Firavun'un Zulmü ve İsrailoğullarına Baskısı

Hazreti Yusuf'un (aleyhisselam) vefatından uzun yıllar sonra Mısır'da yönetim değişmiş, İsrailoğullarına karşı büyük bir düşmanlık başlamıştı. Firavun, İsrailoğullarının çoğalmasını kendi saltanatı için tehdit olarak görüyordu.

Kur'an-ı Kerim bu durumu şöyle anlatır:

"Şüphesiz Firavun yeryüzünde büyüklük tasladı ve halkını sınıflara ayırdı. Onlardan bir topluluğu güçsüz düşürüyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o bozgunculardandı."

(Kasas Suresi, 4)

Müfessirlerin naklettiğine göre Firavun, gördüğü bir rüya veya kâhinlerin verdiği haber üzerine İsrailoğullarından doğacak bir erkek çocuğun saltanatını yıkacağını öğrenmişti. Bunun üzerine yeni doğan erkek çocukların öldürülmesini emretti.

İbn Kesîr, Taberî ve Kurtubî gibi müfessirler bu rivayetleri aktarırken, Kur'an'ın açık olarak üzerinde durduğu hususun Firavun'un erkek çocukları öldürmesi ve büyük bir zulüm uygulaması olduğunu belirtirler.

Hazreti Musa'nın Doğumu

İşte böylesine korku dolu günlerde Hazreti Musa dünyaya geldi.

Annesi, yeni doğan yavrusunu saklamaya çalıştı. Ancak askerlerin her yeri araması sebebiyle çocuğunu uzun süre gizlemesi mümkün görünmüyordu.

Tam bu sırada Allah Teâlâ Musa'nın annesine vahiy (ilham) etti.

Kur'an'da şöyle buyurulur:

"Musa'nın annesine, 'Onu emzir. Başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu nehre bırak. Korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana geri verecek ve onu peygamberlerden biri yapacağız.' diye vahyettik."

(Kasas Suresi, 7)

Buradaki "vahiy", peygamberlere gelen vahiy değil; Allah'ın salih kullarının kalbine verdiği ilham anlamındadır.

Bir Anne İçin En Büyük İmtihan

Bir annenin günlerce emzirdiği bebeğini suya bırakması, insan aklıyla açıklanabilecek bir davranış değildir.

Ancak Allah'ın emrine teslim olan Hazreti Musa'nın annesi, oğlunu sağlam bir sandığa veya sepete koyarak Nil Nehri'ne bıraktı.

Bu olay, tevekkülün ve Allah'a güvenmenin en büyük örneklerinden biridir.

Allah'ın koruması altında olan küçük Musa, Nil'in sularında zarar görmeden ilerlemeye başladı.

Firavun'un Sarayına Ulaşması

Kur'an-ı Kerim bu mucizeyi şöyle anlatır:

"Firavun ailesi onu kendilerine düşman ve başlarına dert olacak biri olarak aldı. Şüphesiz Firavun, Hâmân ve askerleri hata eden kimselerdi."

(Kasas Suresi, 8)

Allah'ın takdiri gereği Nil Nehri'ndeki sandık tam Firavun'un sarayının bulunduğu bölgeye ulaştı.

Rivayetlere göre saray görevlileri sandığı sudan çıkardı ve içindeki güzel yüzlü bebeği görünce hayran kaldılar.

Firavun'un Hanımı Asiye'nin Merhameti

Kur'an'da anlatıldığına göre bebeği gören Firavun'un eşi Asiye validemiz ona büyük bir sevgi besledi.

Şöyle dedi:

"Bu çocuk benim için de senin için de göz aydınlığıdır. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası olur yahut onu evlat ediniriz."

(Kasas Suresi, 9)

Firavun başlangıçta onu öldürmek istese de Asiye'nin ısrarı üzerine bundan vazgeçti.

Ne ilginçtir ki Firavun, kendisini helake götürecek çocuğu kendi elleriyle sarayına almış oldu.

Bu durum Allah'ın şu ilkesini açıkça gösterir:

Hiçbir güç Allah'ın takdirinin önüne geçemez.

Musa'nın Hiçbir Süt Anneyi Kabul Etmemesi

Sarayda Musa için sütanneler getirildi.

Ancak Allah, Musa'nın hiçbir kadının sütünü emmemesini sağladı.

Kur'an şöyle buyurur:

"Daha önce ona sütanneleri kabul etmeyi yasaklamıştık."

(Kasas Suresi, 12)

Bu sırada Musa'nın ablası uzaktan kardeşini takip ediyordu.

Saraydakilere şöyle dedi:

"Size onun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir aile göstereyim mi?"

Bunun üzerine Musa'nın öz annesi saraya getirildi.

Allah'ın Vaadi Gerçekleşti

Cuma Hutbesi: Hicri yeni yıla girerken
Cuma Hutbesi: Hicri yeni yıla girerken
İçeriği Görüntüle

Hazreti Musa'nın annesi hem oğluna kavuştu hem de onu emzirme görevini üstlendi.

Üstelik bunun karşılığında ücret de aldı.

Kur'an bunu şöyle ifade eder:

"Böylece onu annesine geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin."

(Kasas Suresi, 13)

Bu olay, Allah'ın verdiği sözün mutlaka gerçekleşeceğinin en açık örneklerinden biridir.

Firavun'un Sarayında Büyümesi

Hazreti Musa çocukluk ve gençlik yıllarını Firavun'un sarayında geçirdi.

Kur'an şöyle buyurur:

"Musa olgunluk çağına erişip kemale erince ona hikmet ve ilim verdik."

(Kasas Suresi, 14)

Sarayın bütün imkânlarından yararlanmasına rağmen Musa hiçbir zaman Firavun'un inancını benimsemedi.

Allah onu ileride büyük bir peygamberlik görevine hazırlıyordu.

Bu Olaydaki Büyük Hikmetler

Hazreti Musa kıssası birçok ilahi hikmeti içinde barındırır:

Allah dilediğini en güvenli şekilde korur. Firavun bütün erkek çocukları öldürmeye çalışırken, onu yıkacak çocuk kendi sarayında büyüdü.

Tevekkül, teslimiyetle anlam kazanır. Musa'nın annesi, Allah'ın emrine güvenerek oğlunu Nil'e bıraktı ve sonunda ona yeniden kavuştu.

Zalimler, farkında olmadan ilahi planın bir parçası olabilir. Firavun, saltanatını korumaya çalışırken helakine vesile olacak kişiyi bizzat himaye etti.

Merhamet sahibi insanlar zulmün ortasında da bulunabilir. Asiye validemiz, Firavun'un sarayında yaşamasına rağmen iman etmiş ve masum bir bebeğin hayatını kurtarmıştır. Kur'an'da Asiye, iman edenlere örnek gösterilen seçkin kadınlardan biridir (Tahrîm Suresi, 11).

Allah'ın vaadi mutlaktır. Musa'nın annesine verilen "Sana geri vereceğiz." sözü eksiksiz yerine gelmiş, ardından Musa peygamberlikle görevlendirilmiştir.

Sonuç

Hazreti Musa'nın Nil Nehri'ne bırakılması ve Firavun'un sarayında büyümesi, Kur'an'ın en ibretli kıssalarından biridir. İnsanların en güçlü sandığı bir dönemde Allah, en zayıf görünen bir bebeği korumuş; onu, kendisini öldürmek isteyen hükümdarın sarayında büyütmüş ve sonunda hak ile batılın mücadelesinde peygamber olarak görevlendirmiştir.

Bu kıssa, müminlere şu gerçeği hatırlatır: Sebepler ne kadar olumsuz görünürse görünsün, Allah'ın takdiri her şeyin üzerindedir. O dilediğini umulmadık yerlerden korur, yollar açar ve verdiği sözü mutlaka yerine getirir.

Başlıca İslami Kaynaklar

Kur'an-ı Kerim: Kasas Suresi (4–14), Tâhâ Suresi (37–40), Şuarâ Suresi (10–68), Mü'min Suresi (23–46), Tahrîm Suresi (11)

İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm

Taberî, Câmi'u'l-Beyân

Kurtubî, el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân

İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye

Kaynak: HABER MERKEZİ