Prof. Dr. Ali Akpınar, vesvesenin insanın hayatının her döneminde ortaya çıkabilen bir durum olduğunu belirterek, bunun sadece şeytani telkinlerden değil, aynı zamanda bilgi eksikliği ve şüpheci düşüncelerden de kaynaklanabileceğini ifade etti. Kur'an-ı Kerim'de Nas Suresi ile vesvesecinin şerrinden Allah'a sığınmanın öğütlendiğini hatırlatan Akpınar, İslam fıkhındaki 'Yakin, şüphe ile zail olmaz.' kaidesine dikkat çekti. Sürekli tekrar eden şüphelerin artık vesvese olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akpınar, bu noktada kişinin kesin bilgiyle hareket etmesi ve vesveseye itibar etmemesi gerektiğini vurguladı.

Vesvesenin iki çeşidinden bahseden Akpınar 'Vesvese, insani bir duygu olarak değerlendirilebilir. Genellikle şeytan dediğimiz cin taifesinden kaynaklı olmakla birlikte, bazen de insanın kendi bilgisizliğinden ve cehaletinden doğan birtakım duygusal dürtü ve yönelişlere vesvese denir. Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah, sinsi vesvesecinin şerrinden Kendisine sığınmamızı Nas Suresi'nde, yani Kur'an'ın son suresinde bize bildirmektedir. Dolayısıyla vesvese, insanın olduğu her yerde sürekli karşımıza çıkabilen bir durumdur.' dedi.

İnsanda bilgi eksikliğinin vesveseye daha yatkınlık oluşturduğunu belirten Akpınar 'Genel olarak, kesin bilgi sahibi olmayan, bilgi eksikliği bulunan, evhamlı ve her şeye şüpheyle yaklaşan insanlarda vesvesenin daha yaygın olduğu söylenebilir. Bu yönüyle vesvese, insani bir zafiyet olarak da düşünülebilir. Bu noktada uzmanların ve alimlerin tavsiyesi; şüpheci olmaktan, akla gelebilecek ihtimallerden ve evhamlardan uzak durmaya gayret etmektir. İslam fıkhında önemli bir kaide vardır; 'Yakin (kesin bilgi), şüphe ile zail olmaz.' Örneğin bir Müslüman abdest alır ve daha sonra 'Acaba abdest aldım mı, almadım mı?' ya da 'Bozdum mu, bozmadım mı?' diye tereddüt ederse eğer abdest aldığını kesin olarak hatırlıyorsa ve bozduğuna dair kesin bir bilgisi yoksa o kişi abdestli sayılır. Aklına ne gelirse gelsin bu hüküm değişmez. Aynı durum namaz için de geçerlidir. Kişi namaz kılarken 'Üç mü kıldım, dört mü, beş mi?' gibi tereddütler yaşayabilir. Eğer dört rekat kıldığına dair kesin veya kesine yakın bir bilgisi varsa bu şüpheler o kesin bilgiyi ortadan kaldırmaz ve ona göre hareket eder. Ancak bir kişi abdestini bozduğunu hatırlıyor fakat tekrar abdest aldığını hatırlamıyorsa bu durumda kendisini abdestsiz kabul eder ve gidip abdest alır. Fakat abdest aldığını biliyor, bozduğunu hatırlamıyorsa tekrar abdest almasına gerek yoktur. Rekat sayısında da aynı mantık geçerlidir. Eğer bu tür tereddütler ara sıra oluyorsa, ihtiyaten dikkat etmek ve abdesti tazelemek uygun olabilir. Ancak bu durum sürekli hale gelmişse, artık bu vesvese olarak değerlendirilir ve buna itibar edilmemesi gerekir. Kişi 'Ben abdest organlarımı yıkadım.' diye kesin bilgiyle hareket eder ve o şekilde ibadetine devam eder.' şeklinde konuştu.

'Vesvese bir imtihandır'

Vesvesenin bir imtihan olduğunu belirten Akpınar 'Şunu da unutmamak gerekir ki vesvese bir imtihandır. Yüce Allah isteseydi şeytanı yaratmaz ya da ona insan üzerinde etki imkanı vermezdi. Nasıl ki mikroplara ve virüslere yayılma ve insanı maddi olarak hasta etme imkanı verilmişse bu da bir sınavın parçasıdır. Aynı şekilde cinlere ve şeytanlara da insana vesvese verme imkanı verilmiştir. Bu nedenle bunu bir imtihan olarak değerlendirmemiz gerekir.' ifadelerini kullandı.

Tesettür giyimin bereketi ve manevi yönüyle 56 yıllık ticaret yolculuğu
Tesettür giyimin bereketi ve manevi yönüyle 56 yıllık ticaret yolculuğu
İçeriği Görüntüle

Vesveselerden, Peygamber Efendimiz'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) öğrettiği dualar ve zikirlerle korunmanın faydalı olduğunu belirten Akpınar 'Bu imtihanı nasıl kazanacağımızı düşünmeliyiz. Bu da vesveseye karşı tedbirli olmakla mümkündür. Kur'an-ı Kerim bizlere sürekli Allah'ı anmayı, zikretmeyi, dua etmeyi ve bilinçli bir hayat sürmeyi tavsiye eder. Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) de hayatın her anında okunacak duaları bizlere öğretmiştir. Sabah uyanırken, gece yatarken, evden çıkarken, eve girerken, yemek yerken, tuvalete girerken ve çıkarken… Yani müminin hayatı dua ile kuşatılmıştır. Eğer biz kendimizi bu şekilde manevi olarak donatırsak vesveseler bize zarar veremez. Nasıl ki cam gibi sağlam bir yüzeye atılan çamur tutmaz, en fazla iz bırakır ve düşer ancak yüzeyde boşluklar varsa o çamur orada kalır. İşte insanın kalbi de böyledir. Eğer kalp zikirle, dua ile ve doğru bilgiyle doluysa vesvese barınamaz. Ama boşluk varsa vesvese oraya yerleşir.' dedi.

Bu tür durumlarda Allah'a sığınmanın önemine vurgu yapan Akpınar 'Bu yüzden hem doğru bilgilerle donanmalı hem de manevi olarak kendimizi güçlendirmeliyiz. Vesvese ve evham, insanın sürekli tereddüt yaşamasına, zaman kaybetmesine ve günlük hayatının olumsuz etkilenmesine sebep olabilir. Bu da insanın başarısını ve hedeflerine ulaşmasını engeller. Kur'an-ı Kerim'de insan ve cin şeytanlarının şerrinden Allah'a sığınma, özellikle 114'üncü surede, yani en sonda zikredilir. Bu şu anlama gelir: Müslüman önce Kur'an'ın diğer surelerini öğrenmeli, anlamalı ve gücü nispetinde hayatına geçirmelidir. Yani 113 surelik bir hayatı yaşadıktan sonra vesvesecinin şerrinden Allah'a sığınmalıdır. Sadece sığınma duasını okumak yeterli değildir. Asıl olan Kur'an'ı bir bütün olarak hayat rehberi kabul etmektir.' şeklinde konuştu.

Vesveselerin her yaşta farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini belirten Akpınar 'Nitekim rivayet edilir ki Hazreti Ömer'i şeytan gördüğünde yolunu değiştirirmiş. Bu da şunu gösterir; insan manevi olarak güçlü ve donanımlı olursa şeytan ondan uzak durur. Vesvese sadece belli zamanlarda değil hayatın her döneminde ortaya çıkabilir. Çocuklarda korku ve ürperti şeklinde görülebilir. Bu durumda anne babalar çocuklarını dualarla uyutmalı, anneler, emzirirken zikir ve dualarla meşgul olmalıdır. Ayrıca ergenlik döneminde farklı düşüncelerle, ilerleyen yaşlarda ise '40 yaş sendromu' ile kendini gösterebilir. Ani zenginlik, hastalık gibi beklenmedik durumlar da buna zemin hazırlayabilir.' ifadelerini kullandı.

'İnsanların çoğu iki nimetin kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit'

Fiziksel zayıflığın manevi zayıflığı da beraberinde getirdiğini belirten Akpınar 'Özellikle hastalık dönemlerinde, insanın fiziksel gücü zayıfladığında bu tür durumlar daha sık görülebilir. Çünkü fiziki zayıflık, manevi zayıflığı da beraberinde getirebilir. Bu nedenle hem bedenimizi hem de ruhumuzu güçlü tutmamız gerekir. Peygamber Efendimiz'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) buyurduğu gibi, insanların çoğu iki nimetin kıymetini bilmez: Sağlık ve boş vakit. Bu nimetleri doğru kullanmak, vesveseye karşı da önemli bir koruma sağlar. Nitekim İmam Şafii'nin dediği gibi 'Hak ile meşgul olmayanı batıl meşgul eder.' dedi.

'Güçlü bir iman, doğru bilgi ve sürekli zikir ile donanan bir insan'

Sözlerinin sonunda insanın hem maddi hem manevi olarak kendini koruması gerektiğini vurgulayan Akpınar 'Sonuç olarak insan hem maddi hem manevi olarak kendini korumalıdır. Vesveseye karşı dirençli olmalı ve ona itibar etmemelidir. Güçlü bir iman, doğru bilgi ve sürekli zikir ile donanan bir insan, Allah'ın izniyle vesveseden zarar görmez. Buna inanmak gerekir. Fiziken de sağlığımıza dikkat ederek, Allah'ın izniyle bu tür olumsuzluklardan korunmuş olacağız inşallah.' ifadelerini kullandı. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA