Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Bilal Sambur, salgının insan, toplum ve eğitim üzerindeki olumlu ve
olumsuz etkileri noktasında değerlendirmelerde bulundu.
Tüm dünyayı etkisi altına alan Coronavirus
salgının biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan insan hayatını tehdit ettiğine
dikkat çeken Sambur, salgının sıradanlaştırılmaması gerektiğini ve salgınla
mücadeleye devam edilmesi gerektiğini vurguladı.
Sambur, "İlk başta bu salgın Çin’de
ortaya çıktığında küresel medyaya da yansınca ülkelerde bir duyarlılık oluştu.
Aslında Türkiye’de ilk vaka açıklanmadan önce bu konuda bir farkındalık
oluşmuştu. İnsanlar maske takmaya ve daha az dışarı çıkmaya başlamıştı. Bu işin
tehlikeli olduğunu bir şekilde hissediyorlardı. 3-4 aylık eve kapanma
sürecinden sonra dışarı çıkıldı ve yavaş yavaş tüm yasaklar kaldırıldı.
İnsanlar artık Coronavirus salgınını ciddiye almamaya başladılar. O farkındalık
düzeyi bir duyarsızlığa dönüştü ve ‘ölecekse de gelsin öldürsün bizi’ her şeye
razı olma noktasına gelindi. Bu da biraz mücadeleden vazgeçme anlamına geliyor.
Bu çok tehlikeli bir nokta." dedi.
"VİRÜSE KARŞI KENDİNİ KORUMAMAN HERKES
İÇİN BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR"
Covid-19 sürecinde en önemli değerin insan hayatına
saygı olduğunu belirten Sambur, "Bizde şu anda hem kendi hayatımızı koruma
konusunda hem de diğer insanların hayatlarını, sağlıklarını koruma konusunda
bir duyarsızlaşma var. Bu da hepimiz için çok tehlikeli bir sürecin önünü
açıyor. Salgınla ilgili tehdit devam ediyor fakat bu çok sıradanlaştırıldı.
Sıradan bir risk olarak algılanmaya başlandı. Riskin sıradanlaşması aslında
kötülüğün sıradanlaşması anlamına geliyor. Çünkü virüse karşı kendini korumaman
herkes için bir tehdit oluşturuyor. Benim virüse yakalanmam senin yakalanman
demektir. Bu felaket giderek topluma yayılıyor. Başka insanların hayatları
dahil her şeylerini tehlikeye atıyor. Karşılaştığımız risk rutin sıradan bir
risk değil. Biz bunu sıradanlaştırırsak hem insani hem ahlaki hem de İslami
açılardan büyük bir sorumluluğu yüklenmiş oluruz." ifadelerini kullandı.
"COVİD-19 SALGINI, SALGIN OLMANIN
ÖTESİNDE BİR FELAKETTİR"
Sambur, Mâide Suresi'nin 32’nci
Ayeti Kerime'sini hatırlatarak şöyle devam etti: Bu riski
sıradanlaştırmayarak bu kötülüğün (hastalığın) yaygınlaşmasına elimizden
geldiğince engel olmaya çalışmamız lazım. İnsanlık olarak çok büyük bir
felaketle karşı karşıyayız. Covid-19 salgını salgın olmanın ötesinde bir
felakettir. Dünya ekonomisini, dünya sağlık sistemini, siyasal sistemi ve
uluslararası sistemi o kadar sarstı ki ‘salgın sonrası hiçbir şey eskisi gibi
olmayacak’ dedik. Hakikaten hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması lazımdır. İçinde
bulunduğumuz insanlık durumunu kökten değiştirdiğini kabul etmemiz gerekiyor.
Yeni duruma göre yaşamamız lazım. İnsanlar artık eskisi gibi düğün yapmamalı.
Eskisi gibi saatlerce kafelerde oturup sohbet edilmemeli ve eskisi gibi
ziyaretler yapılmamalıdır. Eskisi gibi herkesle tokalaşamayız. Bir yaşam tarzı
değişikliğinden bahsediyoruz. Tedbirlere uymalıyız çünkü söz konusu olan insan
hayatıdır. İnsan hayatı söz konusuysa hangi tedbir maksimum düzeyde alınırsa
alın risk varsa yapılacak faaliyetten vazgeçilmeli. Maske takma konusunda çok
bilinçsiziz. Kullanılan maskeleri yerlere atıyorlar. Bu konuların hepsinde
insan hayatına saygı ilkesi çerçevesinde üzerimize düşeni yapmamız gerekiyor.
Bir başkasına zarar vermeme ilkesi çok önemli bir ilkedir. Kendime ve bir
başkasına zarar vermemek için hayatımı yeniden nasıl düzenlerim. Eski
kalıplarla davranamayız. Düğün, dernek, taziye ve birçok örf ve adetleri salgın
bitene kadar bir şekilde unutmamız gerekiyor.
"ONLİNE EĞİTİM PROGRAMLARI SAYESİNDE
EĞİTİM DEVAM ETTİRİLEBİLİYOR"
Salgın sonrası artık eğitimin eskisi gibi
olamayacağına dikkat çeken Sambur, "Kurumsal anlamda eğitim artık mevcut
şartlarda devam ettirilemez hale geldi. Mekân olarak okullarda yapılan faaliyet
evlere taşındı. Sahip olduğumuz teknolojik imkanlar sayesinde eğitim devam
ettirilebilir durumdadır. Online eğitim programları sayesinde eğitim devam
ettirilebiliyor. Okul sadece okul değildi. Okul aynı zamanda sosyalleşme
mekanıydı. Okulda öğretmenler yol gösteriyorlardı. Online eğitimde aileler hem
öğretmenin misyonunu yüklenme hem de arkadaşlarının misyonunu yüklenme
göreviyle karşı karşıyalar. Yeni dönemde anne baba olmak ne demek? Yani anne
baba olmak demek çocuğa bilgisayar alıp onu bilgisayar başına utturtmak mıdır?
Öğrenci olmak demek sadece EBA ve online programlardan program seyretmek midir?
Bunun üzerinde yeniden düşünülmesi lazım. Aile fertlerinin birbirleriyle daha
çok sosyalleşebilecekleri yeni bir tanımlama yapması gerektiğini düşünüyorum.
Veliler yol gösteren bir öğretmen misyonunu nasıl edinebilirler ve eğitimde
nasıl rehber olabilirler bunun üzerine de düşünmesine ihtiyaç var." dedi.
"ONLİNE EĞİTİMİN EN ÖNEMLİ FAYDASI ZAMAN
VE MEKÂN SINIRINI ORTADAN KALDIRABİLİYOR"
Online eğitim imkanlarının veriminin kullanım
tarzıyla ilgili bir husus olduğunu dile getiren Sambur, "Online eğitimin
en önemli faydası zaman mekân sınırını ortadan kaldırabiliyor. Sınırsız bir
şekilde eğitimi istediğiniz zaman istediğiniz yerden alabiliyorsunuz. Birçok
fiziki zaman kaybını ortadan kaldırıyor. Servise binmiyorsunuz, sabah erken
kalkmak zorunda değilsiniz, bütün gününüzü bir yerde harcamak zorunda değilsiniz.
Online eğitimin böylece çok olağanüstü imkanları var. Sürecin verimli olması
tamamen kişinin seyrettiği programın üstüne kendisinin ne eklediğine bağlıdır.
Eğer dersi dinledikten sonra bir öz disiplin bilinciyle kendini araştırmaya ve
okumaya sevk ederse faydalı olur. Online teknoloji sayesinde bilgi ve kaynaklar
etrafımızda sarılı istediğimiz bilgiye ve kaynağa ulaşabiliyoruz. Eğer öğrenci
bilgilerini çeşitlendirir ve imkanları kullanırsa farklı kaynaklara ulaşırsa
verimlilik düzeyi çok fazla artar. Dünya kaçınılmaz bir şekilde online eğitime
dönecek. Bu süreçteki problem eski kurumsal eğitim ile birdenbire kendimizi bu
işin içinde bulduğumuzdan yeni duruma adapte olmakta zorlanıyoruz. Ama
tecrübemiz artıkça bunu başaracağız. Bu süreçte teknolojide olan eksiklikler
fark edildi ve altyapılar güçlendirildi. Online eğitimde ihtiyaçlar ortaya
çıktıkça imkanlar da artıyor." ifadelerini kullandı. İLKHA





