Ezanın misyonundan haberdar olan
emperyalist, işgalci güçlerin ezan düşmanlığı yaptığını söyleyen yazarlar,
cumhuriyet döneminde Batıcı kesimlerin de ezan düşmanlığı konusunda
emperyalistlerden geri kalmadıklarını ifade ettiler.
Ezan ve selanın hayati öneminin
15 Temmuz'da ortaya çıktığını belirten yazarlar, İslam ümmetinin her
zamankinden daha çok bu şiarlara ihtiyacı olduğunu kaydettiler.
"EZAN HÜRRİYETİN
GÖSTERGESİDİR"
Ezanın bir ülkenin
bağımsızlığının sembolü olduğuna işaret eden yazar Sadullah Aydın, "Ezan
Müslümanlar için, İslam ümmeti için özgürlüğün, bağımsızlığın, kurtuluşun,
hürriyetin, direnişin, cihadın, karşı koyuşun bir sembolü mesabesindedir. Bir
ülkede ezan okunduğu, sesi duyulduğu zaman o ülkede Müslümanların özgür,
bağımsız olduğu, Müslümanların esaret altında bulunmadığı anlaşılır."
dedi.
"EZAN VAHDET
SEMBOLÜDÜR"
Ezanın Müslümanları
birleştirdiğini vurgulayan Aydın, "İslam tarihine baktığımız zaman
Müslümanlar genelde ezanı bir karşı koyuş, direniş, toplanma, birleşme, vahdet
sembolü olarak görmüşler. Bir İslam ülkesi işgal edildiği zaman, hürriyetleri
ellerinden gittiği zaman o ülkenin Müslümanları, âlimleri, direniş önderleri
ezanla halkı ayaklanmaya, kıyama çağırmışlar. Bu aynı zamanda birçok İslam
ülkesinde hem tarihte hem de günümüzde gördüğümüz, şahit olduğumuz bir
durumdur. Kurtuluş Savaşında, Gaziantep'in, Şanlıurfa'nın kurtuluşu ve diğer
birçok İslam şehrinin kurtuluşu esnasında müezzinler minarelere çıkıp ezanla
halkı İngiliz, Fransız, Yunan emperyalizmine karşı direnişe, cihada, birleşmeye
çağırmıştır." diye konuştu.
"15 TEMMUZ'DA HALK EZAN İLE
SELA İLE DİRENİŞE ÇAĞRILDI"
Ezanın önemli bir fonksiyonunun
olduğuna dikkat çeken Aydın, konuşmasının devamında şunları söyledi: "En
son bu çağrıyı 15 Temmuz'da gördük. 15 Temmuz, Türkiye'ye yönelik Batı
emperyalizminin, Amerika ve israil önderliğindeki şeytani güçlerin FETÖ ihanet
şebekesinin eliyle ülkemizi işgal girişimiydi. Bu işgal girişimine karşı
ülkenin dört bir tarafında müezzinler ezan ile sela ile halkı direnişe, karşı
koymaya çağırmışlar. Ezanın böyle önemli bir fonksiyonu ve görevi var. İslam
düşmanları da bunu bildikleri için işgal ettikleri İslam topraklarında ezanın
sesini susturmaya, ezanı Müslümanların arasından kaldırmaya, ezanı bertaraf
etmeye çalışmışlardır. Buna iki örnek verebiliriz: Mısır'ın, Cezayir'in
İngilizler, Fransızlar tarafından işgali esnasında işgal güçleri o İslam
beldelerini işgal eder etmez ilk önce ezanı yasaklamış, sesini susturmaya
çalışmışlardır."
"EZAN KALKTIĞI AN MÜSLÜMANLARIN
BİRLİĞİ, VAHDETİ DAĞILIR GİDER"
Birleştirici rolünü
bildiklerinden dolayı Kemalist rejimin ezanı ortadan kaldırmaya çalıştığını
aktaran Aydın, "Ne yazık ki ülkemizde de Kemalist rejim tarafından ezan
Türkçeleştirilmeye çalışılmış, ezanın Müslümanların arasındaki o birlik,
vahdet, uhuvvet, direniş ruhunu ortadan kaldırmak için ezanın sesini kısmaya,
ortadan kaldırmaya çalışmışlar. O yüzden ezanı uzun bir müddet yasaklamışlar,
Türkçeleştirip o asli fonksiyonunu ortadan kaldırmaya çalışmışlar. Ezan Müslümanları
namaza, kurtuluşa, vahdete, özgürlüğe, birliğe, dayanışmaya, kardeşliğe çağıran
bir özgürlük, hürriyet çığlığıdır. Ezan Müslümanların arasından kalktığı an
Müslümanların birliği, vahdeti dağılır gider. Ezanı önemsemek lazım…"
ifadelerini kullandı.
"EZAN MÜSLÜMANLARIN
PAROLASIDIR"
Yazar Muhammed Zeki Kurt ise
ezanın Müslümanların evrensel mesajı, parolası olduğunu söyledi. Kurt,
"Dolayısıyla dünyanın neresine giderseniz gidin ezanın orijinalini
bozmadan eğer söyleniyorsa bilin ki orada İslam'ın sesi vardır, Allah'ın,
Peygamberin hâkimiyeti vardır ve orası Müslümanların yurdudur demektir. Herkes
kendi dilinde eğer ezanı söyleyecek olursa sadece bir müzikten öteye
geçmeyecektir." şeklinde konuştu.
"EZANIN ORİJİNALİNİ KORUMAK
DURUMUNDAYIZ"
Ezanı değiştirmeye çalışanların
hiçbir dönemde muvaffak olmadığını ifade eden Kurt, "Allah'u Ekber,
Lailahe İllallah dinimizin temel kaideleridir. Peygamberimiz diyor ki, 'Allah'u
Ekber sesi işitildiği zaman İslam'ın muarızları kızdığı gibi onların efendisi
şeytan da yellenerek kaçar.' Dolayısıyla biz Müslümanlar olarak ezanın
orijinalini korumak durumundayız. Bunu değiştirmeye yeltenenler hiçbir zaman
muvaffak olmadığı gibi muvaffak olamayacaklardır da. Bundan dolayı biz ezanı
Müslümanların bir parolası olarak kabul ediyoruz." dedi.
"İSLAM MUARIZLARININ KALBİNE
KORKU SALMA ELBETTE Kİ ALLAH'U EKBER İLE OLMUŞTUR"
Ezan ve selanın içerisinde geçen
mesajların Müslümanların birlik ve beraberliğini beraberinde getirdiğini
belirten Kurt, son olarak şunları kaydetti: "Aslında ezan, Müslümanların
birlik ve beraberliğinin bir çağrısıdır. Bu çağrı bundan 3 yıl önce 15
Temmuz'da belirgin bir şekilde kendisini göstermiştir. Nasıl ki inançlı
insanların ezanı işittiği zaman kendi evinden çıkıp İslam'ın muarızlarına bu
devleti onlara vermeyeceğini kanıtladıysa devamlı da hep böyle olacaktır.
Tarihte de hep böyle olmuştur. İslam muarızlarının kalbine korku salma elbette
ki Allah'u Ekber ile olmuştur. İslam mücahitlerinin tümü Allah'u Ekber'i
kullanmıştır. Böylece düşmanlar bu sesten mustarip olmuşlardır. Şeytanlaşmış
insanların da buna tahammülü yoktur. İzmir'de sela okuyan bir imama nasıl
saldırdıklarını gördük. Bunlar şeytanlaşmış insanlardır. Kimse ezanı kaldırmaya
yeltenmesin, yeltenmeye kalkanlar da asla muvaffak olmayacaktır." İLKHA





