Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) tarafından hazırlanan “Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye’de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri” başlıklı araştırma, okullardaki güvenlik algısı, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi ve akran zorbalığına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu.

Araştırmayı değerlendiren Eğitim-Bir-Sen Batman Şube Başkanı Şeyhmus Önlü, çocukların güvenli bir ortamda eğitim almasının, öğretmenlerin mesleki otoritelerinin desteklenmesinin ve ailelerin eğitim sürecine katılımının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Araştırmaya 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli olmak üzere toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Türkiye genelinde gerçekleştirilen çalışmada okul güvenliği, disiplin süreçleri, akran zorbalığı, siber zorbalık ve ebeveyn tutumları incelendi.

Önlü, okul güvenliğinin yalnızca yetişkinlerin değerlendirmeleri üzerinden ele alınmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Çocuklarımızın okulda kendilerini ne kadar güvende hissettiklerini, teneffüslerde neler yaşadıklarını, dışlandıklarında kime başvurabildiklerini ve karşılaştıkları sorunları rahatlıkla anlatıp anlatamadıklarını dikkate almak zorundayız. Güvenli okul anlayışı, öğrencilerimizin yaşadıklarını dinlemeyi ve sorunlara zamanında çözüm üretmeyi gerektiriyor.”

“Öğretmenlerimiz desteklenmeli, disiplin sistemi güçlendirilmeli”

Araştırma sonuçlarında öğretmen otoritesine ilişkin dikkat çekici veriler bulunduğunu belirten Önlü, öğretmenlerin yüzde 90,7’sinin mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşündüğünü hatırlattı.

Öğrencilerin yüzde 71,8’inin, velilerin ise yüzde 86’sının öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli gördüğünü aktaran Önlü, öğretmenlerin eğitim ortamındaki rollerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Önlü, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Öğretmen otoritesinden kastımız baskı veya keyfîlik değildir. Adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Öğretmenlerimizin sınıfta karşılaştıkları sorunlara müdahale ederken yalnız bırakılmaması gerekiyor. Zorbalıkla mücadele konusunda öğretmenlerimize sorumluluk yüklemek kadar, onların bu sorumluluğu yerine getirebilecekleri etkili bir sistem oluşturmak da önemlidir.”

Araştırmada öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin değerlendirmesinin beş üzerinden 2,53, sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirmesinin ise 1,98 düzeyinde kaldığını belirten Önlü, disiplin süreçlerinin etkinliğinin artırılması gerektiğine dikkat çekti.

“Akran zorbalığı hafife alınmamalı”

Akran zorbalığının yalnızca fiziksel saldırılardan ibaret olmadığını vurgulayan Önlü, hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlama gibi davranışların da çocukların psikolojik ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 18,1’i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5’i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2’si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını belirtti.

Önlü, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Bir çocuğun zarar görmesi için mutlaka fiziksel bir saldırıya uğraması gerekmiyor. Sürekli alaya alınmak, küçük düşürülmek, arkadaş grubundan dışlanmak veya dijital ortamlarda hedef gösterilmek de ciddi sorunlara yol açabilir. Bu davranışların çocuklar arasında yaşanan sıradan anlaşmazlıklar olarak görülüp geçiştirilmemesi gerekiyor. Zorbalığın erken fark edilmesi ve gerekli müdahalenin zamanında yapılması büyük önem taşıyor.”

Gazetemizden İŞKUR Müdürü Aktan’a Nezaket Ziyareti
Gazetemizden İŞKUR Müdürü Aktan’a Nezaket Ziyareti
İçeriği Görüntüle

“Okul-aile iş birliği artırılmalı”

Güvenli okul ortamının oluşturulmasında okul yönetimleri, öğretmenler, veliler ve ilgili kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Önlü, zorbalıkla mücadelede etkili bildirim mekanizmalarının kurulmasının önemine değindi.

Önlü, “Öğrencilerimiz yaşadıkları sorunları korkmadan anlatabilmeli ve başvurularının karşılık bulacağına inanmalıdır. Bunun için bildirim mekanizmaları güçlendirilmeli, öğretmenlerimiz kurumsal açıdan desteklenmeli ve okul-aile iş birliği artırılmalıdır. Ailelerin bilinçlendirilmesi ve rehberlik hizmetlerinin etkin biçimde yürütülmesi de bu mücadelenin önemli parçalarıdır.” dedi.

Eğitim-Bir-Sen Batman Şube Başkanı Şeyhmus Önlü, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Çocuklarımızın kendilerini güvende hissettiği, öğretmenlerimizin görevlerini sağlıklı koşullarda yerine getirebildiği ve ailelerin eğitim sürecine aktif katılım sağladığı bir okul ortamı oluşturmalıyız. Güvenli okul, yalnızca fiziksel tehlikelerin bulunmadığı bir yer değildir. Her öğrencinin kendisini değerli hissettiği, dışlanma ve zorbalık korkusu yaşamadan eğitim alabildiği bir ortamdır. Bu hedefe ulaşmak için tüm paydaşların sorumluluk alması ve kalıcı çözümler üretilmesi gerekiyor.”

Kaynak: MUHARREM KAYIK