Serbest bırakılan gazeteci esir Muhammed Kaud, işgalcilerin cezaevlerinde Ramazan ayının maneviyat ile zulmün iç içe geçtiği ağır şartlarda yaşandığını aktardı. Kaud, özellikle Sde Teyman hapishanesinde maruz kaldıkları uygulamaların sıradan bir cezaevi düzeninden çok sistematik işkence merkezini andırdığını ifade etti.
Kaud'a göre Ramazan hazırlıkları daha Şaban ayında başlıyor. Esirler, aileleriyle geçirdikleri eski Ramazanları anarak teselli bulmaya çalışıyor. Ancak bu hatıralar, demir parmaklıklar ardında derin bir hasrete ve psikolojik baskıya dönüşüyor. Son hafta ise Kur'an hatimleri ve dini dersler gizlice yapılıyor; zira işgalciler toplu ibadete izin vermiyor.
En ağır uygulamalardan biri ise aç bırakma politikası. Kaud, iftar öncesinde koğuşlara baskın düzenlendiğini, getirilen yemeklerin yerlere atılıp çiğnendiğini anlattı. Bu nedenle esirlerin kimi zaman yalnızca suyla günlerce oruç tutmak zorunda kaldığını belirtti. Bu uygulamaların bilinçli şekilde iradeyi kırmaya yönelik olduğunu vurguladı.
Sde Teyman'daki koşulların daha da ağır olduğunu dile getiren Kaud, esirlerin gece ile gündüzü ayırt edemediğini, elleri bağlı ve gözleri kapalı şekilde diz çökmeye zorlandıklarını söyledi. Saat sormanın dahi ceza sebebi olduğunu belirten Kaud, özellikle Ramazan ayında baskıların arttığını kaydetti.
Esirlerin imsak ve iftar vakitlerinden habersiz bırakıldığını, sahur için yemek istediklerinde vaktin kasıtlı olarak geçirildiğini ifade eden Kaud, bunun dini hassasiyetleri hedef alan bilinçli bir uygulama olduğunu söyledi.
7 Ekim sonrası baskıların daha da arttığını aktaran Kaud, cemaatle namaz, cuma namazı ve dini derslerin tamamen yasaklandığını, hatta abdest almanın dahi engellendiğini belirtti. Koğuşların sürekli kameralarla izlendiğini, en küçük hareketin cezaya dönüştüğünü ifade etti.
Ramazanın son on gününde yaşanan bir olayı da paylaşan Kaud, birkaç saniyelik secde nedeniyle bir esirin saatlerce ayakta bekletildiğini, ardından darbedilip soyularak aşağılayıcı şekilde tekrar secdeye zorlandığını anlattı.
Kaud'un tanıklığı, işgal zindanlarında Ramazanın ibadetle birlikte ağır baskı, açlık ve aşağılamayla iç içe geçtiğini ortaya koyuyor. Esirlerin, tüm bu zulme rağmen ibadetlerinden vazgeçmediği vurgulanıyor. (İLKHA)





