Batman Sağlık ve Çevrecilik Derneği
(Sağ-Çev) Başkanı Ömer Faruk Dursun, "3-9 Kasım Organ Bağışı
Haftası" dolayısıyla yazılı bir
açıklama yaptı.
Açıklamasında organ bağışının, bir
kişinin tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının bir kısmının
veya tamamının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına, kendi iradesi ile
izin vermesi ve bunu belgelendirmesi olduğunu belirten Dursun, bir insanı
yaşatmanın insanlığı yaşatmak olduğunu söyledi.
Görev yapmayacak kadar hasta ve hatta
bedene zararlı hale gelen bir organın, bir yenisi ve sağlamı ile
değiştirilebilmesi işlemine "Organ Nakli" veya "Organ
Transplantasyonu" dendiğini ifade eden Dursun, gerçekleştirilen organ
nakillerine karşın bağışlanan organ sayısının yetersiz olması nedeniyle
günümüzde bağışlanan organların ihtiyacı karşılamadığını kaydetti.
"ÜLKEMİZDE 100 BİNDEN FAZLA DİYALİZ
HASTASI VAR"
Böbrek, karaciğer, kalp, akciğer,
pankreas, deri, incebağırsak, kemik, kemik iliği, kornea, kalp kapağı gibi
organ ve dokuların nakillerinin yapılabildiğini vurgulayan Dursun, şöyle devam
etti:
"Konunun ne kadar önemli olduğunu
vurgulamak adına sadece böbrek hastalığı noktasından bakacak olursak,
ulaşabildiğimiz son verilere göre bugün itibariyle ülkemizde 100 binden fazla
diyaliz hastası olduğu tahmin edilmektedir. Bunların çoğu 20-40 yaş arası genç
ve orta yaşlardaki hastalardır. Bu hastalar yaşamlarını düzenli aralıklarla
haftada 3 kez ve her seferinde 3-4 saat diyaliz makinasına bağlı olarak
sürdürebilmektedirler. Bu da sosyal yaşantılarını oldukça kötü bir şekilde
etkilemektedir. Böbrek nakli ameliyatı ile bu bağımlılık sona ermekte ve yaşam
süreleri uzayabilmektedir."
"ORGAN NAKLİ İYİ BİR TEDAVİ
YÖNTEMİDİR"
İleri dönem kalp ve karaciğer hastalarının
durumlarının ise çok daha vahim bir hal aldığına işaret eden Dursun,
"Diyaliz gibi bir yardımcı tedavi imkanları da olmadığı için kısa sürede
hayatlarını kaybetmektedirler. Hâlbuki organ nakli ile yaşam süresi uzar, yaşam
kalitesi artar, diyaliz gibi sıkıntılı süreçlerden kurtulmuş olurlar. Benzer
durumlar diğer organ nakilleri için de geçerlidir. Organ nakli ileri dönemdeki
kalp, karaciğer ve böbrek hastaları için iyi bir tedavi yöntemidir." dedi.
"ORGAN BAĞIŞI KONUSU TOPLUMDA ÖNEMLİ
BİR YER ALMALI"
Avrupa'da organ bağışlama oranı ortalama
yüzde 75 civarındayken, Türkiye'de bu oranın yüzde 23 olduğunu aktaran Dursun,
şunları söyledi: "Organ bağışı sadece tıbbi bir konu değil, aynı zamanda
toplumsal ve dini bir olgu olarak toplumumuzda önemli bir yer almalıdır. Manevi
ve dini hassasiyetin önde olduğu Müslüman ülkelerde bu noktadan baktığımızda,
organ bağışı biz gibi toplumlarda gelişmesi gerekirken Batı organ bağışı
konusunda bizden çok daha ilerde gözükmektedir. Farkındalığının arttırılması, toplumun
tüm kesimlerinin dahil olması ile mümkündür. Özellikle de siyasetçiler,
sanatçılar, sporcu gibi tanınan kişilerin organ bağışı konusunda vereceği
mesajlar ve yapacakları bağışlar toplumsal farkındalık açısından son derece
önemlidir."
"HER BAĞIŞ YENİ BİR CANDIR"
Toplumun organ bağışı konusunda yeterli
bilgiye sahip olmadıklarını dile getiren Dursun, "Ne yazık ki insan ancak
organ alıcısı durumuna gelince organ bağışının önemini fark edebiliyor. Herkes
organ bağışında bulunmalı, yakınlarını bu konuda bilinçlendirmeli ve ancak bu
sayede ihtiyacı olduğunda organ bulabileceğini bilmelidir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri
Yüksek Kurulu, organ bağışının caiz olduğunu açıklamıştır. Kur'an-ı Kerim'de
Maide Suresi 32'nci ayette de belirtildiği gibi 'Her kim ki birini (hayatını
kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır.' denilmektedir. Her
bağış yeni bir candır. Herkesi organ bağışı yapmaya davet ediyoruz."
ifadelerini kullandı. M. ŞERİF DURMAZ





