Yadenur Nine’yi haber için gittiğimiz Gercüş’e bağlı Cımeline Köyünde tanıdık. Çok yaşlıydı. Konuşma zorluğu çekiyordu. Çocukluğunu geçirdiği yıkık, tek odalı, taştan, toprak damlı evi işaret edip bize anlatırken gözleri dolan Yadenur Nine, çok zorluk çektiklerini ama yine de mutlu olduklarını söyledi.
Bugünün insanlarının çok şanslı olduklarını belirten Yadenur Nine, “ Siz çok şanslısınız. 3-4 odalı evlerde yaşıyorsunuz. Her şeyiniz ayrı. Banyonuz, mutfağınız, tuvaletiniz, hatta yatak odalarınız ayrı. Bu güzelliğin kıymetini bilin. Evlerinizin her yerinde musluklar var. Allah’a şükredin, verdiği nimetlere nankörlük etmeyin.” Diye konuştu.
Elleriyle bir zamanlar içinde yaşadığı, çocukluk yıllarını geçirdiği yıkık evi gösteren Yadenur Nine, “ Ben çocukken köyümüzde bu evlerden çok vardı. Zengin sayılanlar bile bu tür evlerde yaşardı. Gördüğünüz gibi çoğu yıkık. Ama bir zamanlar içleri cıvıl cıvıldı. Çocuk sesleriyle dolup taşardı bu evler. O zamanlar aileler kalabalıktı. Her aile 9-10 kişiden oluşurdu genelde. Nineler, dedeler de çocuklarıyla birlikte yaşarlardı. Gelinler evin içine getirilirdi. Amca-yeğen, dede-torun aynı evde yaşardı.” Dedi.
İçlerinde yaşadıkları evlerin genelde tek odalı olduğunu belirten Yadenur Nine, “ Bu evlerde yaşamak çok zordu. Evlerimiz genelde tek bir oda ve küçük bir sahanlıktan oluşurdu. Altında da ahır vardı. Aynı odada banyo yapar, aynı odada ocak kurup yemek yapar, aynı odada oturur ve aynı odada yatardık. Yataklarımız yan yana serilirdi. Her istediğimiz zaman banyo yapamazdık. Banyo günlerimiz vardı. Annelerimiz leğenin içini suyla doldurup öyle yıkardı bizi. Elektrik, su yoktu. Suyumuzu köy pınarından getirirdik. Akşamları lamba veya çıra ışığında otururduk.” İfadelerini kullandı.
Tüm bu zorluklara rağmen yine de mutlu olduklarını belirten Yadenur Nine, “ Evet, çok zorluk çekerdik ama mutluyduk. Çünkü o zamanlar insanlar birbirlerini severlerdi. Birlikte yaşamaktan hoşlanırlardı. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi vardı. İnsanlar dindardılar. Azla da yetinmesini bilirler, açgözlü davranmazlardı. Herkes bir işe koşardı. Havamız temizdi. Yemeklerimiz az ama lezzetliydi. Hatırlıyorum küçüklüğümü. Çocuklarla oynar, acıktığım zaman eve gelip annemden yemek isterdim. Ekmeğime salça sürer beni gönderirdi. Gerçekten mutluyduk.” Diye konuştu. AHMET KÖLGE




