image

Selvi'nin yazısından ilgili bölüm şöyle;

SEÇİMLERDEN sonra Kılıçdaroğlu birkaç kilometre ötesinde oturan Mansur Yavaş’la henüz görüşmedi. Tunç Soyer’i dinleme imkânı olmadı. Ama Ekrem İmamoğlu ile iki kez görüştü. Neden? Çünkü Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanlığı için ilk işareti, “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” diyerek vermişti. Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, apar topar Ankara’ya davet etti.

İMAMOĞLU’NUN TALEPLERİ

Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu iki görüşme yaptılar. Ama pazar günü İstanbul’da yaptıkları kahvaltı önemliydi. İmamoğlu ilk görüşmede de “Partide bir değişimin başlatılması gerekiyor” demişti. Kahvaltıda ise bunu biraz daha netleştirmiş. “İl başkanından parti yönetimine ve genel başkana kadar değişim ihtiyacı var. Bunun mimarı olabilirim” dediği ifade ediliyor. İlk görüşmede, “Partide değişim gerekiyor. Siz bunun öncüsü olun” dediği konuşulmuştu. Ama öz fikrini kahvaltıda söylemiş. “Değişimin mimarı olabilirim” demiş.

İSTANBUL’LA İLGİLEN

Kılıçdaroğlu ise ilk görüşmede İmamoğlu’na, “Seni İstanbul’da tekrar aday göstereceğiz. Sen İstanbul’a dön. İstanbul’a odaklan. Bütün enerjinle İstanbul’u yerel seçimlere hazırla. İstanbul’u tekrar kazanalım. Diğer başlıklara seçimden sonra bakarız. Sen şu anda İstanbul’u tekrar almaktan başka bir şeyle ilgilenme” demişti.

Ama İmamoğlu ikna olmadı. Tam aksine ısrarını sürdürdü. Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ile ikinci kez görüşmek zorunda kaldı. Çünkü Kılıçdaroğlu seçimi kaybetti. Genel Başkanlık yetkisini kullanarak savuşturmaya çalışıyor. Bir ölçüde başarılı da oldu. Seçimi lider kazanır ya da lider kaybeder. Seçimden sonra CHP yönetiminin tamamı istifa etti, bir tek Kılıçdaroğlu çekilmedi. En başta Kılıçdaroğlu’nun istifa etmesi gerekiyordu. Seçimden sonra, “10 yıl daha buradayım” demişti. Ama şu anda en zayıf dönemini yaşıyor.

YETERİNCE CESUR DEĞİL

İmamoğlu da bunun farkında. O nedenle bastırıyor ama İmamoğlu yeterince cesur değil. CHP Genel Başkanlığı için açıktan bayrak açamıyor. Bütün şartlar hazır olsun, ben CHP Genel Başkanı olayım istiyor. Ama siyasette Abdullah Gül ile anılan bu model bitti. Mücadele edip kazanan Erdoğan modeli geçerli.

Fakat o cesaret İmamoğlu’nda yok. Kılıçdaroğlu da bunu gördü. Seçim İşleri Başkanlığı’na İmamoğlu’nun önerdiği ismi değil, Canan Kaftancıoğlu’na yakın Zeynel Emre’yi getirdi. İsabetli bir karar oldu. Çünkü başarılı bir hukukçudur.

ÖZGÜR ÖZEL GÜÇLENDİ

Ekrem İmamoğlu’nu susturmak için CHP Grup Başkanvekilliği’ne Ekrem İmamoğlu’na yakın bir isim olan Gökhan Günaydın’ı getirdi. Bunun karşılığı olarak Özgür Özel’in adamı olan Aysu Bankoğlu’nu Genel Başkan Yardımcısı yaptı. Bu arada Özgür Özel çok güçlendi. Genel başkan adayı olmama karşılığında hem Grup Başkanı oldu hem Ali Mahir Başarır’ı Grup Başkanvekili yaptı. Aysu Bankoğlu’nu Grup Başkanvekili yapamayınca Genel Başkan Yardımcısı olmasını sağladı.

BALTAYI TAŞA VURDU

Özgür Özel ilk günden baltayı taşa vurdu. Kılıçdaroğlu’nun istifasını isteyenleri AK Parti trolü ilan edince, partide şimşekleri üzerine çekti. CHP’nin trolü CHP’ye yeter...

İMAMOĞLU’NUN İSTEMEDİĞİ İSİMLER

İmamoğlu istediklerini alamadı. Tek kazancı yeni dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adaylığını garantiye almak oldu. Bir de Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun görevden alınmasını şart koyduğu Oğuz Kaan Salıcı ve Seyit Torun’u gözünü kırpmadan harcadı.

AKŞENER MODELİNİ UYGULADI

Kılıçdaroğlu CHP tarihinde teşkilatları kendisine bağlayan ilk lider oldu. İYİ Parti’de Meral Akşener’in uyguladığı yöntemi seçti. Teşkilatları kendisine bağladı. Parti yönetimini İmamoğlu’nun istediği isimlerden değil, kendisine bağlı olanlardan oluşturdu. Partide en güvendiği isim olan Bülent Kuşoğlu’nu özellikle korudu.

ÜNAL ÇEVİKÖZ’LE DEVAM

Seçim sürecinde başını çok ağrıtan Ünal Çeviköz’ün yerine ise kimseyi atamadı. Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı koltuğu oluşturmadı. Ünal Çeviköz zaten istifa etmemişti. Belli ki ABD’nin adamı olarak gösterilen Ünal Çeviköz’le devam edecek. HABER MERKEZİ

0 yorum

FİKRİNİZİ BELİRTİN

Zorunlu alanları doldurunuz *