Çocuklar Arasındaki Kız Arkadaş Tartışmasıyla Olay Başlamıştı
Batman Asri Mezarlıkta yaşanan ve kamuoyuna "kanlı pusu" olarak yansıyan silahlı kavganın ardından Görege ailesi temsilcisi, gazeteci Hatice Türkan’a ulaşarak karanlıkta kalan husumetin perde arkasını anlattı. Yapılan görüşmede pusu iddiaları kesin bir dille reddedilirken, kışkırtıcı dedikodulara dikkat çekildi ve Direk ailesi ile tüm bölge kanaat önderlerine samimi bir barış çağrısı yapıldı.
16 Mayıs’ta Seyitler Mahallesi’ndeki bir parkta başlayan ve 16 yaşındaki Hasan Hüseyin Görege’nin bıçaklanarak hayatını kaybetmesiyle fitillenen husumet, 26 Temmuz’da Asri Mezarlık’ta ikinci bir kanlı çatışmaya dönüştü. Olayda Direk ailesinden Mehmet Direk, oğlu Ercan Direk ve yeğeni Bekir Direk yaşamını yitirmişti. Yaşanan acıların ardından güvenlik gerekçesiyle kimliğini ve görüntüsünü gizleyerek röportaj veren Görege ailesi temsilcisi, her iki ailenin de gizli bir el veya dedikodu mekanizması tarafından birbirine düşürüldüğünü ve bu trajediye sürüklendiğini savundu.
"Pusu İddiaları Yalandır, Biz Cani Değiliz"
Kamuoyunda ve sosyal medyada günlerdir konuşulan "mezarlıkta pusu kuruldu" yönündeki haberlere sert tepki gösteren Görege ailesi sözcüsü, olayın planlı bir pusu olmadığını, mezarlığa kadınlar ve çocuklarla birlikte rutin bir ziyaret amacıyla gidildiğini ifade etti. Teyzesinin torunlarının mezarını bozacak kadar canileşmediklerini belirten aile temsilcisi, olay gününü ve iddiaları şu sözlerle reddetti:
"Ama pusu değil, pusu değil, pusu değil! Ben cehennemi mezarlık tapusu mu yapayım? Onları kim aramışsa, kim 'Bunlar sizin mezarınızı bozuyor' demişse, onları oraya kim sürüklemişse katiller onlardır. Bana pusu kurulduğunu kanıtlasınlar, gelsinler canımı alsınlar. Pusuya kadınla, çocukla, hamile eşlerle mi gidilir? Benim kardeşim o mezarlıkta yatıyor, ben her gün oraya gitmek zorundayım. Pusu yapmışsak devlet bizi idam etsin. Biz cani değiliz, Yahudi değiliz, Müslümanız. Ölenler benim teyzemin torunlarıdır, biz öz akrabayız. Niye gidip teyzemin torunlarının mezarını bozayım?"
"İki Aileyi Birbirine Düşüren İspiyoncular ve Dedikodulardır"
İlk olayın detaylarına da değinen aile üyesi, 16 yaşındaki kardeşinin bıçaklanarak yerde 40 dakika ölüme terk edildiğini, buna rağmen intikam peşinde koşmadıklarını vurguladı. Süreç boyunca aracılar vasıtasıyla sadece acılarını yaşamak için zaman istediklerini belirten konuşmacı, trajedinin asıl sorumlusunun iki aile arasında laf taşıyan nifak odakları olduğunu söyledi:
"İlk olayda kardeşimi arayıp çağırmışlar. 5 kişi 40 dakika kardeşimi yerde bırakmış. Ambulansla mesafe 150-200 metreydi. Kardeşimi oraya götürenler, aramıza girenler, ispiyonculuk yapanlar kimse katillerimiz onlardır. Çok yaptılar bunu abla. Yuvamızı yıkanlar Allah tarafından cezalandırılsın. Biz bir güne bir gün 'intikam alacağız' demedik. Bize gelen barış elçilerine 'Biraz zaman verin, gözümüze gözükmeyin, içimiz soğusun, sonra oturur konuşuruz' dedik. Biz kan dökme taraftarı değildik, işimize gücümüze bakıyorduk. Ama iki ailenin de yuvasını dedikoducular yıktı."
"Sosyal Medyadaki Kışkırtmalara Gelmeyelim, Gelsinler Sarılalım"
Mezarlıktaki karşılaşma anında ilk ateşin karşı taraftan geldiğini duyduklarını ve büyük bir üzüntü içerisinde olduklarını aktaran aile temsilcisi, olay sonrası "kutlama yaptılar" yönündeki iddiaları da kesin bir dille yalanladı. Sosyal medyadaki asılsız paylaşımların acıyı körüklediğini belirten sözcü, yangına körükle giden insanlara sitem etti:
"Mezarlıkta babam onlara 'Elini belinden çek, kavgaya gelmemişiz' demiş. Keşke olmasaydı... Üç can gitti, teyzemin ciğeri yandı. Ben neyin öcünü almışım? Çıkmışlar 'kutlama yaptılar' diyorlar. Kardeşim ölmüş, babam hastanede can çekişiyor, ben neyin kutlamasını yapacağım? Bana bunu kanıtlasınlar, gözünüzün önünde kendimi vurmazsam adam değilim! Sosyal medyada bilip bilmeden paylaşım yapıp karşı tarafı da bizi de kışkırtıyorlar. Dedem ile onların amcaları bacanak. 60 yıldır komşuyuz, akrabayız. Biz kötü insanlar değiliz. Lütfen milletin oyununa, kışkırtmalarına gelmeyelim."
Bölge Liderlerine ve Aşiretlere Çağrı: "Bu Ateşe Bir Su Dökün"
Konuşmasının sonunda gözyaşları ve feryatlar içinde Batman’ın önde gelen isimlerine, vekillere ve aşiret liderlerine seslenen Görege ailesi mensubu, kanın durması için gerekirse halkın yürümesi gerektiğini ifade etti. Husumetin daha fazla can almaması için barış elçilerini acilen göreve davet eden temsilci, çağrısını şu duygusal sözlerle tamamladı:
"Milletin oyununa gelmeyelim. Sayın Valimize, milletvekillerimiz Sayın Ferhat Nasıroğlu’na, Serkan Ramanlı’ya, Faris Özdemir’e ve tüm bölge aşiret liderlerine sesleniyorum: Bu ateşe bir su dökün! Buna bir çözüm bulun, nereye kadar sürecek? Bu işte rol almazsanız 'büyüğüm, aşiret lideriyim' demeyin. Direk ailesine de sesleniyorum; gelsinler el ele tutuşalım, bir olalım. Bu olaya kim sebep olduysa devlet onları cezalandırsın. Benim de canım gitti, senin de canın gitti. Sen acın benim acımdır, teyzemdir, canımdır, kanımdır. Batman’ın huzurunu bozmaya hakkımız yok. Lütfen sesimizi duyun, bu kanı durdurun."





