Sunuculuğunu Abdurrahim Demirtaş'ın üstlendiği program, Muhammed Habib Durmaz hocanın yüreklere dokunan Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Manevi atmosferin yüksek olduğu meydanda, eller İran, Filistin, Lübnan ve tüm mazlum coğrafyalar için semaya kalktı.

"Zillet Cenderesinden Kurtuluşun Yolu Vahdettir"
Programın hitabet kısmında söz alan Molla Mehmet Ali Altun, bölgedeki direnişin ehemmiyetine dikkat çekerek önemli mesajlar verdi. Molla Mehmet Ali Altun, İslam dünyasının içinden geçtiği zorlu sürece dikkat çekerek, Müslümanların sayıca ve imkan bakımından eksik olmadığını ancak "dünya sevgisi ve ölüm korkusu" nedeniyle bir zillet cenderesine mahkum edildiğini ifade etti. Altun, "Gazze’de yıllardır süren katliamı bir film izler gibi seyrettik; ardından Lübnan, Irak, Suriye, Yemen ve şimdi de İran hedef alındı. Bu sessizlik ve parçalanmışlık bizi her geçen gün daha da güçsüzleştiriyor. Mescid-i Aksa’mızın rükû ve secdelerden mahrum bırakıldığı bu tabloda, oturup çareler üretmek zorundayız," diyerek ümmetin sessizliğini eleştirdi.
"Küfür Mezhebe Bakmıyor, İman Eden Herkese Saldırıyor"
Müslümanlar arasındaki tefrika ve nifakın en büyük "ur" olduğunu vurgulayan Altun, düşmanın stratejisine karşı şu çarpıcı tespiti yaptı: "Bakın küfre; onlar ırka, mezhebe ya da devlete bakmıyor. Küfür bir bütün olarak 'iman ettim' diyen herkese saldırıyor. Onlar bizi tek bir millet olarak görürken, biz basit mazeretlerin arkasına sığınıp gücümüzü dağıtıyoruz. Mezhepleri, meşrepleri ve ırkları bir kenara bırakıp Müslümanca hareket etmediğimiz sürece bu barbar çetelerin son darbeyi vurma iştahı kesilmeyecektir. Kurtuluş, ancak özümüze ve Kur'an’ın sesine kulak vererek el ele vermemizle mümkündür."

"Umutsuz Değiliz, Zalimlerin Canı Yanıyor"
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen ümidin kesilmemesi gerektiğini belirten Molla Mehmet Ali Altun, direnişin meyvelerini vermeye başladığını ifade ederek konuşmasını şu dualarla tamamladı: "Dün canımızı yakan canavarların bugün canları yanıyor; füzeler zalimlerin kalbinde yürüyor, korkudan sığınaklara hapsolmuş durumdalar. Eğer bütün ümmet ayağa kalkıp zalime dur dese, hiçbir zulüm bu iman karşısında duramaz. Rabbim bizleri İslam ile dirilen, muhabbet tohumları eken şuurlu Müslümanlardan eylesin. Amerika despotuna ve siyonist çetelere karşı Gazze'de, Yemen'de, Lübnan'da ve İran'da cihat eden kardeşlerimizi muzaffer kılsın."

"Böl, Parçala, Yut Politikalarını Reddediyoruz"
Batman’daki sivil toplum kuruluşları adına hazırlanan ortak metni Abdullah Özalp okudu. Coğrafyamızın sınırlarının kanla yeniden çizilmek istendiğine vurgu yapan Özalp, "İşgalci İsrail’in ve ona her türlü desteği veren ABD’nin uyguladığı ‘böl, parçala, yut’ politikalarını reddediyoruz. Kendi topraklarımızda ne siyonist işgalini ne de bölgeyi istikrarsızlaştıran Amerikan askeri varlığını istiyoruz," ifadelerini kullandı.
Özgürlük Filosu’na Selam: "100 Gemi Onur Taşıyacak"
Basın açıklamasında, Nisan ayında yola çıkması beklenen ve 100’den fazla gemiden oluşan Özgürlük ve Sumud Filosu’na özel bir parantez açıldı. Bu girişimin sadece insani yardım değil, insanlık onurunu ve teslim olmayan direniş ruhunu taşıdığı belirtilerek, Batman halkının bu tarihi yürüyüşün arkasında olduğu ilan edildi.

Mescid-i Aksa ve Kutsallara Yönelik Saldırılar
Siyonist çetenin Mescid-i Aksa üzerindeki baskılarına da değinilen açıklamada, "Kudüs’ün kapılarına vurulan her kilit; barışa, kardeşliğe ve insanlık vicdanına vurulmuş bir darbedir. 2 milyar Müslüman’ın inancına yapılan bu küstah saldırıya karşı sessiz kalmayacağız," denildi. İnanç özgürlüğünün ihlal edilmesinin tüm insanlığın ortak meselesi olduğu hatırlatıldı.
Sömürü Düzenine Karşı Direniş Çağrısı
Bölgedeki savaşların arkasındaki enerji ve kaynak sömürüsüne dikkat çeken platform, Mezopotamya’nın zenginliklerinin küresel güçlerin değil, bu topraklarda yaşayan halkların hakkı olduğunu vurguladı. Gazze, Lübnan, Suriye, İran ve Yemen’de yaşanan acıların aynı karanlık merkezin ürünü olduğu ifade edilerek; dil, ırk ve mezhep gözetmeksizin siyonizme karşı "tek yürek" olma çağrısı yapıldı.

Dua ile Kapanış
Kitlesel katılımın sağlandığı ve sloganlarla işgal rejiminin lanetlendiği program, Abdulkerim Eminel'in mazlumların kurtuluşu ve ümmetin vahdeti için yaptığı içten dua ile sona erdi.





