Suriye'nin güneyindeki Suveyda vilayetinde silahlı grupların hareketliliği ve siyonist rejimin bölgedeki askeri faaliyetleri, yeni bir çatışma ihtimalini gündeme taşıdı.

Suriye hükümet güçlerinin bölgeye takviye birlikler sevk ettiği, Dürzi silahlı grupların ise stratejik noktalardaki varlıklarını güçlendirdiği bildiriliyor.

Son iki haftada yaklaşık bin asker daha bölgeye gönderildi ve hükümet güçlerinin Suveyda'nın batısındaki mevcudu yaklaşık 3 bine ulaştı.

Siyonist rejimin ise bölgeye helikopterlerle radar ve gözetleme sistemleri dahil askeri teçhizat taşıdığı, bunun kalıcı bir askeri üs kurma hazırlığı olabileceği belirtildi.

Silahlı grupların hareketliliği çatışma kaygısını artırıyor

Suveyda'da etkin olan ve Dürzi lider Hikmet el-Hecri ile bağlantılı Ulusal Muhafızlar adlı silahlı yapılanmanın, vilayet merkezinin çevresindeki stratejik tepelerde kontrolünü güçlendirdiği bildiriliyor. Suriye yönetimi, bazı silahlı grupların hükümet güçlerine karşı yeni bir saldırı hazırlığında olabileceğinden endişe ediyor.

The New Arab'ın 23 Ekim tarihli haberinde de Ulusal Muhafızlar ile Suriye hükümet güçleri arasındaki gerilimin sürdüğü, grubun Suveyda'nın batısında hükümetle bağlantılı güvenlik noktalarına insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediği aktarıldı. Haberde, silahlı grubun Dera kırsalındaki bazı yerleşimlere yönelik tehditlerinin de bölgesel çatışma riskini artırdığı belirtildi.

Suriye yönetimi, siyonist rejimi hükümet dışındaki silahlı gruplara silah ve para desteği vererek ülkedeki istikrarsızlığı körüklemekle suçluyor. Siyonist rejimin güney Suriye'deki askeri varlığını genişlettiğine yönelik haberler, Şam yönetiminin güvenlik kaygılarını artırıyor.

Siyonist rejim krizi daha da karmaşık hale getiriyor

Suveyda'daki gerilim, yalnızca yerel silahlı gruplarla merkezi yönetim arasındaki anlaşmazlıktan ibaret değil. Bölgedeki Dürzi nüfusun güvenliği, Suriye devletinin ülke genelinde otoritesini yeniden tesis etme çabası ve siyonist rejimin güney Suriye'deki askeri faaliyetleri, krizin birbirine bağlı boyutlarını oluşturuyor.

Temmuz 2025'te Dürzi ve Bedevi topluluklar arasında başlayan çatışmaların hükümet güçlerinin müdahalesiyle büyümesi ve ardından siyonist rejimin Suriye'deki hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlemesi, bölgede derin bir güvenlik krizine yol açmıştı. Suveyda'nın büyük bölümü yerel Dürzi güçlerinin kontrolünde kalırken merkezi yönetim ile yerel aktörler arasındaki siyasi anlaşmazlık çözülebilmiş değil.

Suriye, Ürdün ve ABD'nin üzerinde uzlaştığı yol haritası, Suveyda'nın yeniden devlet kurumlarıyla bütünleşmesini, güvenliğin sağlanmasını ve bölge halkının haklarının korunmasını hedefliyor. Ancak sahadaki silahlı gruplar arasındaki görüş ayrılıkları ve dış müdahale, bu sürecin ilerlemesini güçleştiriyor.

Ürdün sınır güvenliğini öncelikli görüyor

Suveyda'daki gelişmeler, Suriye ile uzun bir sınıra sahip olan Ürdün açısından da doğrudan güvenlik riski oluşturuyor. Amman yönetimi, güney Suriye'de kontrolün zayıflamasının silahlı grupların hareket alanını genişletebileceği, kaçakçılık faaliyetlerini artırabileceği ve sınır hattında yeni istikrarsızlık alanları oluşturabileceği endişesini taşıyor.

Medya sektörünün küresel algıyı şekillendirme etkisi
Medya sektörünün küresel algıyı şekillendirme etkisi
İçeriği Görüntüle

Ürdün, krizin çözümünde askeri müdahaleden ziyade Suriye yönetimiyle koordinasyon ve diplomatik girişimleri öne çıkarıyor. Amman'ın Suveyda'daki iç çatışmaya doğrudan askeri müdahalede bulunmasının beklenmediği, buna karşılık Şam'ın ülkenin birliğini ve egemenliğini koruma yönündeki tutumuna siyasi destek vermeyi sürdürdüğü belirtiliyor.

Ürdünlü yetkililer ayrıca Suveyda'ya doğrudan sınır koridoru açılması veya bölgeye Ürdün toprakları üzerinden alternatif bir güzergâhla yardım ulaştırılması yönündeki girişimlere karşı çıkıyor. Amman, bu tür adımların Suriye'nin egemenliğini zedeleyebileceği ve vilayetin merkezi yönetimden ayrışmasını kalıcılaştırabileceği görüşünü savunuyor.

Ürdün'ün güvenlik yaklaşımında sınır hattındaki uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele de önemli yer tutuyor. Amman, geçmişte güney Suriye'deki kaçakçılık şebekelerine yönelik önleyici hava operasyonları düzenlemişti. Bu nedenle Suveyda'da yeni bir güvenlik boşluğu oluşması, Ürdün açısından yalnızca siyasi değil, doğrudan sınır güvenliğiyle ilgili bir mesele olarak değerlendiriliyor.

Şam ve Amman koordinasyonu sürdürüyor

Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi ile Suriyeli mevkidaşı Esad eş-Şeybani, 22 Ekim'de Akabe'de yaptıkları görüşmede ikili ilişkileri ve stratejik iş birliğini ele aldı. Ürdün'ün resmi haber ajansı Petra'nın aktardığına göre Safedi, Suriye'nin birliğini, egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü koruyacak şekilde yeniden inşasına destek verdiklerini vurguladı.

İki bakan, siyonist rejimin Suriye topraklarına yönelik saldırılarını ve askeri ihlallerini de kınadı. Taraflar, bölgesel gerilimin düşürülmesi ve istikrarın güçlendirilmesi için koordinasyonun sürdürülmesi konusunda mutabık kaldı. Ürdün-Suriye Yüksek Koordinasyon Konseyinin bir sonraki toplantısının 8-9 Kasım'da Şam'da yapılması planlanıyor.

Suveyda'da yeni bir çatışmanın önlenmesi, Ürdün açısından sınır güvenliğinin yanı sıra Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunmasıyla da bağlantılı. Ancak silahlı grupların hareketliliği, siyonist rejimin bölgedeki askeri varlığına ilişkin haberler ve siyasi çözüm sürecinin yavaş ilerlemesi, güney Suriye'deki gerilimin kısa sürede sona ermeyebileceğine işaret ediyor. (İLKHA)

Kaynak: İLKHA