Gram altın Cumhuriyet Altını Gümüş ONS Yarım Altın

Akşam: Yatsı:
4 °C

TİCARETİMİZ MÜSLÜMANCA OLSUN

  • SADULLAH AYDIN
  • 2017-01-27 15:54:22
  • 856 Görüntülenme
  •  

     

    Geçenlerde bir tüccar kardeşimizin yanındaydık. Yanında birçok işçi çalıştıran, imalatçı bir kardeşimiz. Tüccar kardeşimiz, hocam dedi. İslam’ın ticaret ahlakıyla ilgili bir haber yapamaz mısınız? Artık kime güveneceğimizi şaşırdık. Ticaret ahlakında dürüstlük diye bir şey kalmadı. Her şey yalana dayalı. Doğrusu çok üzüldüm. Peygamberin ümmeti olmakla övünen insanların hali kimi üzmez ki?

     

    Hâlbuki Peygamberin ticaret ahlakı dillere destandı. Biz Müslümanlar için en büyük örnek Peygamber olmalı değil mi? Bakın nasıl bir ticaret ahlakı vardı Peygamberin. Dindar tüccarlarımızın, Müslüman esnafımızın Peygamberin ahlakından öğreneceği çok şeyi var. İşte size tarihten altın bir kesit…

    Adamın biri Müslüman olmuştu. Ticaretle uğraşan bir kimseydi. Adam Resul-i Ekremin huzurundayken ashaptan bazıları onu övdüler.

    -Ya Resulallah! dediler. Bu adam güzel ahlaklı, güvenilir bir tacirdir.

    Peygamber Aleyhisselam gülümsedi.

    -Haklısınız ,diye cevap verdi. Ben bu şahısla daha önce ticaret yapmıştım.

    Yeni Müslüman olan tacir Resûllulah’a bakıp derin bir iç geçirdi.

    -Ben bir zamanlar Muhammed Aleyhisselam ile ortaklık yaptım, diye konuştu. Bir müddet ticari işlerimizi beraber yürüttük. Muhammed Aleyhisselam kadar dürüst, onun kadar sözüne güvenilir, ahlakı güzel, sakin, anlayışlı bir tacir görmedim. O günleri her zaman özlüyorum!

    Evet sevgili okuyucu, Peygamberin yaşayan bir Kur’an olduğu sözü laf olsun diye söylenmiş bir söz değildir. O, hakikaten yaşayan bir Kur’an’dı. Daha Kur’an nazil olmaya başlamadan, risaletten önce bile Kuran’ın ahlakıyla ahlâklanmıştı o. Doğar doğmaz Allah ona bu lûtfü bahşetmişti.

    Diğer tüm emirleri gibi, Kuran’ın ticaret, ahlakıyla ilgili emirleri de Resûllulah’ın varlığıyla ete kemiğe bürünmüştü. Ticaret ahlakında o bir zirveydi. Resûlullah’ın ticaret anlayışına, ticaret ahlakına dost, düşman herkes hayrandı. Mekke’de adı “Muhammed’ül Emin”di. Emin Muhammed; güvenilir sözüne, itimat edilir, yalandan uzak Muhammed...

    Onun getirdiği ilahi vahye en büyük düşmanlığı yapanlar dahi söz onun kişiliğine, dürüstlüğüne gelince şaşırıyorlardı. Ona yalancı diyemiyorlardı. Menfaatçı da diyemiyorlardı. Aralarında yaşadığı kırk yıl boyunca tek bir yalanına şahit olmamışlardı. Dünyaya değer vermeyişi, ticari ahlakı ise dillere destandı. Kureyşliler kaybolmasından korktukları değerli eşyalarını ona emanet ederlerdi. O Mekke’nin güvenlik kasasıydı adeta.  

    Hatice validemizle olan evliliğine de ticari ve toplumsal ahlakı vesile olmuştu. Cennet kadınlarının efendilerinden, ilk Müslüman, varını yoğunu İslamî mücadelenin başarısı uğruna harcayan Haticet’ül Kübra, Muhammed Aleyhisselamın ahlakî faziletlerinden haberdar olmuştu. Onun yoksul, yetim bir genç olduğunu biliyordu. Bu erdemli gence yardım etmek istiyordu. Mekke ticaret kervanının Şam’a gidişini fırsat bilip kendi mallarına vekil olmasını istedi ondan. Muhammed aleyhisselam bu teklifi kabul etti.

    Muhammed Aleyhisselam Hatice’nin mallarını yüksek bir kârla sattı.  Kendisine emanet edilen malları en iyi şekilde koruyup kolladı. Dönüşte Hatice’nin kölesi, Muhammed Aleyhisselamla ilgili görüp duyduğu her şeyi anlatı. Hatice validemiz bu büyük şahsiyete,  onun ahlaki erdemlerine âşık oldu. Bizzat kendisi evlilik teklifinde bulundu.  Ve büyük dost, büyük koruyucu Ebu Talib’in de muvaffakiyetiyle iyilerin evliliği gerçekleşmiş oldu.

     

    Peygamberin yolunu sürdürme iddiasındaysak eğer, ticaretimize yalanı, sahtekârlığı, kandırmayı, hileyi, göz boyamayı karıştırmamalı, fahiş kârdan kaçınmalıyız.