Hane gelirlerinin önemli bir bölümünün kira, gıda, ulaşım ve enerji gibi temel ihtiyaçlara ayrılması, vatandaşın ay sonunda tasarruf için ayırabileceği payı azaltıyor. Artan yaşam maliyetleriyle birlikte tasarruf yapmak zorlaşırken, yüksek enflasyon da geleceğe yönelik ekonomik planlamayı güçleştiriyor.
Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Yasin Tekin, nüfus yapısındaki değişimin ekonomik açıdan da önemli sonuçlar doğuracağını söyledi.
İLKHA muhabirine konuşan Tekin, 'Türkiye ekonomisinin geleceğini konuşurken artık sadece büyüme ve enflasyon rakamlarına değil, nüfus yapımızdaki değişime de bakmamız gerekiyor. Çünkü Türkiye yaşlanıyor.' dedi.
Yaşlı nüfustaki artışa dikkat çeken Tekin 'TÜİK'in 2025 verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 11,1'e yükseldi. 2020 yılında bu oran yüzde 9,5'ti. Yani sadece beş yıl içerisinde yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki ağırlığı belirgin şekilde arttı. Peki bu neden önemli? Çünkü nüfusun yaşlanması yalnızca sosyal bir konu değil, aynı zamanda çok önemli bir ekonomik mesele.' ifadelerini kullandı.

'Daha az çalışan nüfusla daha fazla emekli ve sağlık harcamasının karşılanması anlamına gelebilir'
Yaşlanan nüfusun ekonomik sonuçlarına değinen Tekin 'Önümüzdeki yıllarda emeklilik ve sağlık hizmetlerine ihtiyaç duyan insanların sayısı artarken, çalışma çağındaki nüfusun toplam nüfus içerisindeki payı azalacak. Bu da ekonomide daha az çalışan nüfusla daha fazla emekli ve sağlık harcamasının karşılanması anlamına gelebilir.' dedi.
'Vatandaş neden tasarruf yapamıyor?'
Tasarrufun öneminin artacağını belirten Tekin 'İşte bu noktada tasarruf daha da önemli hale geliyor. Ancak karşımıza çok temel bir soru çıkıyor: Vatandaş neden tasarruf yapamıyor? Bence mesele vatandaşın tasarruf etmek istememesi değil. Asıl mesele, birçok hanede temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra tasarruf edilecek bir gelirin kalmaması.' diye konuştu.
'Gelirimizin önemli bir bölümü temel ihtiyaçlara gidiyor'
Zorunlu harcamaların tasarruf imkanlarını azalttığını belirten Tekin 'Kira, gıda, ulaşım, enerji ve diğer zorunlu harcamalar arttıkça vatandaşın gelirinden geriye kalan miktar azalıyor. Burada da üçüncü başlık olan enflasyon devreye giriyor.' ifadelerini kullandı.
'Yüksek enflasyon, geleceğe yönelik plan yapma imkanını zorlaştırıyor'
Enflasyonun vatandaş üzerindeki etkisine değinen Tekin 'Temmuz 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,75 seviyesindeydi. Aynı dönemde gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 37,53, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar grubundaki artış ise yüzde 40,32 olarak gerçekleşti. Bu rakamları vatandaş açısından düşündüğümüzde tablo daha anlaşılır hale geliyor.' dedi.
Tekin 'Gelirimizin önemli bir bölümü gıdaya, barınmaya ve diğer temel ihtiyaçlara gidiyorsa, ay sonunda tasarruf için ayırabileceğimiz para doğal olarak azalıyor. Üstelik yüksek enflasyon, sadece bugünkü bütçeyi değil, geleceğe yönelik plan yapma imkanını da zorlaştırıyor.' ifadelerini kullandı.
'Türkiye'nin gelecekte daha güçlü bir tasarrufa ihtiyacı olacak'
Türkiye'nin nüfus yapısındaki değişimin tasarrufu daha önemli hale getirdiğini belirten Tekin 'Oysa Türkiye'nin yaşlanan nüfus yapısı nedeniyle gelecekte daha güçlü bir tasarrufa ve daha yüksek üretkenliğe ihtiyacı olacak. Bu nedenle meseleyi yalnızca 'Vatandaş neden tasarruf etmiyor?' diye sormak yerine, daha doğru bir soru sormamız gerekiyor: Vatandaşın tasarruf edebileceği ekonomik şartları nasıl oluşturabiliriz?' dedi.

'Bunun cevabı tek bir politikada değil'
Ekonomik şartların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tekin 'Bunun cevabı tek bir politikada değil. Fiyat istikrarının sağlanması, satın alma gücünün korunması, üretken yatırımların artırılması, çalışma hayatına katılımın güçlendirilmesi ve uzun vadeli tasarruf imkanlarının geliştirilmesi birlikte düşünülmeli.' diye konuştu.
'Türkiye'nin ekonomik gücünü sadece nüfusumuzun kaç kişi olduğu belirlemeyecek'
Üretim ve tasarrufun önemine dikkat çeken Tekin 'Çünkü önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin ekonomik gücünü sadece nüfusumuzun kaç kişi olduğu değil, kaç kişinin çalıştığı, ne kadar ürettiği, ne kadar tasarruf edebildiği ve bu tasarrufların ne kadarının yatırıma dönüşebildiği belirleyecek.' ifadelerini kullandı.
'Bu üç başlığı birlikte değerlendirmek gerekiyor'
Değerlendirmesinin sonunda nüfus, tasarruf ve enflasyon arasındaki ilişkiye dikkat çeken Tekin, sözlerini şöyle tamamladı:
'Kısacası; Türkiye yaşlanıyor. Tasarruf ihtiyacı artıyor. Enflasyon ise vatandaşın tasarruf kapasitesini zorluyor. Bu üç başlık, birbirinden bağımsız değil. Ve Türkiye'nin önümüzdeki 10-15 yıllık ekonomik geleceğini konuşurken bu üç konuyu birlikte değerlendirmek gerekiyor.' (İLKHA)





