İmsak: Güneş:
4 °C
asd

Engelli olmak imtihandır

  • VEYSİ DEMİR
  • 2015-12-08 07:29:31
  • 1067 Görüntülenme
  •  

    3 Aralık Dünya Engelliler Günü” nedeniyle engelliler ile ilgili konuya devam ediyoruz.

    Engelli olanlar, aileleri ve yakınları dünyanın bir imtihan yeri olduğu, imtihanı başaranların ilâhi mükâfata kavuşacakları, bakıma muhtaç kimselere de bakmanın Allah’a kulluk ve büyük sevap olduğunu idrak etmeli ve düşünmelidirler.
    İnsan bu dünyaya ebedi bir saadeti kazanma hedefiyle gönderilmiştir. İmtihan yeri olması itibariyle bu dünyada her şey, hikmet perdesi altında cereyan etmektedir. Bu alemde acıyla tatlı, iyiyle kötü, hayırla şer iç içedir. Bu dünyada insanın sahip olduğu veya olamadığı her şey bir imtihan vesilesidir. Fiziki güzellik bir imtihan vesilesi olduğu gibi, güzel konuşmak, güzel yazmak gibi kabiliyetler de insana imtihan için verilmiştir. Zenginlik ve fakirliği de aynı şekilde değerlendirebiliriz. Bu bakış açısına göre, zengin ve güzel olan mutlaka üstün olmadığı gibi, fakir veya bazı uzuvlarını kaybetmiş olan bir kimse de değersiz değildir. Zaten Kur'an'da "Sizin en değerliniz takvada en ileri olanınızdır." -Hucurat Suresi: 13- buyrularak üstünlük takvaya bağlanmıştır.

    Allah Resûlü (S.A.V.) de, "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar." -Müslim, Birr: 34- buyurarak, Allah'ın insanlara muamelesinin kalbe göre olduğuna işaret etmiştir.
    "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz." –El Bakara Suresi: 155- ayeti de bu dünyada imtihanın bir hakikat olduğunu hatırlatmakta ve imtihan çeşitlerine işaret etmektedir. Ayette bahsedilen "canlardan eksiltme" ifadesine engelli insanların da dâhil olduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla, engellilik hali de insanların sabretmesi gereken bir imtihan çeşididir.
    Peygamberimizin Engellilere Davranışı
    Her toplumda olduğu gibi Peygamberimiz döneminde de engelli kimseler bulunmaktaydı. Bu dönemdeki engelli sayısını tam olarak bilememekle birlikte, günümüzdeki oranları dikkate alırsak azımsanmayacak miktarda olduğu söylenebilir. Özellikle görme ya da bedeni bir özrü bulunan sahabe arasında isimleri Müslümanların çoğu tarafından bilinen Abdurrahman b. Avf, Amr b. Cemuh, Muaz b. Cebel, Amr b.Tufeyl, Habbab b. Eret, İmran b. Husayn, Abdullah b. Ümmü Mektum gibi sahabenin meşhurları da sayılıyor. Muaz b. Cebel'in ayağındaki sakatlığın pek çok kimse tarafından bilinmiyor. Oysa Hz.Muaz, Efendimiz (S.A.V.) tarafından o günün şartlarında oldukça uzak sayılabilecek olan Yemen'e gönderilmiş ve İslama hizmet etmekten bir an geriye kalmamıştır. 
    Peygamber Efendimiz(S.A.V.), görme engelli Abdullah b. Ümmi Mektum'un sahabenin ileri gelenleri arasında bulunması, ilk Müslümanlara müezzinlik yapması gibi özelliklerinden dolayı cemaat arasında bulunmasının önemli olması hususu göz ardı edilmemelidir. Çünkü o, engelli sahabîler arasında âdeta sembol bir isim durumundadır. Onun ısrarla toplum içerisinde aktif olarak bulunması kendisinden sonra gelen benzeri kimselere müspet örnek teşkil edecektir. Bunun yanında Hz. Peygamber (S.A.V.) değişik vesilelerle Medine dışına çıktığı zaman, Abdullah b.Ümmi Mektûm'u yerine cemaate namaz kıldırması için vekil olarak bırakmıştır. Bu görevin kendisine on üç defa verildiği nakledilmektedir. -İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-ğâbe, 4/264- 
    Yakınları arasında hasta veya engelli olan kimselere de önemli vazifeler düşmektedir. İlgi ve bakım gereken hasta ve engelliler sabretmeleri durumunda kendileri için hayır kapısına sahip oldukları gibi, yakınları için de sevap kazanma vesilesi olmaktadırlar.

    Günümüzde engelli bir çocuğa bakmak durumunda olan fedakâr aileler bulunmaktadır. Şu bilinmelidir ki, engelliler diğer insanların sahip oldukları temel hak ve hürriyetlerin tamamına sahiptirler. İnsan bu dünyaya ahireti kazanmaya gelmiştir. Bu durumdaki kimseler, zor da olsa sabır ve rıza göstermeli ve sevap kazanmayı tercih etmelidirler. Zira isyan etmek insanın iki kez kaybetmesi anlamına gelir.
    Bakınız! Kur’an ve sünnetin engellilere bakışı açısı hakkında değerlendirmelerde bulunan D.Ü. İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. İhsan Akay, engellilerin Kur’an-ı Kerim’de normal bir insan gibi tarif edildiğini söylüyor. Akay, “Engellilik olağanüstü bir durum değildir. Normal insanların konumu ne ise engellilerin de konumu odur.  Engellilere ekstra bir yükümlülük verilmemiştir. İnsanın gücü kadar yükümlülük vardır. Görme engellilere ve fiziki bir engeli olan ve hasta olana cihat farz kılınmamıştır. Dolayısıyla burada İslam dininin engellilere ne kadar olumlu baktığını görüyoruz. Kur’an-ı Kerim’de bazı engelli peygamberler zikredilmiştir. Bunlardan biri de Hz.Yakup’tur. Hz.Yakup görme engelli bir peygamberdir. Bunlar engelliler için bir umuttur. ‘Bak peygamberler bile engelli olabiliyorlar’ demelidirler. Bu peygamberler örnek alınmalıdır. Engelliler ahirette Allah tarafından mükâfatlandırılacaktır. Yaptığımız araştırmalara göre aileler engelli çocuklarını dışlıyorlar. Çocuğu toplumdan uzak tutuyorlar. O çocuklardan utanmamalılar. Peygamber efendimiz engelli sahabeleri vali, kadı, imam, müezzin ve öğretmen olarak tayin etmiştir.”

    Sonuç olarak ifade etmek gerekirse, sağlık ve sıhhat büyük bir nimettir. Allah'tan af ve afiyet istemek de mümin olmanın gereğidir. Ancak, bu dünya ahiretin tarlası olması itibariyle, bir imtihan yeridir. Hasta ve engelli olmak bir imtihan unsuru olduğu gibi, bir hasta ve engelliye bakmak zorunda olmak da imtihanın bir parçasıdır.