Peygamber Sevdalıları, Ramazan ayının son cuma günü dünyanın birçok yerinde yürüyüş ve basın açıklamaları ile idrak edilen 'Dünya Kudüs Günü' münasebetiyle İstanbul'da İstanbul'un Anadolu ve Avrupa yakasında 8 ilçede eş zamanlı basın açıklaması düzenledi.
Teravih namazının ardından 'Küresel barışın anahtarı Kudüs ve Aksa'nın özgürlüğüdür' temasıyla Bağcılar, Esenyurt, Sultangazi, Zeytinburnu, Üsküdar, Sultanbeyli, Kartal ve Pendik ilçelerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen basın açıklamalarında, şer ittifakının İslam coğrafyalarında sürdürdüğü katliamlar ve Mescid-i Aksa'ya yönelik sinsi planlara dikkat çekilerek ümmetin birlikte hareket etmesi gerektiği vurgulandı.

Ercan Bozkurt
Bağcılar Meydanı'nda Ercan Bozkurt'un Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda konuşan HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Mehmet Eşin, Kudüs'ün yalnızca bir şehir değil Müslümanların ilk kıblesi, Hazreti Ömer'in emaneti, Selahaddin Eyyubi'nin ikinci kez fethettiği kutsal bir mekan olduğunu ifade etti.

Mehmet Eşin
'Siyonizm sadece İslam coğrafyasını değil tüm dünyayı ateşe sürüklemektedir'
Tarih boyunca iman ile küfrün, mazlum ile zalimin Kudüs ekseninde savaştığını belirten Eşin, 'Şu anda 10'dan fazla İslam ülkesinde bombalar, füzeler peş peşe düşmektedir. Bunun tek sebebi vardır o da siyonist işgal rejimidir. İşgal rejiminin ana hedefi, başkenti Kudüs olan büyük siyonist devleti kurmaktır. Bu hedefine ulaşmak için adım adım Filistin topraklarını işgal etmektedir. İslam coğrafyasında kendisine karşı olan, tehdit olabilecek hiçbir güç istememektedir. Siyonizm sadece İslam coğrafyasının değil dünyanın tüm ülkeleri, Amerika'yı bile etkisi altına alarak dünyayı bir ateşe sürüklemektedir. Dolayısıyla bu savaş yalnızca Filistinlilerin, Arapların, Müslümanların değil mazlum ile zalimin savaşıdır.' diye konuştu.
Haydutlara ve siyonizme karşı ortak mücadele çağrısı
Siyonist rejim ve Amerika'nın Müslüman ülkelere şartsız, müzakeresiz teslim olmalarını istediğini, buna karşı Müslümanların uyanık olması gerektiğini söyleyen Eşin, 'Gazze Sünni olduğu için bombalanmıyor. Rahmetli İsmail Heniye, Yahya Sinvar, Muhammed Dayf, Arap oldukları için şehid edilmediler. Lübnan, Beyrut, İran Şii olduğu için bombalanmıyor. İran'da nerdeyse 15 milyon Türk var. Tebriz ile Ankara arasında bir fark yoktur. Senendec, Urumiye, Mahabat ile Diyarbakır, Mardin ve Batman arasında bir fark yoktur. Venezuela başkanı Maduro ne Şii ne Sünni ne de Müslümandı. Ancak sırf ABD'nin emperyalist hedeflerine karşı çıktığı için hiçbir uluslar arası hukukta olmayan bir şekilde gece hanımıyla yataklarından çıkarılarak kaçırıldılar. Dolayısıyla; Şii'siyle Sünni'siyle, Arap'ıyla, Türk'üyle, Kürt'üyle, Çerkez'iyle, Laz'ıyla hepimiz kardeşiz. Hepimiz bu topraklarda binlerce yıldır barış içerisinde yaşayan komşularız. Bize düşen bu haydutlara, siyonist rejime karşı tek vücut olarak direniş göstermeli, mücadele etmeliyiz.' şeklinde konuştu.

Yusuf İpek
'Bugün Ortadoğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır'
Peygamber Sevdalıları tarafından hazırlanan basın açıklamasını okuyan Yusuf İpek, 'Kudüs, yalnızca Filistin halkının değil, bütün Müslümanların ve bütün insanlığın ortak mirasıdır. Mescid-i Aksa ise Müslümanların ilk kıblesi ve mukaddes mabetlerinden biridir. Ancak bugün Kudüs, Mescid-i Aksa ve Gazze; Siyonist işgal rejiminin sistematik saldırıları ve yayılmacı politikaları altında ağır bir kuşatma yaşamaktadır. İsrailin Gazze'de başlattığı ve bugün Lübnan'a, Suriye'ye, Yemen'e ve İran'a yaydığı çatışma süreci, asla bir güvenlik meselesi değildir. Bu, 'Arz-ı Mev'ud' hezeyanıyla bölge ülkelerini zayıflatma, parçalama ve köleleştirme operasyonudur. Siyonist akıl, kendi güvenliğini komşu ülkelerin yıkımında aramakta, attığı her adımda dünya barışının altına dinamit döşemektedir. Bu saldırganlık, 'israilin güvenliği' bahanesi altında bütün bölgeyi dizayn etmeyi hedefleyen emperyal bir projeye dönüşmüş ve dünya barışını doğrudan tehdit eden bir boyuta ulaşmıştır. Şurası açıktır ki mesele sadece Filistin meselesi değildir. Asıl mesele İslam coğrafyasının tüm direniş hatlarını kırmayı hedeflemektedir. Bugün Ortadoğu, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir yok etme operasyonuna sahne olmaktadır. Sadece sınırların değil, vicdanların da tarumar edildiği bu süreçte, Gazze ve Kudüs'e sahip olma adına Lübnan, Suriye, Yemen ve İran, küresel şer odaklarının hedef tahtasına oturtulmuştur.' dedi.

Müslümanların ilk kıblesi Kudüs'ün siyonist işgalin pençesinde kimliksizleştirilmeye çalışıldığını, işgal rejiminin başlattığı saldırılarla Gazze'nin tarihin en büyük toplu mezarlığına dönüştürüldüğünü, bunun yalnızca bir toprak kavgası değil, bir inancın ve halkın kökünü kazıma girişimi anlamına geldiğini aktaran İpek, bölgedeki kaosun ana sebebinin Amerika ve israil ikilisinin bölgedeki yayılmacı emelleri olduğunu ifade etti.
Uluslararası hukuk ayaklar altında, orman kanunun yürürlükte
İpek, 'Suriye'de yıllardır süren ve milyonlarca insanı yerinden eden savaş, emperyalist güçlerin bölgeyi parçalama planlarının bir parçasıdır. Lübnan ise, israilin pervasız hava saldırıları ve ekonomik ambargolarla dize getirilmeye çalışılmakta, bir halkın geleceği sistematik olarak çalınmaktadır. Yemen, Amerika destekli operasyonlar ve bitmek bilmeyen ambargolar nedeniyle yüzyılın en büyük insani dramını yaşamaktadır. Çocukların açlıktan öldüğü, salgın hastalıkların pençesinde kıvranan bir halk, küresel güçlerin bölgedeki hakimiyet savaşlarına kurban edilmektedir. Emperyalist güçler ve onların bölgedeki karakolu olan İsrail, bugün İran'ı doğrudan hedef alarak bölgesel bir savaşı tetiklemekten, bölgeyi topyekûn bir yangın yerine çevirmekten çekinmemektedir. Dünya da şunu çok iyi bilmelidir ki, bu yangın bölgeyle sınırlı kalmayacak kendilerine de sıçrayacaktır. Amerika ve israil ikilisi, uluslararası hukuku ayaklar altına alarak dünyayı bir 'orman kanunu' düzenine sürüklemektedir. BM kararlarını hiçe sayan, okulları, hastaneleri ve mülteci kamplarını vuran bu saldırganlık, küresel enerji hatlarını tehdit etmekte, dünya ekonomisini telafisi güç krizlere sürüklemekte, Üçüncü Dünya Savaşı riskini her geçen gün daha gerçekçi bir tehdit haline getirmektedir.' diye konuştu.
Program, İsmail Pekgöz'ün yaptığı dua ile son buldu. (İLKHA)





