Brent petrol 100 doların altına indi
Brent petrol 100 doların altına indi
İçeriği Görüntüle

Farklı kurumların yaptıkları son araştırmalara göre açlık sınırının 7 ile 8 bin lira arasında seyrederken yoksulluk sınırının 24 bin liraya yaklaştığını ifade eden HÜDA PAR, "Büyük çoğunluğu dar veya sabit gelirli olan halkın belirtilen sınırların altında bir hayat mücadelesi verdiği görülmektedir. Küresel çaplı bir enflasyon artışı yaşandığı doğrudur. Ancak Türkiye açısından enflasyonu daha can yakıcı kılan yüksek kur ve gelir dağılımındaki adaletsizliktir. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yüksek enflasyonun bütün yükünü dar gelirli ve sabit ücretli büyük kitlenin üzerine yıkmaktadır. Bu sebeple yoksulluk halkın büyük bir kesimi açısından kronik hale gelmiştir. Geniş halk kitleleri için kronik yoksulluğun olağan hale getirilmesi kabul edilemez. Hükümet açısından halkın alım gücünü yükseltmek öncelikli hedef olarak belirlenmelidir. Hayat pahalılığını önlemek ve gelir dağılımında adaleti sağlamak için gerekli tüm adımlar atılmalıdır." dedi.

Hasta mahkûmlara değinilen açıklamada, hükümet tarafından gündeme alındığı ifade edilmesine rağmen hasta ve yaşlı mahkûmlara dair vicdanları rahatlatıcı bir düzenlemenin henüz yapılmadığını söyleyen Emiroğlu, cezaevlerinin bu kişiler için birer eza evi olmaktan çıkarılması, insan onuruna yakışır bir biçimde tedavi almalarının önü açılması gerektiği söylendi.

Açıklamada, "Hasta mahkûmların, tedavilerinin yapılabilmesi için işledikleri suçlara bakılmaksızın cezalarının infazı ertelenmelidir. Bu hak, sadece imtiyazlı ve kamuoyuna mal olmuş bazı mahkûmlar için değil, ayrım yapılmadan bütün mahkûmlar için uygulanmalıdır. Bu çifte standarttan vazgeçilmediği sürece hukuk mekanizmasının adilliğine yönelik tartışmalar sona ermeyecektir." denildi.

Mevcut koşulları itibariyle cezaevlerinin ya kronik hastalıklara sebebiyet vermediğini ya da var olan hastalıkların ilerlemesine neden olduğunu söyleyen HÜDA PAR, "Özellikle ağır infaz rejimi uygulanan mahkûmların kronik hastalıklarının da olması durumunda kendi bakımlarını sağlayabilmeleri, tedavi edilebilmeleri, tedavilerine paralel beslenme ve diğer imkânlardan yararlanabilmeleri mümkün değildir. Kanser gibi ağır hastalıkların, cezaevlerinde pek çok ölüme de sebebiyet verdiği kamuoyunun malumudur. Ağır hastalığı bulunan mahkûmların bakımlarının ve tedavilerinin sağlanması ve hiç değilse son zamanlarını aileleriyle geçirebilmeleri adına infaz ertelemesinin kolaylaştırılması gerekir. Adli Tıp Kurumu ideolojik ve siyasi saiklerle hareket etmekten vazgeçmeli, kişinin mahkûm olduğu suçları hastalıklarının önünde görmemelidir. Adli Tıp Kurumu’nun yanı sıra tam teşekküllü diğer hastanelerin raporlarıyla da infaz ertelemesi kararı verilebilmelidir." İfadelerini Kullandı.()

Kaynak: HABER MERKEZİ