Yaptıkları
memleket ziyaretlerinde, halkın ve siyasilerin gündeminin bir olmadığını
müşahede ettiklerini söyleyen Yapıcıoğlu, "Vatandaşın gündeminde en fazla
yer alan konu hayat pahalılığı. Yani ekonomi üst başlığı altında
toplayabileceğimiz; bazen eleman bulamama, bazen iş bulamama, bazen ücretlerin
yetersizliği, bazen esnafın işinin iyi gitmemesi, bazen kiraların yüksekliği
bazen faturalar…" dedi.
"Sömürü
çarkı devam ettiği müddetçe kazanan kapitalistler; kaybedenler dar gelirli
vatandaşlar…"
Yapıcıoğlu,
"Hayat pahalılığı ekonomik bir sıkıntı var, küresel bir sıkıntı var fakat
bu küresel anlamda reel sektörün ve dar gelirlilerin çok ciddi sıkıntılar
yaşadığı dönemde Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 42,8'den
yüzde 60,4'e çıkardı bu dönemde. Aynı dönemde bankalar ikinci çeyrek kâr
tahminleri açıklandı. Bazı bankalar net karlarını açıkladılar. Son 1 yılda
bankaların kârlarını 5'e katladıklarını anlıyoruz. Sadece mayıs ayında
bankacılık sektörünün Türkiye'de kâr artışı yüzde 742. İlk 5 ayda toplam yüzde
434 kâr artışı sağlamıştır. Şimdi bu rakamları niye verdim? Sıkıntılar var ama
bu sıkıntılara çözüm getirmek isteyenler bu sistemin içerisinde sadece rakip
siyasi parti veya diğer bloktaki ve ittifaktaki partileri eleştirmek suretiyle
bu işe çözüm getireceklerini düşünüyorlar. Ama sistem bu olduğu müddetçe,
sömürü çarkı devam ettiği müddetçe kazanan sermayedar, kazanan daha doğrusu
kapitalist para sahibi yani finans sektörü yani bankalar… Kaybeden ise risk
alıp üretmeye çalışanlar, alın teri ve emek ortaya koyarak bir şeyler
üretenler, dar gelirli vatandaşlar, çiftçiler, köylüler, ziraatla memleketin,
insanın karnını doyurmaya çalışanlar…" diye konuştu.
Sistemin
değişmesi gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, "HÜDA PAR olarak diyoruz ki
sistemin işleyişi masaya yatırılmadan, buna bir neşter atılmadan bu kriz geçici
bir süreliğine biraz daha devam edecek, belki hafifleyecek ama 3-5 yıl, 8-10
yıl sonra bir daha kendini tekrar edecek. Böylece her krizde yine dar
gelirlinin cebinden çıkanlar büyük paralara sahip olan küresel sermayedarlara
ya da Londra'daki küresel tefecilere akacak." değerlendirmesinde bulundu.
"Eğer
aile çökerse gerçekten o zaman toplumun geleceği karanlıktır"
Aile
kurumunun önemine işaret eden Yapıcıoğlu, "Memlekette eğer aile bağları
çözülürse, eğer aile kurumu çökerse milleti ayakta tutmanın bir yolu kalmaz.
Hangi kurumumuz çökerse çöksün onun yerine belki alternatif kurumlar
getirebilirsiniz ama aile kurumunun yerini tutacak başka bir kurum yoktur. Eğer
aile çökerse gerçekten o zaman toplumun geleceği karanlıktır." ifadelerini
kullandı.
Artan
uyuşturucu bağımlılığına değinen Yapıcıoğlu, kolluk kuvvetlerinden bazı
yetkililerin dahi uyuşturucu satıcılığına karıştığına hatırlattı.
Yapıcıoğlu,
"Bir memleket düşünün ki orada savcılardan birisi uyuşturucu işi
yapabiliyor ve şebeke elemanı olarak polis memurlarını kullanıyor, bir başka
yerde adliyede kendisine teslim edilen uyuşturucu maddeleri muhafaza altına
almak ve yeri zamanı geldiğinde imha etmekle görevli olan kişi bunları tekrar
piyasaya sürüyor ve gençlerimizi zehirliyor! Eğer buna çok ciddi bir tedbir
alınmaz ciddi anlamda çözüm üretilmezse korkarım ki yakın bir gelecekte çok geç
kalmış olacağız." dedi.
"Yabancı
düşmanlığı memleket sathına benzin dökmektir"
Son
zamanlarda yabancı düşmanlığının körüklenmeye çalışıldığına dikkat çeken
Yapıcıoğlu, "Özellikle de güneyden ya da doğudan gelen yani Suriye'den
Irak'tan ya da Afganistan'dan Türkiye'nin doğusunda memleketimize gelenler
sanki istilacıymış gibi, sanki düşmanmış gibi bir algı oluşturulmaya
çalışılıyor. Bu körüklenen yabancı düşmanlığı adeta memleket sathına benzin
dökmektir. Bunun hazırlıkları yapılıyor ve bu benzin her tarafa döküldükten
sonra belki birileri zamanı geldiğinde, karar verdiğinde bir kibrit yakacak ve
belki memleket yangın yerine dönecek. Allah muhafaza etsin. Bu tehlikeli
oyunların mutlaka farkında olmak gerekir. Bu şekilde ötekileştirici,
düşmanlaştırıcı söylem kullananlara karşı teyakkuzda olmamız gerekir."
şeklinde konuştu.
Yapıcıoğlu,
Sadece Türkiye'de değil bütün olarak bölgede, komşu ülkelerde de bir kaos
planının şu anda adım adım yürürlüğe konduğuna işaret etti.
"Ülkeler
arası sorunlar barışçıl yöntemlerle çözülmeli"
Yapıcıoğlu,
"Kendi bölgemizde, coğrafyamızda ya da civarımızda, İslam coğrafyasının
herhangi bir yerinde birbirlerine komşu olan insanlar, aralarındaki sorunları
hem iç hem de ülkeler arası sorunları mutlaka kendi aralarında diyalogla,
barışçıl yöntemlerle çözmek zorundadırlar. Eğer gerginliği artırıcı adımlara
devam ederlerse sıcak çatışmalar bölgeye yayılırsa ya da iş emperyalistlere
havale edilirse ya da Amerika veya Rusya ya da diğer küresel emperyalist güçler
hakem olarak, bu işe çözüm bulsun; gelsin aramıza girsin, denilirse herkes
bilmeli ki ne Batı emperyalizmi ne doğu emperyalizmi hiçbirimize dost değil ve
hiçbiri buradaki halkların iyiliğini istemez." dedi.
"Seçime
giremezsek faydalı olacağına inandığımız adaylara oy veririz"
Bir
gazetecinin yerel veya genel seçimlerde nasıl bir tavır takınacaklarını sorması
üzerine Yapıcıoğlu, "İnşallah kendi adaylarımızı çıkarıp kendi
adaylarımızı destekleyeceğiz. Çıkaramazsak da diğer partilerdeki adayların
durumuna bakacağız. Partim seçime giremeyecekse diğer adaylar arasında memleket
için en faydalı olacağına inandığımız kimse ona destek veririz ya da tabanımızı
serbest bırakırız." yanıtını verdi.
Yapıcıoğlu,
bazı siyasilerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni Türkiye'nin temel problemi
olarak gördüğünü hatırlatması üzerine şöyle konuştu:
Sorun
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden mi kaynaklanıyor? Biraz önce ben sistem
dedim ama benim sistemden kastım kapitalist ekonomik sistem idi. Şimdi şu anda
bir ekonomik kriz var sadece Türkiye ile ilgili değil, dışarıda bir sıkıntı var
ama 2011'de de bir kriz daha yaşanmıştı. O zaman Türkiye'de parlamenter sistem
vardı. 2001'de bir kriz daha yaşanmıştı. Ve o kriz bugünkü iktidarı iktidara
getirmişti. O dönem hükümet olan partilerin tamamının baraj altında kalmasına yol
açmıştı o kriz. İşte bu kapitalist ekonomik sistem kriz üretiyor düzenli
aralıklarla. Bu anlaşılmadan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminden bir daha
parlamenter sisteme dönsek, parlamenter sistemden sonra yarı başkanlık
sistemini de getirsek, onu kaldırıp krallık da getirsek, onu da kaldırıp
federasyon sistemi getirsek, her ne getirirsek getirelim kapitalist ekonomik
modeli uyguladığınız müddetçe 8-10 yılda bir kriz yaşamaya devam edeceğiz.
Denizli'deki
temaslarının ardından Yapıcıoğlu, Aydın iline geçti.




