara ayırıyordu. Bu yüzden camiyi, cemaatle namaz kılmayı aksatmaya başladı. Çoğu defa camiye gitmiyordu.

    Peygamberimiz sürekli onu soruyor:

    --- Salabe’ye yazık oldu! Diye üzüntülerini belirtiyordu.

    Salabe’nin sürüsü büyümeye başlayınca, Salabe onları otlatabilmek için Medine’nin dışına çıktı. Artık doğru dürüst şehre gitmiyor, sadece Cuma namazları için camiye gidiyordu. Peygamberimizin yanından ayrılmayan Salabe, Peygamberimizi doğru dürüst görmüyor, bu durumu umursamıyordu da.

    Gün geçtikçe Salabe’nin sürüsü büyüyor, hayvanları artıyordu. Öyle bir an geldi ki Salabe’nin sürüsü büyüklüğüyle herkesin diline girdi.

    Artık Salabe yoksul değildi. Büyük bir sürü sahibiydi. Zengindi. Malı mülkü çoğalmıştı. Zengin olmuştu ama bu defa dindarlığı gitmişti. Doğru dürüst namaz kılmıyor, Kur’an okumuyor, helal harama dikkat etmiyordu. İçindeki cennet sevgisi, Peygamber sevgisi gitmiş, sürüsünü her şeyden üstün tutar olmuştu. Zihnini, gönlünü, zamanını hep sürüsü meşgul ediyordu.

    Salabe bu durumdayken Allah, zekât emrini gönderdi Peygamberimize. Her Müslüman yılda bir kazancının kırkta birini zekât olarak İslam devletine verecekti. Medine İslam Devletinin Başkanı olarak Peygamberimiz Salabe’nin yanına zekât memurlarını gönderdi. Zekâtını vermesi için.

    Zekât memurları Allah’ın zekât emrini, Peygamberimizin talimatını Salabe’ye bildirdiler. Salabe ne derse beğenirsiniz. Peygamberimizin eski dostu, Peygamberimizin duasıyla zengin olmuş Salabe zekât memurlarına bağırarak şöyle dedi:

    --- Bu sürüyü gecemi gündüzüme katarak bu günlere getirdim. Bu benim malımdır. Hiç kimseye bir şey vermem. Siz benden haraç istiyorsunuz.

    Zekât memurları üzgün bir tavırla Peygamberimizin yanına döndüler. Salabe’nin sözlerini duyan Peygamberimiz büyük bir üzüntüyle:

    --- Salabe kendine yazık etti! Dedi.

    Peygamberimizin yanından ayrılmayan, beş vakit camiden çıkmayan Salabe zengin olunca Allah’ı ve Peygamberi üzecek davranışlar sergilemeye başlamıştı. Dünya sevgisi onu Allah’tan uzaklaştırmış, kaybetmesine neden olmuştu.

    Ebetteki biz Allah’tan geniş ve helal bir rızık isteyeceğiz. Ama dünyaya kul olmayacağız. Dünya malı bizi Allah’tan uzaklaştırmamalı.