Peygamber Efendimiz Döneminde Yahudi Kabileleriyle Yaşanan Çatışmalar

(Siyer Kaynakları Işığında Tarihsel Bir İnceleme)

1. Medine’nin Sosyo-Siyasal Yapısı ve Yahudi Kabileleri

Hicret öncesinde Yesrib (Medine), çok dinli ve çok kabileli bir yerleşimdi. Arap kabileleri Evs ve Hazrec ile birlikte bölgede üç büyük Yahudi kabilesi yaşıyordu: Benî Kaynukâ, Benî Nadîr ve Benî Kurayza. Yahudiler tarım, ticaret, zanaat ve silah yapımı gibi alanlarda güçlüydü; ayrıca kale-yerleşimleri sayesinde askerî bakımdan da avantajlıydılar.

Hz. Peygamber ﷺ Medine’ye hicret ettiğinde, şehirde düzeni sağlamak ve iç barışı tesis etmek amacıyla Medine Vesikası’nı (Sahîfetü’l-Medîne) hazırladı. Bu belge, Müslümanlar ile Yahudi kabilelerini tek bir siyasî toplum (ümmet) çatısı altında topluyor; karşılıklı savunma, adalet ve din özgürlüğü esaslarını güvence altına alıyordu. Siyer kaynakları, başlangıçta Yahudilerin bu sözleşmeye resmen taraf olduğunu açıkça kaydeder.

2. ÇATIŞMALARIN SEBEBİ: İNANÇ DEĞİL, ANTLAŞMA İHLALİ

Siyer literatüründe altı özellikle çizilen husus şudur:

Müslümanlarla Yahudi kabileleri arasındaki çatışmalar inanç temelli bir savaş değil, siyasi ihanet, antlaşma ihlali ve fiilî saldırılar sonucu ortaya çıkmıştır.

Nitekim Kur’an’da Yahudilerden “ahl-i kitap” olarak söz edilir; içlerinden adil olanlar övülür, ihanet edenler ise açıkça eleştirilir. Bu ayrım, tarihsel olaylarda da net biçimde görülür.

3. BENÎ KAYNUKÂ OLAYI (HİCRETİN 2. YILI)

Benî Kaynukâ, Medine çarşısında yaşayan, ticaret ve zanaatta güçlü bir Yahudi kabilesiydi. Bedir Savaşı’ndan sonra Müslümanların güçlenmesini hazmedemeyen bu kabile, Müslümanlara karşı açık provokasyonlara başladı.

Siyer kaynaklarında aktarıldığına göre, bir Müslüman kadına çarşıda yapılan ahlâksız saldırı fitili ateşledi; çıkan arbede büyüdü ve Kaynukâ, Medine Vesikası’nı fiilen ihlal ederek silahlı meydan okumaya girişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber ﷺ kabileyi kuşattı. Çatışma kısa sürdü; Kaynukâ teslim oldu.

Sonuç:

– Toplu infaz uygulanmadı.

– Kabile Medine’den sürgün edildi.

Bu, İslam tarihinde ilk Yahudi-Müslüman askerî çatışması olarak kaydedilir.

4. BENÎ NADÎR’İN İHANETİ VE SÜRGÜN (HİCRETİN 4. YILI)

Benî Nadîr, Medine’nin dışında müstahkem kalelerde yaşayan güçlü bir kabileydi. Uhud Savaşı sonrası Müslümanların zayıfladığını düşünen kabile ileri gelenleri, Hz. Peygamber ﷺ Medine’ye geldiklerinde onu öldürmeye yönelik bir suikast planı kurdular.

Bu durum vahiy yoluyla bildirildi ve Efendimiz ﷺ bölgeden ayrıldı. Ardından Benî Nadîr’den, antlaşmaya ihanet ettikleri için Medine’yi terk etmeleri istendi. Direniş göstermeleri üzerine kaleleri kuşatıldı.

Sonuç:

Cizre'de kitap fuarı düzenlenecek
Cizre'de kitap fuarı düzenlenecek
İçeriği Görüntüle

– Uzun süren kuşatma sonrası teslim oldular.

– Mallarının bir kısmını alarak Hayber’e ve Şam taraflarına sürgün edildiler.

– Yine toplu katliam yapılmadı.

5. BENÎ KURAYZA VE HENDEK SONRASI YARGILAMA (HİCRETİN 5. YILI)

En ağır ve en çok tartışılan olay Benî Kurayza meselesidir. Hendek Savaşı sırasında Medine, tarihin en kritik anlarından birini yaşadı. Mekkeliler ve müttefikleri şehri dışarıdan kuşatmışken, Benî Kurayza içeriden saldırı hazırlığına girişerek Medine Vesikası’nı açıkça çiğnedi.

Bu, yalnızca bir ihanet değil, kadınlar ve çocuklar dahil tüm Medine halkını toplu imhaya açık hâle getiren askerî bir teşebbüstü.

Hendek’ten sonra Hz. Peygamber ﷺ Kurayza’yı kuşattı. Teslim oldular ve yargılama konusunda kendi talepleriyle, müttefikleri olan Evs kabilesinden Sa‘d b. Muâz hakem seçildi.

Sa‘d b. Muâz, Tevrat hukukuna uygun bir hüküm verdi:

– Savaşan erkekler cezalandırıldı

– Kadın ve çocuklar esir statüsüne alındı

Bu hüküm, dönemin savaş hukuku içinde değerlendirilir ve Efendimiz ﷺ tarafından hakemin kararı olarak uygulanır.

6. HAYBER SEFERİ VE YAHUDİLERLE SON BÜYÜK ÇATIŞMA

Hayber, sürgün edilen Yahudi liderlerin Müslümanlara karşı ittifaklar kurduğu, silahlı tehdit merkezi hâline gelmişti. Hicretin 7. yılında Hayber üzerine yüründü. Çetin çarpışmalar yaşandı; kaleler birer birer düştü.

Dikkat çekici husus:

Hayber Yahudileri tamamen sürülmedi. Topraklarında kalmalarına izin verildi; ürünlerinin yarısını devlete vermek şartıyla tarımsal ortaklık kuruldu. Bu, İslam’ın pragmatik ve adil yönetim anlayışının önemli bir örneğidir.

7. GENEL DEĞERLENDİRME

Siyer kaynakları topluca değerlendirildiğinde şu sonuçlar netleşir:

Çatışmalar Yahudi kimliğinden dolayı değil, antlaşma ihlali ve askerî tehdit sebebiyle yaşanmıştır.

Barışa sadık kalan Yahudiler Medine’de yaşamaya devam etmiştir.

Hz. Peygamber ﷺ, güç elindeyken dahi keyfî şiddete başvurmamış, hukuku ve hakemliği esas almıştır.

Uygulamalar, dönemin uluslararası savaş ve kabile hukuku çerçevesindedir.

Kaynak: HABER MERKEZİ