TÜİK’in 2015-2025 dönemine ilişkin verileri, çocukların karşı karşıya kaldığı sorunların boyutunu gözler önüne serdi. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 10 yılda 447 bin 575’ten 609 bin 959’a yükseldi. 2025’te güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların yüzde 58,5’ini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken, suça sürüklenme nedeniyle kayda geçen olay sayısı 196 bin 308 oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı kaynaklarından derlediği “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri”, çocukların güvenlik birimleriyle karşı karşıya geldiği olayların son 10 yıldaki seyrini ortaya koydu.
Geçen Yıl 609.909 Çocuk Suça Karıştı
Verilere göre 2015 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı toplam olay sayısı 447 bin 575 olarak kayıtlara geçti. Bu sayı 2025 yılında 609 bin 959’a yükseldi.
Rakamların ortaya koyduğu tablo, çocukların yalnızca suça sürüklenme açısından değil; mağduriyet, kaybolma, tanıklık ve farklı nedenlerle de güvenlik birimlerinin gündemine geldiğini gösterdi.
Çocukların Suç Dosyası Kabarık
2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı 609 bin 959 olay kayıtlara geçti.
Bu olayların;
- 196 bin 308’i suça sürüklenme,
- 28 bin 251’i kabahat işleme,
- 18 bin 554’ü kayıp bulunma,
- 267 bin 794’ü mağduriyet,
- 92 bin 301’i bilgisine başvurma,
- 6 bin 751’i ise diğer nedenlerden oluştu.
Tablonun en dikkat çekici bölümü ise çocukların mağdur olarak yer aldığı olayların, suça sürüklenme vakalarından daha yüksek olması.
2025 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olayların yaklaşık 267 bin 794’ünde çocuklar mağdur olarak kayıtlara geçti.
Bu rakam, toplamın yaklaşık yüzde 43,9’una karşılık geliyor.
Başka bir ifadeyle, güvenlik birimlerine ulaşan her 10 çocuk olayından yaklaşık 4’ünde çocuklar mağdur konumunda bulunuyor.
Suça sürüklenme rakamı 10 yılda yüzde 46,7 arttı
Verilerde en fazla dikkat çeken başlıklardan biri “suça sürüklenme” kategorisi oldu.
2015 yılında suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 133 bin 829 iken, 2025'te bu sayı 196 bin 308’e yükseldi.
Bu, 10 yılda yaklaşık yüzde 46,7’lik artış anlamına geliyor.
2024 yılında ise aynı kategoride 202 bin 785 olay kaydedilmişti.
Dolayısıyla 2025’te suça sürüklenme olaylarında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 3,2’lik düşüş yaşansa da rakam 10 yıl öncesine kıyasla hâlâ oldukça yüksek seviyede bulunuyor.
Çarpıcı ayrıntı: Çocukların yüzde 68’i erkek
2025 yılı verileri cinsiyet açısından incelendiğinde de belirgin bir fark ortaya çıkıyor.
Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı toplam 609 bin 959 olayın 415 bin 307’sinde erkek çocuklar, 194 bin 652’sinde ise kız çocukları yer aldı.
Buna göre olayların yaklaşık;
Yüzde 68,1’i erkek çocuklara,
yüzde 31,9’u kız çocuklarına ait.
Ancak kategorilere göre dağılım incelendiğinde tablo daha da farklılaşıyor.
Suça sürüklenmede erkek çocuklar açık ara önde
2025 yılında suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı 196 bin 308 olayın 161 bin 518’inde erkek, 34 bin 790’ında kız çocukları yer aldı.
Böylece suça sürüklenme kategorisindeki olayların yaklaşık yüzde 82,3’ünü erkek çocuklar oluşturdu.
Kız çocuklarının payı ise yaklaşık yüzde 17,7’de kaldı.
Mağduriyet tablosunda fark kapanıyor
Mağdur çocuklar açısından ise erkek-kız arasındaki farkın önemli ölçüde azaldığı görülüyor.
2025 yılında çocukların mağdur olarak yer aldığı 267 bin 794 olayın 155 bin 771’inde erkek, 112 bin 23’ünde kız çocukları bulunuyor.
Bu rakamlara göre mağduriyet olaylarının yaklaşık yüzde 58,2’sinde erkek, yüzde 41,8’inde ise kız çocukları yer aldı.
Bu durum, çocukların güvenlik birimleriyle temasında yalnızca suç ve suçluluk ekseninin değil, çocukların korunması ve mağduriyetlerinin önlenmesinin de büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.
En büyük grup 15-17 yaş aralığında
2025 verilerinin yaş gruplarına göre dağılımı da dikkat çekici.
Toplam 609 bin 959 olay içerisinde yaş bilgisi bulunan çocukların büyük bölümünü 15-17 yaş grubundakiler oluşturuyor.
Bu yaş grubunda erkek çocukların karıştığı olay sayısı 259 bin 99, kız çocuklarınki ise 97 bin 975 olarak kayıtlara geçti.
Toplamda 15-17 yaş grubunda 357 bin 74 olay bulunuyor.
Bu da toplamın yaklaşık yüzde 58,5’ine denk geliyor.
Yani güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklarla ilgili olayların yaklaşık her 10’undan 6’sı 15-17 yaş grubunda gerçekleşti.
12-14 yaş grubunda da tablo dikkat çekici
12-14 yaş grubunda ise erkek çocukların karıştığı olay sayısı 91 bin 685, kız çocukların karıştığı olay sayısı 52 bin 31 oldu.
Bu yaş grubunda toplam 143 bin 716 olay kayıtlara geçti.
Böylece 12-14 yaş grubu toplam olayların yaklaşık yüzde 23,6’sını oluşturdu.
0-11 yaş grubunda ise erkek çocuklarda 64 bin 399, kız çocuklarda 44 bin 569 olay kaydedildi.
Bu grupta toplam 108 bin 968 olay bulunuyor.
Yaş gruplarına göre tablo, güvenlik birimlerine yansıyan çocuk olaylarının ağırlıklı olarak ergenlik döneminde yoğunlaştığını gösteriyor.
“Mağdur” sayısı suça sürüklenmenin önünde
2025 yılına ait verilerin belki de en önemli sonuçlarından biri, çocukların güvenlik birimlerine yalnızca suç nedeniyle gelmediğini göstermesi.
267 bin 794 mağduriyet olayı, çocukların korunmasına ilişkin politikaların ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Suça sürüklenme nedeniyle kayda geçen olay sayısı ise 196 bin 308.
Aradaki fark yaklaşık 71 bin 486 olay.
Bu tablo, çocuklara ilişkin güvenlik politikalarının yalnızca suçla mücadele kapsamında değil; aile, okul, sosyal çevre, dijital ortam, çocuk koruma mekanizmaları ve sosyal destek başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Kayıp çocuklarda 10 yıllık artış yüzde 94’e ulaştı
Verilerde dikkat çeken bir başka başlık ise kayıp olup daha sonra bulunan çocuklar.
2015 yılında kayıp (bulunan) çocukların karıştığı olay sayısı 9 bin 541 olarak kaydedilmişti.
2025 yılında ise bu sayı 18 bin 554’e çıktı.
Böylece 10 yıllık dönemde kayıp bulunan çocuklara ilişkin olay sayısı yaklaşık yüzde 94,5 arttı.
2025 yılında bu kategoride erkek çocukların sayısı 10 bin 558, kız çocukların sayısı ise 7 bin 996 oldu.
Kız çocukların payının bu kategoride diğer birçok başlığa kıyasla daha yüksek olması da dikkat çekiyor.
Çocukların bilgisine başvurulan olaylar da 92 bini aştı
Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların tanık ya da bilgisine başvurulan kişi olarak yer aldığı olayların sayısı da önemli boyutta.
2015 yılında bu kategoride 71 bin 917 olay kaydedilmişti.
2025 yılında ise rakam 92 bin 301’e yükseldi.
Böylece 10 yılda yaklaşık yüzde 28,3’lük artış yaşandı.
2025 yılında bilgisine başvurulan çocukların 57 bin 878’i erkek, 34 bin 423’ü kız çocuklardan oluştu.
Kabahat işleme kategorisinde dikkat çeken sıçrama
Verilerde yıllar arasındaki en sıra dışı değişimlerden biri kabahat işleme kategorisinde görülüyor.
2015 yılında bu başlık altında 1 bin 723 olay bulunurken, 2025 yılında sayı 28 bin 251’e yükseldi.
Bu artış yaklaşık yüzde 1.540 seviyesine ulaşıyor.
Özellikle 2020 yılında bu kategorinin 83 bin 611 olay ile olağanüstü bir seviyeye çıkması, sonraki yıllarda ise tekrar gerilemesi dikkat çekiyor.
2025'teki 28 bin 251 olay, 2024'teki 8 bin 729 olayın da oldukça üzerinde bulunuyor.
Bu nedenle kabahat kategorisindeki değişim, yıllar arasındaki olağanüstü dalgalanmanın nedenlerinin ayrıca incelenmesini gerektiren başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
2024’ten 2025’e toplam sayı geriledi ama tablo hâlâ ağır
2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocukların karıştığı olay sayısı 612 bin 651 olarak kaydedilmişti.
2025 yılında bu sayı 609 bin 959’a geriledi.
Yani bir yılda yaklaşık 2 bin 692 olaylık, yüzde 0,4 civarında bir düşüş yaşandı.
Ancak 2015 yılıyla karşılaştırıldığında tablo tamamen farklı.
2015’teki 447 bin 575 olay, 2025’te 609 bin 959’a çıkmış durumda.
Bu nedenle son bir yıldaki sınırlı düşüş, 10 yıllık yükseliş eğilimini değiştirmiyor.
Rakamlar ne söylüyor?
TÜİK’in verileri tek başına çocukların neden bu olaylara karıştığını açıklamıyor. Ancak rakamlar, çocukların güvenlik sistemiyle temasının çok boyutlu olduğunu açıkça gösteriyor.
Bir tarafta suça sürüklenen çocuklar bulunurken diğer tarafta suç ve şiddetin mağduru olan çocuklar yer alıyor.
Kayıp çocuklar, tanık olarak bilgisine başvurulan çocuklar ve farklı nedenlerle güvenlik birimlerine getirilen çocuklar da tablonun diğer parçalarını oluşturuyor.
Özellikle 15-17 yaş grubunun toplam içindeki yüzde 58,5’lik ağırlığı, ergenlik dönemindeki çocuklara yönelik koruyucu ve önleyici çalışmaların önemini bir kez daha gündeme getiriyor.
Çocukların güvenlik birimleriyle karşılaşmadan önce desteklenmesi; aile, okul, sosyal hizmetler ve yerel yönetimler arasında güçlü bir koordinasyon kurulması, riskli durumların erken fark edilmesi açısından kritik önem taşıyor.




