ABD Başkanı Donald Trump, İran'da rejim değişikliğinin 'olabilecek en iyi şey' olabileceğini söyleyerek Washington'un tehdit dilini bir kez daha yükseltti. Trump, doğru bir anlaşma yapılması halinde saldırıya gerek kalmayacağını savunsa da askeri hazırlıkların sürdüğünü açıkça ortaya koydu.
Kuzey Karolina'daki bir askeri üste konuşan Trump, İran'ın nükleer müzakerelerde 'zor' bir tutum sergilediğini öne sürdü. Tahran üzerinde korku oluşturmanın 'barışçıl çözüm' için gerekli olabileceğini söylemesi ise ABD'nin diplomasiyi dahi baskı ve tehdit üzerinden tanımladığını gözler önüne serdi.
Trump daha önce de müzakerelerin başarısız olması halinde 'hazır' olunması için dünyanın en büyük uçak gemisinin bölgeye gönderileceğini açıklamış, geçen haziranda ABD'nin İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarını hatırlatmıştı. Bu açıklamalar, Washington'un 'barış' söylemi ile askeri güç gösterisini eş zamanlı yürüttüğünü ortaya koyuyor.
ABD basınında yer alan haberlere göre, USS Gerald R. Ford Orta Doğu'ya yönlendirilecek. Halihazırda bölgede bulunan USS Abraham Lincoln ile birlikte iki uçak gemisi grubunun konuşlandırılması planlanıyor. Ayrıca Arap Denizi, Doğu Akdeniz ve Kızıldeniz'de çok sayıda savaş gemisi ve Arleigh Burke sınıfı destroyerin görev yaptığı belirtiliyor.
Reuters'a konuşan iki ABD'li yetkili ise Trump'ın talimat vermesi halinde haftalar sürebilecek sürekli askeri operasyonlara hazır olunduğunu ifade etti. Bu durum, olası bir çatışmanın önceki gerilimlerden çok daha geniş çaplı ve yıkıcı olabileceğine işaret ediyor.
Tahran cephesi ise Washington'un baskı siyasetini reddediyor. İranlı yetkililer, ABD ve siyonist rejimin müdahale için gerekçe üretmeye çalıştığını savunarak herhangi bir askeri saldırıya güçlü şekilde karşılık verileceğini duyurdu. İran, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programının sınırlandırılmasını müzakere edebileceğini belirtirken; balistik füze programı ve savunma kapasitesinin pazarlık konusu olmayacağını vurguluyor.
İran Ulusal Güvenlik yetkilileri, savunma sistemlerinin 'kırmızı çizgi' olduğunu ve müzakereye açık bulunmadığını açıkladı. Askeri hazırlık seviyesinin yüksek olduğu belirtilirken, 'herhangi bir hesap hatasının ağır sonuçlar doğuracağı' uyarısı yapıldı.
ABD'nin 'barış için güç' söylemi altında askeri yığınak yapması ve açıkça rejim değişikliğini dillendirmesi, Washington'un Orta Doğu politikasında gerilimi tırmandıran çizgisini yeniden gündeme taşıdı. Diplomasi çağrıları yapılırken aynı anda uçak gemilerinin sevk edilmesi ise bölge halkları açısından yeni bir çatışma ihtimalini daha da görünür hale getiriyor. (İLKHA)




