15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye’nin gördüğü en karanlık ama aynı zamanda en aydınlık gecelerden biriydi. O gece, tankların önüne dikilen, kurşunlara göğüs geren binlerce kahramandan biri de Halil Kantarcı’ydı. Onun hikayesi, sadece bir direnişin değil; adanmışlığın, erken yaşta haksızlığa uğramış bir ömrün ve nihayetinde şerefli bir şehadetin öyküsüdür.
İşte o güzel insanın, Halil Kantarcı'nın hafızalara kazınan hayatı ve duruşu:

Genç Yaşta Sınanan Bir Ömür: 28 Şubat Mağduriyeti
Halil Kantarcı, adaletsizliğin ve zulmün ne demek olduğunu çok erken yaşlarda öğrenmiş bir isimdi. Henüz 16 yaşındayken, 28 Şubat sürecinin o karanlık ikliminde haksız yere gözaltına alındı. Günlerce süren sorgulamalar ve baskılar neticesinde, uydurma delillerle idamla yargılandı ve müebbet hapse mahkum edildi.
"Gençliğinin en güzel yıllarını, tam 9 yılını parmaklıklar arkasında geçirdi. Suçsuzluğu ancak yıllar sonra anlaşıldı ve 2005 yılında tahliye edildi."
Bu büyük haksızlık onun yüreğindeki inancını ve neşesini hiç eksiltmedi. Zindandan çıktıktan sonra hayata sarıldı; evlendi, çocukları oldu ve her zaman iyiliğin, adaletin savunucusu olarak yaşadı.

O Gece: "Eşimi ve Çocuklarımı Allah'a Emanet Ediyorum"
15 Temmuz gecesi FETÖ darbe girişimi başladığında, Halil Kantarcı bir an bile tereddüt etmedi. İçindeki o iman onu evinde sessizce beklemekten alıkoydu. Abdestini aldı, ailesiyle helalleşti ve sokağa fırladı.
Çengelköy’de darbeci askerlerin halka ateş açtığı en dehşetli anlarda en ön saftaydı. O gece, etrafındakilere cesaret aşılayan duruşuyla meydandayken hainlerin silahından çıkan kurşunların hedefi oldu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Kantarcı, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Geride ise eşine ve üç yetimine bıraktığı onurlu bir miras ile şu son sözleri kaldı:
"Beni merak etmeyin, eşimi ve çocuklarımı önce Allah’a, sonra size emanet ediyorum. Haklarınızı helal edin."

Yetimlerin Babası, Mazlumların Sesi
Halil Kantarcı sadece 15 Temmuz’da canını veren bir kahraman değil, aynı zamanda hayatı boyunca mazlumların derdiyle dertlenen bir gönül insanıydı. Dünyanın neresinde bir yetim, neresinde bir mağdur varsa oraya uzanmaya çalışırdı.
Onun şehadetinin ardından, onun hatırasını yaşatmak adına dünyanın dört bir yanında (özellikle Afrika ve yetim coğrafyalarında) okullar, su kuyuları ve yetimhaneler açıldı. O, yaşarken yetimlerin hamisiydi; şehadetinden sonra da ismiyle binlerce yetime umut olmaya devam etti.
Unutulmayacak Bir Miras
Halil Kantarcı, 36 yıllık kısa ömrüne koca bir destan sığdırdı. 16 yaşında zindanla tanışan o masum çocuk, 36 yaşında vatanını canı pahasına savunan bir kahramana dönüştü.
Onun gülen yüzü, çocuksu neşesi ve tavizsiz duruşu, bu toprakların hürriyeti için ödenen bedelin en somut nişanelerinden biridir.




