Hz. Musa'nın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri, Mısır'dan ayrılmak zorunda kaldığı gün ile Allah'ın elçisi olarak yeniden Firavun'un karşısına çıktığı zaman arasındaki süreçtir. Kur'an-ı Kerim'de bu dönem özellikle Kasas ve Tâhâ surelerinde anlatılır. Tefsirler ve İslam tarihçileri ise Kur'an'da özetlenen olayları çeşitli rivayetlerle ayrıntılandırmıştır. Yaklaşık on yılı kapsayan bu dönem, Hz. Musa'nın hem manevi hem de ahlaki açıdan olgunlaşarak peygamberlik görevine hazırlanmasının hikâyesidir.

Hz. Musa, bir gün şehirde gezerken İsrailoğullarından bir kişi ile Kıpti bir adamın kavga ettiğini gördü. Kendisinden yardım isteyen İsrailoğullarından kişinin çağrısına karşılık vererek Kıpti'ye bir yumruk attı. Ancak bu darbe beklenmedik şekilde adamın ölümüne sebep oldu. Bunun üzerine büyük bir pişmanlık yaşayan Hz. Musa, "Rabbim! Ben kendime zulmettim. Beni bağışla." diye dua etti. Allah Teâlâ da onun samimi tövbesini kabul ederek bağışladı. (Kasas, 15-16)

Ertesi gün olayın duyulmasıyla birlikte Firavun'un ileri gelenleri Hz. Musa'nın öldürülmesine karar verdi. Şehrin uzak bir tarafından gelen iman sahibi bir kişi, "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen buradan ayrıl." diyerek onu uyardı. Bunun üzerine Hz. Musa korku ve endişe içinde Mısır'dan ayrıldı ve "Rabbim! Beni zalimler topluluğundan kurtar." diye Allah'a sığındı. (Kasas, 20-21)

Nereye gideceğini tam olarak bilmeyen Hz. Musa, yönünü Medyen'e çevirdi. Kur'an'da onun bu yolculuk sırasında, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir." diye dua ettiği bildirilir. (Kasas, 22) Tefsirlerde bu yolculuğun oldukça zorlu geçtiği anlatılır. Günlerce tek başına yürüdüğü, azıklarının tükendiği, ayakkabılarının parçalandığı ve açlıkla mücadele ettiği rivayet edilir. Ancak bütün sıkıntılara rağmen Allah'a olan güvenini hiçbir zaman kaybetmedi.

Uzun ve yorucu yolculuğun ardından Medyen'e ulaşan Hz. Musa, bir kuyunun başında hayvanlarını sulayan çobanlarla karşılaştı. Bir kenarda ise iki genç kadın, hayvanlarını bekletiyordu. Sebebini sorduğunda kadınlar, "Çobanlar ayrılmadan biz hayvanlarımızı sulayamayız. Babamız da oldukça yaşlıdır." cevabını verdiler. Bunun üzerine Hz. Musa hiçbir karşılık beklemeden onların hayvanlarını suladı. Daha sonra bir ağacın gölgesine çekilerek, "Rabbim! Bana indireceğin her hayra gerçekten muhtacım." diye dua etti. (Kasas, 23-24) Bu dua, İslam âlimleri tarafından sıkıntı anlarında okunabilecek en anlamlı dualardan biri olarak kabul edilmiştir.

Bir süre sonra kadınlardan biri utangaç bir eda ile gelerek babasının kendisini davet ettiğini ve yaptığı iyiliğin karşılığını vermek istediğini söyledi. Hz. Musa daveti kabul ederek yaşlı zatın yanına gitti ve başından geçenleri anlattı. Yaşlı adam ona, "Korkma, artık zalimler topluluğundan kurtuldun." diyerek güven verdi. (Kasas, 25) Kur'an'da bu kişinin ismi belirtilmez. Ancak İslam âlimlerinin önemli bir kısmı onun Hz. Şuayb veya Şuayb Peygamber'in soyundan gelen salih bir kişi olduğu görüşündedir.

Kadınlardan biri babasına, "Babacığım! Onu ücretle çalıştır. Çünkü çalıştıracağın en hayırlı kişi güçlü ve güvenilir olandır." diyerek Hz. Musa'yı tavsiye etti. Bunun üzerine yaşlı adam, kızlarından biriyle evlenmesi karşılığında sekiz yıl çalışmasını, isterse bunu on yıla tamamlamasını teklif etti. Hz. Musa bu teklifi kabul etti. (Kasas, 26-28) Tefsirlerde yer alan yaygın görüşe göre Hz. Musa sözünü daha fazlasıyla yerine getirerek on yıllık süreyi tamamladı.

Cuma hutbesi: Aile olmak
Cuma hutbesi: Aile olmak
İçeriği Görüntüle

Medyen'de geçen bu yıllar, Hz. Musa'nın hayatının en sakin fakat en öğretici dönemlerinden biri oldu. Çobanlık yaparak sabrı, sorumluluğu ve insanları yönetmenin inceliklerini öğrendi. Aile kurdu, ağır şartlar altında çalıştı ve sade bir hayat yaşadı. İslam âlimleri bu yılları, Allah'ın Hz. Musa'yı büyük peygamberlik görevine hazırladığı bir eğitim süreci olarak değerlendirmiştir.

On yıllık sürenin tamamlanmasının ardından Hz. Musa ailesiyle birlikte yeniden Mısır'a doğru yola çıktı. Yolculuk sırasında Tur Dağı civarında bir ateş gördü ve ailesine kendisini beklemelerini söyledi. Ateşe yaklaştığında Allah Teâlâ ona seslenerek peygamberlik görevini verdi. Burada asasının yılana dönüşmesi ve elinin bembeyaz parlaması mucizeleri kendisine gösterildi. Ardından Firavun'a gitmesi emredildi. Hz. Musa, bu ağır görevi yerine getirirken kardeşi Hz. Harun'un da kendisine yardımcı olmasını istedi. Allah Teâlâ bu duayı kabul ederek Hz. Harun'u da peygamber olarak görevlendirdi. (Tâhâ, 9-36)

Böylece yaklaşık on yıl önce canını kurtarmak için gizlice Mısır'dan ayrılan Hz. Musa, bu kez korkan bir kaçak olarak değil, Allah'ın elçisi sıfatıyla yeniden Firavun'un karşısına çıktı. Artık görevi yalnızca kendi hayatını kurtarmak değildi; Firavun'u Allah'ın birliğine davet etmek, İsrailoğullarını zulümden kurtarmak ve ilahi mesajı insanlara ulaştırmaktı.

Hz. Musa'nın Mısır'dan kaçışı ile geri dönüşü arasında geçen bu yıllar, sadece bir yolculuk hikâyesi değildir. Bu dönem, hata karşısında samimi tövbenin, zorluklar karşısında Allah'a tevekkül etmenin, iyiliği karşılıksız yapmanın, sabırla olgunlaşmanın ve ilahi göreve hazırlanmanın en güzel örneklerinden biri olarak Kur'an'da yerini almıştır. Müminler için de bu kıssa, sıkıntıların çoğu zaman Allah'ın daha büyük hikmetlerine açılan bir kapı olduğunu gösteren önemli bir ibret vesikasıdır.

Kaynak: HABER MERKEZİ